Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cada coobrigado pode ser chamado para responder pela totalidade da dívida.
Borcun GSYİH'ya oranı 2016 yılında %12 oldu.A premiação geral aumentou 12% em relação a 2016.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.De verzekeringnemer hoeft geen premie te betalen totdat hij weer arbeidsgeschikt is.
Artık borcunu ödemiştir.Het bedrag is inmiddels uitbetaald.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Door het gidswerk zou hij zijn schulden kunnen betalen.
Örneğin, alacaklı borcuna karşılık borçlunun bedeninden bir parça kesebilirdi.Hij wist de opgebouwde schulden van zijn broer af te betalen.
Bu borcun geri ödenmesi 2006 yılında tamamlandı.Ostatnia rata długu została spłacona w 2006.
Borçlu borcunu ifâ etmediği takdirde alacaklı mahkemeye ya da icrâya başvurabilir.Wniosek o ogłoszenie upadłości może zgłosić dłużnik lub każdy z jego wierzycieli.
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Men inte ens nu räckte det till skuldens avbetalning.
Tommy sahte paralar ile Sonny'e olan borcunu ödemeyi planlanmaktadır.Томмі встигає надрукувати на друкарні фальшиві гроші, які він збирається віддати Сонні під виглядом справжніх.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Скоріш за все, що він би сам зажадав повернення боргу.
Dış borcun çoğu özel sektöre aittir.Většina z jeho zahraničního dluhu jsou soukromé úvěry.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Aby ji byla schopna splatit, musela se zadlužit.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Arra törekedett, hogy adósságait visszafizesse.
Savaşın sona ermesiyle birlikte Irak, Kuveyt'e olan 14 milyar dolarlık borcunu ödeyemez hale geldi.A háború végére Irak Kuvaittal szemben fennálló tartozása 65 milliárd amerikai dollár volt.
Buna karşılık borçlu devlet de mutlaka borcunu tanımak ve ödeme yollarını aramak zorundadır.Velkaan liittyy yleensä takaisinmaksuvelvollisuus ja velvollisuus maksaa korkoa.
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Το όφελός μου δεν συνεπάγεται την δική σου ζημιά.
Böyle mi ödeyeceksiniz borcunuzu bu insanlara?Έτσι θα πληρώσετε τον λογαριασμό στους ανθρώπους αυτούς;
Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.Der sker altså en arbitrær omfordeling mellem kreditorer og debitorer.
Her zaman öğrenci olarak kalırsa insan, öğretmenine borcunu ödememiş olur.”I min alder kan en mann ikke lenger våge å lytte til sin hjerte.»
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Det er for liten produksjon til å betjene gjelden.
Ventidius'un borcunu ödemek için para gönderir ve Ventidius hemen Timon'un davetine gelir.Dia mengirimkan uang untuk membayar utang Ventidius, dan Ventidius dilepaskan dan bergabung perjamuan.
Bu, ülkenin toplam dış borcunun 13 katı kadardır.Jumlah ini setara dengan 30% total lahan di dunia.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.Hukum tak dapat memulihkan obligasi utang sampai pembayaran dipenuhi.
Savaşın sona ermesiyle birlikte Irak, Kuveyt'e olan 14 milyar dolarlık borcunu ödeyemez hale geldi.Sau cuộc chiến, Iraq nợ các nước Ả Rập nhiều khoản tiền lớn, trong đó có 14 tỷ dollar nợ Kuwait.
Bir Linux danışmanı Michael Chaney ertesi gün (Noel günü) borcunu ödeyerek bu sorunu çözecek olmasını diledi.LinuxコンサルタントのMichael Chaneyが、ダウンしたサイトのこの問題を解決することを望んだため、翌日にそれを支払った。
Artık borcunu ödemiştir.現在は有料。
Borcun tamamıyla ödenmesi 2009 senesini buldu.2009年 借金完済。
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.これも通行料には充当されない。
Nisan 2005'te borcundan dolayı iflas etti.2005年 1月 対IMF債務を完済。
Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.これらは通常、故人やその家族から借りた負債の返済とされるためである。
Borç altına giren kişi de onu kayda geçirtsin ve Rabb'inden korksun da borcundan hiçbir şey eksiltmesin.時大璫任留臺者,恃勢侵擾,縣官不敢違,雄皆裁之以法,其勢少沮。
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.力作所得,不足以給貢稅。
Seyid ona olan hayat borcunu ödemek için Sukhov'u takip etmeye başlar.吉西恩在最後臨死時將之託付給杉森。
İlke olarak, borçlunun borcunu vadeden önce ödemesine bir engel yoktur.他相信當前的世代毋須在道義上償還前人之負債。
Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.与债务人达成债务和解或债务重组。
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.하지만 강박장애는 보상이 굳이 주어지지 않아도 그 행동을 하려는 충동을 받는다.
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.하지만 그 큰 크기 덕분에 가격대가 만만하지 않다.
Artık borcunu ödemiştir.그리고 대모는 이제 그 대가를 치렀고.
Seyid ona olan hayat borcunu ödemek için Sukhov'u takip etmeye başlar.이로써 시크한디는 비슈마의 죽음에 기여함으로써 전생의 원수를 갚는다.
Özellikle başkalarına olan borcun, sana olan uzaklıklarıyla ters orantılıdır.하지만 마음속 깊은 곳에서는 남들과 다른 것을 서글프게 여긴다.
Van Gogh resmi kendisi de resmin ortasında duran mekan sahibi Ginoux'ya olan borcunu ödemek için yapmıştı.ואן גוך השתמש ביצירה על מנת לשלם את חובותיו לג'ינו, בעל הבר, המתואר בתמונה.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.העבודה הנדרשת לייצר כל תיעוד תומך שהוא מייצגת את החוב שיש לשלם.
Dış borcun çoğu özel sektöre aittir.Väčšina prác je zaisťovaná externe.
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Tačiau paslauga tokia nuosavybe tapti negali.
Mülklerin paylaşımı sırasında Degas'nın erkek kardeşi René'nin büyük miktarda iş borcunun olduğu ortaya çıktı.Pärimisasjade ajamisel selgus, et vend René on äri ajades sattunud suurtesse võlgadesse.
Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden yapılandırılması ile sonuçlanır.See võlasuhe tekib võlausaldaja ja käendaja vahel.
Bu yüzden de borcun şartlarını o derece ağır tutarlar.Seega, liiga suured võlad suurendavad võla maksumust.
100/365, yani %0,27 borcunuz olacak. -"내 아이들이 멋진 직업을 가져서, 갚을 수 있을거야" 그러면 제가 대답합니다 "좋아, 내가 싸게, 낮은 이자로 빌려줄게" "연 이율 100%로 빌려줄게"
100/365, yani %0,27 borcunuz olacak. -そして私は、それは良いですねと言い、 それでは良い価格で、もしくは低い金利で貸しますと言います。 年利100%で。
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.1달러에 이자는 1센트도 되지 않는 매우 작은 금액입니다
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.Οπότε $1 συν ένα μικρό κλάσμα του ενός σεντ.
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.Или $1 плюс една много малка част от един цент.
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.اذاً 1$ + كسر صغير جداً من السنتات
1. saatin sonundaki toplam borcunuz eşittir 2.saatin başındaki borcunuz.そして、もう一つ時間が経過すれば、
Açık satış yapanın borcunu şimdi ödemek istesinŘekněme, že to chce teď ukončit
Açık satış yapanın borcunu şimdi ödemek istesinこの10日目で彼にとって、宇宙が変わります。
Afrika'nın borcuna bir bakalım.Lassen Sie uns Afrikas Schulden betrachten.
Afrika'nın borcuna bir bakalım.Vejamos a dívida africana.