Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Allah memandang dunia itu dan hanya melihat kejahatan saja, sebab semua manusia jahat hidupnya
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Da sah Gott auf die Erde, und siehe, sie war verderbt; denn alles Fleisch hatte seinen Weg verderbt auf Erden.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Dieu regarda la terre, et voici, elle était corrompue; car toute chair avait corrompu sa voie sur la terre.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Dio guardò la terra ed ecco essa era corrotta, perché ogni uomo aveva pervertito la sua condotta sulla terra
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.In Bog je videl zemljo, in glej, popačena je bila, kajti vse meso je popačilo pot svojo na zemlji.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.하나님이 보신즉 땅이 패괴하였으니 이는 땅에서 모든 혈육 있는자의 행위가 패괴함이었더라
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Niin Jumala näki, että maa oli turmeltunut; sillä kaikki liha oli turmellut vaelluksensa maan päällä.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Och Gud såg att jorden var fördärvad, eftersom allt kött vandrade i fördärv på jorden.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Og Gud så på jorden, og se, den var fordervet; for alt kjød hadde fordervet sin ferd på jorden.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.og Gud så til Jorden, og se, den var fordærvet, thi alt Kød havde fordærvet sin Vej på Jorden.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Tekinte azért Isten a földre, és ímé meg vala romolva, mert minden test megrontotta vala az õ útát a földön.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.Viděl tedy Bůh zemi, a aj, porušena byla, nebo bylo porušilo všeliké tělo cestu svou na zemi.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.И Бог видя земята; и, ето, тя бе развратена защото всяка твар се обхождаше развратно на земята.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.И воззрел Бог на землю, и вот, она растленна, ибо всякая плоть извратила путь свой на земле.
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.וירא אלהים את הארץ והנה נשחתה כי השחית כל בשר את דרכו על הארץ׃
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.ورأى الله الارض فاذا هي قد فسدت. اذ كان كل بشر قد افسد طريقه على الارض
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.神 觀 看 世 界 、 見 是 敗 壞 了 . 凡 有 血 氣 的 人 、 在 地 上 都 敗 壞 了 行 為
Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.神觀 看 世界 、 見是敗壞 了 . 凡有 血氣 的 人 、 在 地上 都 敗壞 了 行為
Tropik bölgelerde çok çabuk bozulduğu için bu özel aşı monitörünü her bir şişeye koymak zorunda kaldık.이 백신은 열대 지방에서 너무나 빠르게 손상되어서 우리는 모든 약병에 특수 제작된 백신 감시 장치를 설치해야 했습니다
Tropik bölgelerde çok çabuk bozulduğu için bu özel aşı monitörünü her bir şişeye koymak zorunda kaldık.חיסון הפוליו הוא עדין במיוחד. הוא מתקלקל כל כך מהר באזורים הטרופיים שהיינו צריכים לשים את המוניטור המיוחד הזה
Tropik bölgelerde çok çabuk bozulduğu için bu özel aşı monitörünü her bir şişeye koymak zorunda kaldık.حيث أنه يتلف بسهولة في الأجواء الاستوائية و لذا فعلينا أن نضع مؤشرا خاصا للقاح على كل قارورة،
Tropik bölgelerde çok çabuk bozulduğu için bu özel aşı monitörünü her bir şişeye koymak zorunda kaldık.お見せしている、特殊なワクチン・モニターを バイアル瓶ごとに取り付けました。 このモニターは、高温では急速に変化を示すので
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.Et on voit qu'il est déformé.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.E vediamo che è distorto.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.그것이 변화되었음을 알게 됩니다.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.Și vedem că e deformat.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.Und da sehen wir eine Verzerrung.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.Và chúng tôi thấy nó có biến dạng.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.We zien dat ze vervormd zijn.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.Y vemos que está distorsionado.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.И виждаме, че той е изкривен.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.І ми побачимо, що він змінився.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.ואנחנו רואים שהוא מעוות.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.انّ شكله تغيّر.
Ve biçiminin bozulduğunu görürüz.そういった変化の過程を
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.A jak jsem tam seděla, padla na mě deprese.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.E mentre me ne stavo seduta lì, mi sono sentita molto depressa.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Et lorsque je me suis assise, je me suis sentie complètement anéantie,
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Ik zat daar, en werd erg depressief.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Khi tôi ngồi đó, tôi vô cùng chán nản.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.제가 그 장소에 서있었을때, 큰 절망을 느꼈습니다.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Siedziałam tam, bardzo przygnębiona.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Stând acolo, am devenit foarte deprimată.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Y mientras me quedaba allí, me deprimí mucho.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Седях много депресирана.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.Я сидела там и чувствовала себя подавленной.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.וישבתי שם, והייתי מאוד מדוכאת.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.وبينما كنت أجلس هنا، أصبت بالإحباط الشديد.
Ve orada oturduğum gibi, moralim çok bozuldu.会場の壁をながめました
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.Il file XML non ha specificato la sorgente delle immagini, è un forte segnale che il file è difettoso
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.Le fichier XML n'indique pas la source des images. Il est certainement corrompu
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.O ficheiro XML não indicou a origem das imagens, o que indica que o ficheiro poderá estar corrompido
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.Plik XML nie podał źródła obrazków, najprawdopodobniej plik jest uszkodzony.
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.Tập tin XML đã không xác định nguồn của các ảnh: rất ngụ ý là tập tin bị hỏng.
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.XML- filen angav ikke kilden for billederne, dette er en stærk indikation af at filen er i stykker
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.XML- filen angav inte bildernas källa. Det är en stark indikation på att filen är fördärvad
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.XML ملفّ ليس تحديد مصدر من هو a ملفّ هو
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.XML ファイルに画像のソースが指定されていません。おそらくファイルが壊れています。
XML dosyası resimlerin kaynağını belirtmedi, bu dosyanın bozulduğunun belirgin bir göstergesidir.Файл XML не визначає джерела зображень, це є вагомою ознакою пошкодженого файла
Yalnız bu da değil, aynı zamanda gıdamın nereden geldiğiyle ilgili algım bozuldu.A nejen to, přišla jsem o vědomí, odkud pochází mé jídlo.