Ana içeriğe geç
Sözlük

bozuk ile cümle

bozuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu demektir ki butun erkek cocuklar ADD (Dikkat Eksikligi Bozuklugu) olacak.Това означава, че всички момчета ще страдат от разстройване на вниманието.
Bu demektir ki butun erkek cocuklar ADD (Dikkat Eksikligi Bozuklugu) olacak.Это значит, у всех мальчиков будет ADD (СДВГ, синдром дефицита внимания).
Bu demektir ki butun erkek cocuklar ADD (Dikkat Eksikligi Bozuklugu) olacak.זה אומר שלכל הבנים תהיה הפרעת קשב.
Bu demektir ki butun erkek cocuklar ADD (Dikkat Eksikligi Bozuklugu) olacak.هذا يعني كل الاطفال سيصابون ب ( اضطراب نقص الانتباه )
Bu demektir ki butun erkek cocuklar ADD (Dikkat Eksikligi Bozuklugu) olacak.絶対に上手くいかない
Bu hileli bir bozuk para.Mamy do czynienia z oszukaną monetą;
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.C'est une pièce truquée, et la raison est, bon, chacune d'elles peuvent venir avec une certaine probabilité.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Det er en snyde-mønt, og grunden er, jo-- hver af dem dukker op med en vis sandsynlighed.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.È una moneta truccata, e il motivo è, beh, ogni risultato viene con una certa probabilità.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Ez egy jelölt érme, az ok pedig, hogy, mindkét oldal bizonyos valószínűséggel fordul elő.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Je to nepoctivá mince, a důvodem je, že každá strana má určitou pravděpodobnost.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Je to zmanipulovaná minca, a dôvodom je, že obe strany majú istú pravdepodobnosť.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Това е заредена монета, и причината е, ами всяка страна се пада с определена вероятност.
Bu hileli bir bozuk para.Это фальшивая монета.
Bu hileli bir bozuk para.המטבע הוא מבטבע מוטה
Bu hileli bir bozuk para.表も裏も出る確率が決まっていて
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.이것은 융합성 천연두입니다. 이 천연두에 걸리면 온 몸에 증상이 나타납니다. 그리고 병변이 생기지는 않습니다.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.Это сливная оспа, при которой на теле не остаётся ни одного места, не покрытого струпьями.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.אלו אבעבועות מתמזגות, כאשר אין מקום בגוף שתוכל לשים אצבע שלא מכוסה בפצעים.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.هذا هو الجدري المتموج، الذي لا يوجد مكان واحد على الجسم يمكن أن تضع عليه أصبع وليس مغطى بالجروح.
Bu konfluent çiçek hastalığı, vücutta parmağını dokunuracak doku bozukluğu olmayan yer bırakmamıştır.体は指一本分の隙間もなく 斑点で覆われています フラット天然痘の患者は100パーセント死亡しました
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.À parti de ces résultats, j'ai voulu regarder non pas la dégradation, mais sa prévention.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.A partir daí, deixei de querer ver as lesões e interessei-me pela sua prevenção.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.E da quel momento ho voluto concentrarmi non sui danni, ma sulla prevenzione dei danni.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.이 시점부터 손상 자체보다, 손상을 방지하는 방법에 관심을 갖게 되었습니다.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Și de atunci am vrut să mă uit nu la deteriorare, ci la prevenirea ei.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Sindsdien wilde ik niet naar beschadiging, maar naar de preventie van beschadiging kijken.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Từ đó tôi không chỉ muốn tìm hiểu sự hủy hoại, mà cả cách ngăn ngừa nó.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Und von diesem Moment an wollte ich nicht den Schaden untersuchen, sondern wie er verhütet werden kann.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Y de ahí quería mirar no al deterioro, sino a la prevención del deterioro.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Zaczęły mnie interesować nie same uszkodzenia, ale jak można im zapobiegać.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.Από τότε, ήθελα να κοιτάξω όχι την δυσλειτουργία του νευρικού συστήματος αλλά την πρόληψη της βλάβης.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.И оттогава реших да се концентрирам не върху вредите, но върху предпазването от тях.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.И с того момента мне хотелось исследовать не нарушения, а то, как их предотвратить.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.ומשם רציתי להמשיך לחקור מניעת פגמים.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.منذ تلك اللحظه أردت البحث، ليس في العلّة نفسها، لكن في الوقاية منها.
Bundan sonra da bozukluğa değil, bozukluğun engellenmesine çalışmak istedim.それがアルツハイマーに取り組むきっかけです 私はアルツハイマーに関する文献を読み始め
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De är korrupta, och tala ont om förtryck, de talar högdraget.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.De er korrupte, og taler ondt om undertrykkelse, de taler loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ei sunt corupţi, şi vorbesc cu răutate de asuprire, ele vorbesc de sus.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ezek korrupt, és beszélni gonoszul kapcsolatos elnyomást; beszélnek magasan.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ils se sont corrompus, et parlent malicieusement sur l'oppression, ils parlent avec hauteur.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.그들은 부패하고, 나쁘게 억압에 관한 이야기 , 그들은 loftily 말한다.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Mereka korup, dan berbicara jahat tentang penindasan, mereka berbicara angkuh.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ne ovat korruptoituneita, ja puhuvat pahoin koskevat sortoa; he puhuvat loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni jsou zkorumpované, a mluví zlomyslně o útlaku, mluví povýšeně.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni są zepsuci, i mówić przewrotnie dotyczące ucisku, że mówiąc górnolotnie.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Oni sú skorumpované, a hovorí zlomyseľne o útlaku, hovorí povýšene.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Se han corrompido, y hablan con maldad de hacer violencia; Hablan con altanería.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sie sind korrupt, und sprechen böse über Unterdrückung, sie sprechen von oben herab.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.So korupcije, in govorijo o zlo zatiranju; govorijo loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Sono corrotti, e parla perfidamente riguardanti l'oppressione, parlano altezzosamente.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Tham nhũng, và nói chuyện ác liên quan đến sự áp bức, họ nói loftily.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Ze zijn corrupt, en spreken boosaardig over onderdrukking, zij spreken uit de hoogte.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Είναι διεφθαρμένοι, και μιλούν σχετικά με πονηρία καταπίεση? Μιλούν υψηλώς.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Вони корумповані, і говорять нечестиво, що стосуються гноблення, вони говорять піднесено.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Они коррумпированы, и говорят нечестиво, касающиеся угнетения, они говорят возвышенно.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.Те са корумпирани, и говорят нечестиво относно потисничество, те говорят надменно.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.انهم فاسدون ، والتحدث بشأن القمع الشر ؛ يتكلمون بتعال.
Bunlar bozuk ve kötülük zulüm ile ilgili konuşmak; loftily konuşurlar.したがって、彼の人々のリターン、および完全なコップの水はそれに疲れきっている、とされています
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod