Diyelim ki Emeklilik fonu-1, A'ya 1 milyar dolar borç versin.Let's say Pension Fund 1 were to lend $1 billion to A.
Yaptıkları aslında bu yüzde % 10 dışında, borcun belli bir temel puanda ödenmesidir.So what they do is out of this 10%, they pay them some of the basis points.
B şirketine borç vermek isteyebilir.lend to Corporation B.
Belki 2 milyar dolar borç verebilirler.Maybe they lend them $2 billion.
Diyelim ki borcun bir kısmını B üzerinden sigorta primi olarak alsınlar.And maybe they get some of it-- well let's just say they get Insurance On B.
Ki eğer borç temerrüt olursa, milyar dolarların kesinlikle orada olacaktır.So that if that debt defaults, you definitely have that billion dollars there.
Çünkü B şirketinin borçlarını zamanında ödeyememesinin büyük bir olasılık olduğunu düşünüyorum.Because I think there's a huge probability that Company B defaults.
Fakat B şirketinin borçları üzerineBut what I can do is I can buy a credit default swap on
Ki esasen onlar, gerçekte borç para vermeden başarısız olsalar dahi sigortadan parayı alırım.Which is, essentially, I'm getting insurance that they fail without actually lending the money.
B şirketi belki de 10 milyar dolar borç almadı.B might not have even borrowed $10 billion, right?
Ve bu adam der ki, "Zannedersem B borçlarını ödeyemez hale gelecek."And this guy says, I think B's going to default.
Onlar, muhtemelen diğer insanlara da B2'nin borcu üzerinden sigorta yaptırırlar. -They probably did insurance to a lot of other people too, maybe on B's debt. Right?
Ya da A'nın borcunu da sigortalarlar.Or maybe they also insured A's debt.
Bu yüzden belki de A'nın borcuna da ilave olarak sigorta verirler.So maybe they gave some insurance on A's debt, as well.
B'nin borçlarını aniden ödeyemediğini farz edelim.Let's say B all of a sudden defaults.
I1 P2"ye 2 milyar dolar borçlanmış olur.I1 is going to owe P2 $2 billion, right?
I2, ikinci sigorta şirketi, bu koruma fonuna 10 milyar dolar borçlanmış olacak.I2, the second insurer, is going to owe this hedge fund $10 billion.
Şimdi bu borçtan kurtulmak zorunda kalacaklar.Insurance Company 1. Now they're going to have to unload that debt.
Bu adam, kenara 10 milyar dolar ayırmaksızın, 10 milyar dolarlık bir borcu sigorta edebilir.This guy could insure $10 billion worth of debt without having to set aside $10 billion.
Ve borcun sadece $30,000 ını ödeyebilirdimAnd there was only about 30 to help retire the debt.
"Bu oldukça üç boru sorun, ben elli benimle konuşmak olmaz yalvarıyorum dakika. ""It is quite a three pipe problem, and I beg that you won't speak to me for fifty minutes."
Tabii fakir derken borç altında demeye çalışıyorum.But the actual government of France is poor. And when I say poor, they're in debt.
Park biletlerini sallamıyorum bile - 7 milyon dolar borcum var zaten.I don't really care about parking tickets - I have a $7 million debt.
Bunu yeniden borç olarak aldığımda yeni anapara, yani P bu oluyor.So if I reborrow this, this becomes the new P.
Diyelim ki 1,000 TL borç aldık.OK, so let's say I borrow $1,000.
3 yıl için borç aldığımı varsayalım. t eşittir 3 yıl.And let's say I were to borrow it for three years. So t is equal to three years.
Bu genel kural, aslında bizler Hazine'ye borç verirken de geçerli.And the same thing is true when people lend money to the federal government.
"Bana beş yuan borçlusun." derken kullandığı isimdir."Hey, I gave you five yuan." Or, "You owe me five yuan."
"Bana beş renminbi borçlusun." demezler.They wouldn't say, "You owe me five renminbi."
Diğer yandan, bugün Alaska boru hattını kuracak olsanız, maliyeti bunun yarısı kadar eder.But if you built the Alaskan pipeline today, that's half of what the Alaskan pipeline would cost.
Boreal ormanları.Boreal forests.
5 milyon TL değerinde borcumuz vardı.I had some debt. In this case, $5 million worth of debt.
5 milyon TL borcumuz var.It had $5 million of debt.
Bu, başkalarının bana para borçlu olduğu anlamına geliyor.It's an asset that says, someone owes me that money.
Gelirimizi borcumuzu ödemek için kullanmadık.Well all of our earnings, since our debt stayed the same.
Eğer hiç borcumuz olmasaydı dahi, vergiyi gene de ödeyecektik.Even if we had no debt, we would still have to pay taxes.
Aslında bu şirket, bu ÖAŞ, teminatlandırılmış borç yükümlülükleriniWell, it's essentially funded by the people who are buying the collateralized debt obligations.
Borsadan konuţsak?Read out some share prices?
Sýcak su borularý.Hot water pipes.
- Borularýn sesine benzemiyor.- Doesnt sound like pipes.
New York Borsa'sının GPS zamanlamasının bilgisayar korsanları tarafından manipüle edildiğini gördüm.I saw the GPS-derived timing of the New York Stock Exchange being manipulated by hackers.
Dış soketi ısıtılmış tabakalar yerine yüksek yoğunlukta ısıtılmış polietilen borulardan yapılmış.Outer socket made by using heated high-density polyethylene pipes, rather than using heated sheets.
Hayatınızın geri kalanında sürekli olarak borcunu ödeyecektir. .You have not made an investment.
Aslında, garip bir şekilde borsa fiyatları inceleyerek başladım.Well actually I started, oddly enough, studying stock market prices.
Borçlanma maliyetlerimiz aldı başını gitti ve görevi yerine getirememekle yüz yüzeydik.Our borrowing costs were skyrocketing, and we were facing possible default.
Ona çok şey borçluyuz.And we owe a tremendous credit to that.
O boru anahtarıyla onu durdur.You see Harry comin', crack him with that wrench.
- Şu güzel borulara bakın.Look at those nice pipes.
Sondaj borusu uzun.Your pipe is long.
Tamam. Şu yakıt borularını bağlayalım.Okay, let's connect these fuel lines.
Boruları kontrol edin.Ooh.
Boruları sökün.Dump the hoses now!
Buraya gelin ve sökün şu boruları!Get down there and crack these pipes over here!
Yakıt borusu donmuş.Just a second. The fuel line is iced up.
Şu boruyu oradan çıkarmalıyız.We gotta get that pipe outta there. Uh-oh.
Aşağıda sıkışan bir boruyu kesmeliyiz.I got a bent pipe jammed in the hole.
- Çıkar o boruyu!- Pull that pipe out!
Büyük plansa ondan bir milyon dolar borç istemekti.The big plan was to ask him for a 1,000,000-dollar loan.
Boris Nikolayevich "Satılık değil." derBoris Nikolayevich says, "It's not for sale."
Boris Nikolayevich ise "Hayır, yapamazsınız" derBoris Nikolayevich says, "No, you cannot do it."