bod ile cümle
bod kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun için12 inç gibi bir yüksekliğe erişmiş bodur ayçiçeği denilen bir şey kullanılır.我用咗一個叫矮身向日葵 啲花只有 12 吋高
Bunun için12 inç gibi bir yüksekliğe erişmiş bodur ayçiçeği denilen bir şey kullanılır.花を利用しています ご存知のとおりヒマワリは
*But his normally assured body language was not conveying a reassuring message.*Ancak normalde güvendiği vücut dili mesajının inandırıcılığını aktaramıyordu.
But when no body is around...Pero cuando no hay cuerpo es de alrededor de ...
But when no body is around...Αλλά όταν το σώμα δεν είναι γύρω από...
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Così, in pratica ridimensiona l'Everest qui sulla terra.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.En gros, il fait passer pour un nain le Mont Everest sur Terre.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Es un enano en comparación el Monte Everest aquí en la Tierra.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Gegen ihn ist der Mount Everest hier auf der Erde ein Zwerg.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Het doet de Mount Everest in het niets verdwijnen.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Jasně převyšuje Mount Everest tady na Zemi.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.지구의 에베레스트 산을 작아 보이게 하죠.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Mont Everest to przy nim krasnoludek.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Muntele Everest de pe Pământ este extrem de mic.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Szinte törpe mellette a mi földi Everestünk.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Về cơ bản, Đỉnh Everest trên Trái Đất chỉ như một người lùn.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Връх Еверест изглежда като джудже в сравнение.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.Гора Эверест на Земле практически карлик.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.זה בעצם מגמד את האוורסט של הארץ.
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.و كما يبدو فإن قمة إفرست أشبه بقزم على الأرض
Bu yüzden,bilirsiniz, aslında Everest Dünya'da bodur kalır.火星の地殻変動や火山活動の 規模を把握できます
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm."저기 좀 봐!"고 그는 말했다, 그들의 눈은 그의 장갑 낀 손가락의 방향을 따라 그리고 저장고 문 하드 인삼차의 병을 보았다.
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm."انظر هناك!" قال ، وعيونهم اتبعت اتجاه إصبعه القفاز ورأى زجاجة فشاغ بشدة من باب القبو.
"Dedi ve gözleri onun eldivenli parmak yönünü takip ve bodrum kapı sabit Saparna bir şişe gördüm.とセラーのドアでハードサルサパリラの瓶を見た。 それから彼はパーラーに入って、そして突然、迅速に、悪意を持って、ドアをバタン
Dolayısıyla Bodhisattvalar sevgi varlıkları olarak kabul edilir.Por lo tanto, Bodhisattvas parecen como seres de la compasión.
Dolayısıyla Bodhisattvalar sevgi varlıkları olarak kabul edilir.Takže,Bodhisattvovia sú považovaný za bytosti súcitu.
Dolayısıyla Bodhisattvalar sevgi varlıkları olarak kabul edilir.Тож Бодгісаттви - це співчутливі істоти.
Dolayısıyla Bodhisattvalar sevgi varlıkları olarak kabul edilir.إذا، البوذيساتفا تُعرف بأنها كائنات ترتبط بالشفقة والعاطفة
Dün bodrumda biri dedi ki,Alguien dijo en el sótano ayer:
Dün bodrumda biri dedi ki, "Hayat adldir.Вчера в убежище кто-то сказал, что жизнь - странная штука.
Every single cell in my body remembers it.Κάθε κελί του σώματός μου θυμάται.
Evet. Bodrumda mı yaşıyordun?Mieszkałaś w piwnicy?
Evet, bodrum.Da, subsol!
Evet, bodrum.Tak, w piwnicy!
Evet, bodrum.Ya, ruang bawah tanah?
Evet, bodrum.Ναι, υπόγειο!
Evet, bodrum.Да, в подвале!
Evet! Bodrum!نعم , في القبو؟
Evet. Nerede? Bir zamanlar bodyguard idim.Tu t'en charges maintenant.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Escucho cosas como una habitación extra en la casa, el sótano, la cafetería, la biblioteca.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ich höre Sachen wie in ein zusätzliches Zimmer im Haus, in den Keller, ins Café, in die Bücherei.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.I husets ekstrarum, i kælderen, på caféen, på biblioteket.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ik hoor dan dingen als de extra kamer in het huis, de kelder, een koffiehuis, de bibliotheek.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.J'entends des choses comme une pièce supplémentaire dans la maison, la cave, le café, la bibliothèque.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.집에 있는 여분의 방, 지하실, 커피샵 도서관 같은 답을 듣습니다.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane."La stanza in più che abbiamo a casa, il seminterrato,
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Nebo taky do pokoje pro hosty, do přízemí, do kavárny, do knihovny.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Oiço coisas como uma divisão extra da casa, a cave, o café, a biblioteca.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Olyanokat is hallok, hogy van erre egy külön szobájuk vagy a pincébe mennek, a kávézóba vagy a könyvtárba.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Saya akan mendengar jawaban semacam sebuah ruangan ekstra di rumah, ruang bawah tanah, kafe, perpustakaan,
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Slišim odgovore kot prazna soba v hiši, klet, kavarna, knjižnica.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Słyszę o dodatkowym pokoju w domu piwnicy kawiarni, bibliotece.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Tôi sẽ được trả lời ở những nơi như là một phòng thêm trong nhà, hầm, quá cafe, thư viện.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Voi auzi deasemenea raspunsuri ca o camera separata a casei, la subsol, la cafenea, la biblioteca.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Ακούω πράγματα όπως σ' ένα δωμάτιο του σπιτιού, στο υπόγειο, στην καφετέρια, στη βιβλιοθήκη.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Или в какой-то дополнительной комнате в доме, в подвале, в кофейне, в библиотеке.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Или пък някаква допълнителна стая в къщата - мазето, кафенето, библиотеката.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.Чую про місця штибу особливої кімнати в будинку, підвалу, кав"ярні, бібліотеки.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.אני שומע תשובות כמו החדר הנוסף בבית, המרתף, בית הקפה, הספרייה.
Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane.سوف أسمع أشياء مثل مثل غرفة إضافية في المنزل , الطابق السفلي , المقهى , المكتبة.