Ana içeriğe geç
Sözlük

borç ile cümle

borç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kısa vadeli borçların uzun vadeli hale getirilmesidir.Méně výnosné jistější nástroje jsou dlouhodobé dluhopisy.
Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı.Začínal hrát v klubech a hraní na ulicích.
Pizzacıya her zaman borcu vardır.Součástí závodu jsou tak vždy i dluhy podnikatele.
Kendilerini tebrik etmeyi borç biliriz..Chce jí gratulovat osobně.
Kamu Borcu Nasıl Oluştu?Co se stalo s úvěrovými žraloky?.
Rusya çok düşük borç-GSYİH oranı ile, dünyanın en düşük oranlardan birine sahiptir.Rusko má velmi nízký podíl veřejného dluhu na HDP, je mezi nejnižšími na světě.
Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’sına oranı %60’ı geçmemelidir.Veřejné finance Výše hrubého veřejného dluhu – podíl veřejného dluhu na HDP nesmí překročit 60 %.
2. Gemiyi elverişli halde bulundurma borcu (TTK m.Zlínský (2): ČSK Uherský Brod, TJ FS Napajedla.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.Původní faktická beztrestnost se tedy změnila na dočasnou nestíhatelnost.
Suçlama: “Borçlu olmamız sizin hatanızdır.”Rci: 'Proč vás tedy trestá za vaše hříchy?
Bu yüzden sirk borçlar nedeniyle kapanmanın eşiğindedir.Vratislavická kyselka je pro dluhy v konkurzu.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.Protikladem úspor jsou dluhy.
Hastalığın tedavisi kendisini büyük miktarda borç içine soktu.Přisuzují se mu léčivé účinky na řadu onemocnění.
Çünkü zimmet hukukunda; zimmet borç demek olup, karşıtı matluptur.Kvůli dluhům je v insolvenčním řízení. ihned.cz .
Vito babasının borçlarını ödedikten sonra polise yakalanır ve yaklaşık 10 yıl yatar.Po několika akcích pro něj je však Vito zatčen policií a poslán na 10 let do vězení.
Toplam borcu da 3 milyon yendir.Každý obdrží 3 miliony dolarů.
UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kasaba, ününü kendine özgü mimari dokusuna borçludur.Město je zapsáno na seznamu světového dědictví UNESCO kvůli své jedinečné obytné i vojenské architektuře.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Peníze na její vnitřní výzdobu věnovali místní občané.
İktidar, kaynağını buna ve bu sürece borçludur.Má být imperiální palec nastaven na tuto hodnotu a pokud tak kdy?
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.Protože jde o rozdíl příjmů a výdajů, lze pracovat s oběma položkami.
Hasta kadının kocası, Heinz, tanıdığı herkesten borç almak için gider ama sadece 1,000 doları toparlayabilir.Heinz, manžel nemocné ženy, vyhledal všechny své známé, aby si půjčil peníze a usiloval i o podporu úřadů.
Hesaplanması için malî geçmiş, cari varlık ve cari borçlar incelenir.V jeho pravomoci bylo vyhledávat a trestat padělatele.
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Několik příslušníků rodu zasvětilo svůj život církvi.
Toplam Borç 239 Milyon Lira olmuştur.Operační náklady činily 239 milionů dolarů.
Babası Avni ise bir kişiye borcu vardır.Každý, kdo má nějaký závazek je dlužníkem.
İç borç sorununu derhal çözmek.Komplexně vyřešit problém zadlužení rozvojových zemí.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tot ce vreau să spun e că îți datorez ție toată fericirea vieții mele.
Borç birkaç gün içinde ödenmezse çiftlik tahliye edilecektir.Dacă datoriile nu vor fi plătite în câteva zile, ipoteca va fi executată și ferma le va fi luată.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Potrivit regizorului Kosinski, Oblivion este un omagiu al filmelor SF din anii 1970.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Altfel spus, este prețul pe care îl plătesc băncile pentru a se împrumuta între ele.
Her öğrenci ortalama 21.110 dolarlık bir borçla mezun olmaktadır.Datoriile medii a studenților la absolvire este de $21,549.
Devletin borcu da 29 katrilyon TL arttı.Pachetul Familia va costa 29 lei.
1890) 22 Şubat – Carl Wilhelm Borchardt, Alman matematikçi (ö.1890) 22 februarie: Carl Wilhelm Borchardt, matematician german (d.
Japonya Merkez Bankası kısa vadeli devlet borçlarını alarak enflasyonu %2'ye yükseltmeyi de hedeflemiştir.BCE are ca obiectiv menținerea inflației la un nivel inferior, dar apropiat de 2%.
Semt; Borchtlombeek, Onze-Lieve-Vrouw-Lombeek, Pamel ve Strijtem köylerini içerir.Comuna este formată din localitățile Borchtlombeek, Onze-Lieve-Vrouw-Lombeek, Pamel și Strijtem.
Teşekkürü bir borç biliyorum.Are o adâncă recunoștință prof.
Hesaplanması için malî geçmiş, cari varlık ve cari borçlar incelenir.Examinarea cererii de creditare și interiorul cu debitorul.
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.Va părăsi SUA fără să obțină clauza și împrumutul.
21 yaşına geldiğinde büyük bir borcu vardı.Avându-mă la 16 ani trebuie să fi fost o mare responsabilitate.
Adi kefalette, alacaklı önce borçluya başvurmalıdır.Scontul de decontare se acordă pentru achitarea datoriei înainte de scadență.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.Eu vorbesc de bani mulți.
Doğrudan kamu borcu 2007'de yüzde 32'ye düşürülmüştür.Datoria publică directă era în 2007 la circa 32% din PIB.
"İflas borçtan kurtaracak mı?".Cum poate el să scape de răzbunarea legii?”
Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı.A achiziționat o mare hacienda și a continuat jocurile de noroc.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Cei care nu puteau plăti tributul erau transformați în sclavi.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
Figaro Marcellina'dan borç para almış ve bunu zamanında geri ödeyemezse onunla evlenmeye söz vermiştir.Iar dacă Figaro nu plătește la timp suma de bani, el trebuie să se căsătorească cu Marcellina.
Devlet borçlarını ödeyemez hale gelmiştir.Acțiunile companiei permit rambursarea datoriilor statului.
1876'da borç ödemelerini durdurdu.Și-a încetat activitatea în 1871.
Vergi veremeyen insanlar borç almak zorunda kaldı.Cei care nu acceptau convertirea erau obligați să plătească taxe.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.Ecusonul este de culoare roșie, numele de culoare albă.
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.Premiul pus în joc de Google este de 20 de milioane de dolari.
Ulusal borç büyüyor.Datoria națională este în creștere.
Sana 3000 yen borçluyum.Îţi sunt dator cu 3.000 de yeni.
Şirket borç altında.Firma este în datorii.
Onu satıp borcumu ödedim.L-am vândut și mi-am plătit datoria.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan még több pénzt és ruhát küldött, de Poe adósságai tovább nőttek.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.A közkönyvtárakkal ellentétben ritkán engedi a könyvkölcsönzést.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Elidőzött a temetőben apja sírjánál.
Borchert'in mezarı Hamburg'da Ohlsdorf Mezarlığı'ndadır.Sírja a hamburgi Ohlsdorfi temetőben található.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod