Kalite bozukluklarını azaltmak.Redukovať nasýtené tuky.
Genellikle nadir olarak etkisiz fagositoz ve makrofaj fonksiyonuna dair bazı bozukluklar tanımlanmıştır.Boli popísané aj niektoré veľmi vzácne choroby spôsobené poruchou fagocytózy či funkcie makrofágov.
Majör depresif bozukluk teşhisini teyit edecek bir biyolojik test yoktur.Biološki testi, ki bi potrdili resno depresijo, ne obstajajo.
Ancak, spesifik bozukluk bilinmemektedir.Specifično protisredstvo ni poznano.
Majör depresif bozukluk, DSM-IV-TR'de mizaç bozuklukları altında sınıflandırılır.Veliko depresivno motnjo DSM-IV-TR razvršča med razpoloženjske motnje.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Vidnih je še nekaj razvalin.
Disleksi, en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biridir.Disleksija yra pats dažniausias mokymosi sutrikimas.
Kendisi 2000 yılında aids'e bağlı organ bozukluklarından ölmüştür.Mirė nuo sunkios ligos komplikacijų 2000 metais.
Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hastalıklara neden olabilir.Tik ligonio imuninė sistema gali susidoroti su infekcija.
Bazen şuur bozuklukları ve havale görülebilir.Kartais lapkočiai gali būti pakitę ir virtę filodžiais.
Anlatım bozuklukları, yazılı veya sözlü anlatımda karşılaşılan hatalardır.Neil tuleb sündmuse vastata küsimustele kas suuliselt või kirjalikult.
Bu sayede bir opioid ilaç olan morfin in etkisine benzer algılamada bozukluklar oluşur.See on poolsünteetiline opiaat, mille toime tugevus sarnaneb morfiini omaga.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Aber so sehr ich ein Künstler bin, bin ich auch als bipolar diagnostiziert.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Ale kromě toho mi zjistili, že jsem maniodepresivní.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Amellett, hogy előadóművész vagyok, bipolárisként diagnosztizáltak.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Dincolo de faptul că sunt artist, am fost, de asemenea, diagnosticat cu tulburare bipolară.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Jednak oprócz bycia performerem mam również zdiagnozowane zaburzenia afektywne dwubiegunowe.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.하지만 연기자인 것 말고도, 저는 또한 조울증으로 진단받았습니다.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Mais en plus d'être un acteur, j'ai aussi été diagnostiqué bipolaire.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Ma pur essendo un artista mi hanno diagnosticato una forma di bipolarismo.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Mas muito além de ser um artista, fui diagnosticado como sendo bipolar.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Men jag uppträder inte bara, utan är också diagnostiserad som bipolär.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Mientras me desempeñaba como artista fui diagnosticado con trastorno bipolar.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Mutta sen lisäksi että olen esiintyjä, minun on myös diagnosoitu sairastavan kaksisuuntaista mielialahäiriötä.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Naast performer, ben ik ook gediagnosticeerd met bipolaire stoornis.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Okrem toho, že som umelec, som taktiež diagnostikovaný bipolárnou poruchou.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Selain menjadi seorang pemain sandiwara, saya juga didiagnosa menderita bipolar.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Thế nhưng cùng với việc là một nghệ sĩ biểu diễn, tôi cũng là một người bị chẩn đoán rối loạn lưỡng cực.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Αλλά άλλο τόσο όσο είμαι ερμηνευτής, έχω επίσης διαγνωστεί διπολικός.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Але, окрім того, що я актор, у мене також діагноз біполярного розладу.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Но моей артистичности сопутствует диагноз биполярного расстройства.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.Но освен изпълнител, аз съм човек, на когото е поставена диагноза биполярно афективно разстройство.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.אבל בנוסף ללהיות מבצע, אני גם מאובחן כביפולארי.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.لكن بقدر ما أنا فنان إستعراضي، تم تشخيصي كمريض بالاضطراب ثنائي القطب.
Ama sahne sanatçısı olmanın yanında, aynı zamanda bana bipolar(depresif bozukluk) teşhisi konuldu.それ以前に二重人格だと 診断されています
Astım ya da bipolar bozuklukların da bir ikizde ortaya çıkarken diğerinin bundan etkilenmediği gösterilmiş.もう一方が未発症であるのにも関わらずです このDNAが同じである子どもたちの
Aynı bozuklukla.A je to tej istej mince.
Aynı bozuklukla.E é a mesma moeda.
Aynı bozuklukla.Et c'est la même pièce.
Aynı bozuklukla.Moneta jest taka sama.
Aynı bozuklukla.Tou stejnou minci.
Aynı bozuklukla.Това е една и съща монета.
Aynı bozuklukla.Это будет одна и та же монета.
Aynı bozuklukla.まず一回弾いて、それから取り出して、
Ayrıca bkz. ‘Eşzamanlı hastalık: uyuşturucu kullanımı ve ruhsal bozukluklar’.Pozri aj „Komorbidita: užívanie drog a duševné poruchy“.
Bazen, genişleyen doku kafa tasına baskı yaptığından dolayı Bazı bozukluklara neden olabilir.Às vezes, devido à forma como o inchaço pressiona o crânio, pode causar danos.
Bazen, genişleyen doku kafa tasına baskı yaptığından dolayı Bazı bozukluklara neden olabilir.Někdy - v závislosti na způsobu, jak otok tlačí na lebku - to může způsobit částečné poškození.
Bazen, genişleyen doku kafa tasına baskı yaptığından dolayı Bazı bozukluklara neden olabilir.Soms, door de manier waarop de zwelling tegen de schedel drukt, het kan ook enkele schade veroorzaken.
Bazı bozukluklar?Částečné poškození?
Bazı bozukluklar?Danos?
Bazı bozukluklar?Enkele schade?
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.I może... (Śmiech) ...może myszka powstała podobnie.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.그리고 아마 -- (웃음) -- 아마 마우스도 새로운 버그의 일종이라고 할 수 있겠습니다.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.Misschien -- (Gelach) -- misschien is de muis een nieuwe soort bug.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.(risate) Chissà: forse il mouse è uno di questi errori.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.Și poate -- (Râsete) -- poate un mouse este un nou tip de eroare.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.Y quizá... (Risas) ...quizá un ratón es un nuevo tipo de error.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.И возможно... (Смех) возможно мышка это новый вид неполадки.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.И може би -- (Смях) -- може би мишката е нов вид бубулечка.
Belki.. (Kahkahalar) belki fare yeni bir bozukluk türüdür.ואולי...(צחוק) אולי העכבר הוא באג מזן חדש.