O onu incik boncukla cezbetti.He lured her with trinkets.
Kaşı terden dolayı boncuk boncuk olmuştu.Her brow was beaded with perspiration.
Onlar insanları nazar boncuklarını almaları için ikna eder.They fool people into buying those amulets.
Tom herkese mavi boncuk dağıtır.Tom is very nice to everyone.
Sami tesbihinin boncuklarıyla oynuyordu.Sami was fiddling with the beads of his rosary.
Boncuk makarna sever misin?Do you like ditalini pasta?
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Both men and women wear wooden bracelets.
Alaska yerli sanatı içinde Guçinler daha çok boncuk işiyle (naagąįį) dikakti çeker.(영상) ‘아시아스타상’ 소녀시대 "한류 위해 더 힘쓸 것".
Bu boncuk işi çiçek tasarımları günümüzde de yapılmaktadır.These cross sweeps also have colored flower designs.
Derileri boncuk biçimli yuvarlak pullarla kaplı olduğundan boncuklu kertenkele olarak da bilinirler.Steamed pies consisting of a filling completely enclosed by suet pastry are also known as puddings.
Çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk vardır.There are a total of 108 Bhandaris.
Küp şeklinde bir boncuk.It's a cube bead.
Sokaklar incik boncuk satan seyyar satıcılarla dolu ve insanlar oradan oraya koşturuyorlar.The streets are full of itinerant traders selling trinkets and people bustling from place to place.
Özür dilerim, bu arada bu benim annem, Londra'daki boncuk dükkanında.Sorry, this was my mother, by the way, in her bead shop in London.
Boncuk sayarak veya bu tip işlerde çok zaman geçirdim.I spent a lot of time counting beads and things like that.
Her renkli boncuk, her renkli tel, bir hava elemanını temsil ediyor.Every colored bead, every colored string, represents a weather element.
İlk dizayn için elde edilen kanıt 75.000 yıllıktır -- boncuklar.And evidence for first design comes 75,000 years old -- beads.
Japa mala boncuk sayısı genellikle 108 .The number of beads in the japa mala is generally 108.
Japa Mala ve ya 108 boncuk artı baş boncuktan oluşan Japa boncuklar .Japa Mala, or Japa beads, consisting of 108 beads plus the head bead.
En ilginç bulgu muhtemelen bir kolyenin bir parçası olan bir altın boncuk idi.The most interesting finding was golden bead, supposingly part of necklace.
Bir başka önemli antik yerleşim olan Boncuklu Tepe de Altıntepe yakınlarında yer almaktadır.Monjukli Depe, another important ancient settlement is located nearby.
Boncuklu Tepe, Ceytun kültür eserlerinin keşfedildiği bir başka alandır.Monjukli Depe is another site where Jeitun culture artifacts have been discovered.
Mafsala yumuşatılmış plastik bir boncuk, parçalar ve kaynak çubuğu sigortası yerleştirilir.A bead of softened plastic is laid into the joint, and the parts and weld rod fuse.
İkisi de ucunda bir boncuk bulunan uzun bir yele ile süslenmiştir.Each is decorated with a long flowing mane with a bead on its end.
Kral Dinuzulu, belki de orijinal Ahşap Wood Badge boncuklarının geldiği kolyeyi takıyorKing Dinuzulu, wearing what is perhaps the necklace from which the original Wood Badge beads came
Wood Badge eğitim ekibinin parçası olarak hizmet veren Wood Badge Sahipleri'ne ek boncuklar verilir.Additional beads are awarded to Wood Badgers who serve as part of a Wood Badge training team.
Bir geleneğin parçası olarak, "Gilwell Kamp Şefi Yardımcıları" beş boncuk takabilir.As part of a tradition, five beads may be worn by the "Deputy Camp Chiefs of Gilwell".
Baden-Powell'ın boncukları Londra'daki Baden-Powell House'da sergileniyor.Baden-Powell's beads are on display at Baden-Powell House in London.
Alanda bulunan boncuklar, kişisel süslemelerin ilk insan kullanımını temsil etmektedir.[1][2][3]The beads found at the site represent the early human use of personal ornaments.[1][2][3]
Özellikle Uzak Doğu'daki bazı yerli popülasyonlar çok renkli kristal boncukları tercih etti.Some native populations, especially in the Far East, favoured multi-colored crystal beads.
Boraks boncuk testi John Veatch Temizlik maddelerinin listesi Sodyum borohidrid ÜleksitBorax bead test John Veatch List of cleaning agents Sodium borohydride Ulexite
Kadınların dans ederken kullandıkları çizmeleri de boncuk işlemelidir.Der Tanz wird mit Stiefeln getanzt, die Frauen tragen Röcke.
Hadi Hadi Nazlanma Boncuk Hani Böyle Olamazdık?Du lieber Himmel, ich werde nicht wie neugeboren aufstehen.
1958'de Mavi Boncuk filminde rol alarak sinema oyunculuğuna başladı.1957 startete der Musikfilm Funny Face in den Kinos.
Çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk vardır.Im Buddhismus in Tibet gibt es 108 Störgefühle.
Sahneye ilk defa Küçük Tiyatro’da “Kara Boncuk” adlı oyun ile çıktı.Zum ersten Mal bringt er so schwarze Tänzerinnen auf die Bühne.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.De là, ils réalisent du commerce d'esclaves, d'or, de couteaux, de perles, de miroirs, de rhum et de fusils.
Çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk vardır.Le chapelet bouddhiste comptant 108 grains.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Les hommes et les femmes portent des tabi blanches.
Alaska yerli sanatı içinde Guçinler daha çok boncuk işiyle (naagąįį) dikakti çeker.En Asie centrale, les lāmiàn existent en version plus épaisse.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.Desde allí comerciaban esclavos, oro, cuchillos, cuentas, espejos, ron y armas.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Los hombres como también las mujeres visten mantones.
Alaska yerli sanatı içinde Guçinler daha çok boncuk işiyle (naagąįį) dikakti çeker.Entre las tribus nativas de Alaska, el apoyo es mixto.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Di solito, uomini e donne hanno costumi ricamati.
Çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk vardır.Comunque sia la proposta Bertinotti passa con 108 voti favorevoli.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.Отсюда они вели торговлю рабами, золотом, ножами, бусами, зеркалами, ромом и оружием.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Мужчины и женщины носят косы.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.A partir daí negociavam escravos, ouro, facas, miçangas, espelhos, rum e armas.
Daha sonra kirpi işi yerine boncuk işi revaçta olmuştur.Depois disso, ele se dedicou cada vez mais à escultura, em vez dos trabalhos em metal.
Böylece boncuksu bir şekil ortaya çıkar.Aparece em forma de um cigarro.
Diyelim ki boncuk halkanın üst kısmında bulunuyor.Bach ligt in het bovenste deel van het Lechtal.
Bu boncuk ise ışığın yansıtılmasını sağlıyordu.Deze pigmentlaag reflecteert het licht.
Çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk vardır.Sommige Boeddhistische scholen nemen aan dat er 108 gevoelens bestaan.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Mannen en vrouwen dragen heel verschillende kleding.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Zarówno mężczyźni, jak i kobiety ubierają drewniane obrączki.
Genelde nazar boncukları göz şeklinde olur.Narciarz przeważnie korzysta również z kijków.
Diyelim ki boncuk halkanın üst kısmında bulunuyor.Jama nosowa leży w górnej części trzewioczaszki.
Daha sonra kirpi işi yerine boncuk işi revaçta olmuştur.I stället brydde han sig i fortsättningen mer om etapploppen.
Erkek ve kadınlar boncuklu tunik giyerler.Både herrar och damer kan bära mässuniform.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.Звідти вони вели торгівлю рабами, золотом, ножами, намистами, дзеркалами, ромом та зброєю.