bod ile cümle
bod kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.De ledte mig ned af en smal trappe der ledte til denne beskidte, dårligt belyste kælder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Elles m'ont menée en bas d'escaliers étroits qui menaient à un sous-sol sale faiblement éclairé au néon.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Họ dẫn tôi xuống những bậc cầu thang hẹp xuống tầng hầm bẩn thỉu, trong ánh sáng lờ mờ.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.그녀들은 좁은 층계를 지나 지저분하고 희미한 형광등 불빛이 있는 지하로 저를 안내했어요.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Levezettek egy keskeny lépcsőn, ami abba a koszos, rosszul megvilágított alagsorba vezetett.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.M-au grăbit în jos pe niște scări strâmte care duceau la o pivniță murdară, luminată ușor fluorescent.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Me condujeron por unas escaleras angostas que daban a este sótano sucio, de tenue luz fluorescente.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Peljale so me navzdol po ozkih stopnicah v umazano, šibko fluorescenčno osvetljeno klet.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Wprowadziły mnie wąskimi schodami do brudnej, słabo oświetlonej, fluorescencyjnej piwnicy.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Zavedly mě dolů po úzkých schodech vedoucích do špinavého, mdle osvětleného suterénu.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Ze brachten me langs een smalle trap naar een vuile, vaag verlichte kelder.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Με συνόδευσαν σε μια κατηφορική στενή σκάλα που οδηγούσε σ' ένα βρόμικο, ελάχιστα φωτεινό υπόγειο.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Вони вели мене вузенькими сходами вниз до того брудного, тьмяно освітленого люмінесцентними лампами підвалу.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Они привели меня к узенькой лестнице, ведущей в грязный подвал, тускло освещённый люминесцентными лампами.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.Те ме съпровождаха по тесни стълбища, които отвеждаха да това мръсно, слабо осветено мазе.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.הן הובילו אותי במורד גרם מדרגות צר ולתוך מרתף מזוהם ומואר קלושות בנורות ניאון.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.قدنني إلى مجموعة ضيقة من السلالم التي تؤدي إلى هذا القبو القذر المُضاء بشكل خافت بالمصابيح الفلورية.
Beni dar sonu pis, cılız yanan lambayla aydınlatılmış bodruma çıkan merdivenlere yönelttiler.薄暗い蛍光灯が照らす汚い地階に続いていました いわゆる売春宿ではなく
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Họ đưa tôi đến sở cảnh sát, tầng hầm của sở cảnh sát, rồi họ đưa tôi vào khám
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Zawieźli mnie na posterunek i wsadzili do celi.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Ze namen me mee naar het politiebureau, en zetten me in een cel in de kelder van het politiebureau.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına. Bir hücreye kapattılar.Привезли меня в участок, отправили в подвал, посадили там в камеру.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına.Mi hanno portato alla centrale, nel seminterrato della centrale.
Beni karakola götüdüler, Karakolun bodrum katına.Priviezli ma na policajnú stanicu, do suterénu policajnej stanice.
Ben tekneyi onlara götüreceđim, Bodrum'a.Που θα γίνουν τα γενέθλια;
Ben tekneyi onlara götüreceđim, Bodrum'a.Благодаря за всичко.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Bijou Caronta a jeho jezevèík, Fritz.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Bijou Caronta in njegov jazbečar, Fritz.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Bijou Caronta şi câinele său baset, Fritz.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Bijou Caronta và dachshund của mình, Fritz.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Juweel Caronta en zijn tax, Fritz.
Bijou Caronta ve onun kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği, Fritz.Ο Μπιζού Καρόντα και το ντάσχουντ του, ο Φριτζ.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.De fandt computeren i det her rum i kælderen i en MIT bygning.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Ils ont trouvé le PC dans ce local au sous-sol d'un bâtiment du MIT. Ils auraient pu le débrancher.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Našli ten počítač ve sklepě budovy MIT.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Trovarono il computer in questo stanzino nel seminterrato di un edificio dell'MIT. Avrebbero potuto staccarlo.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Βρήκαν αυτόν τον υπολογιστή σε ένα δωμάτιο στο υπόγειο ενός κτιρίου του MIT.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Они нашли компьютер в этой комнате в подвале здания MIT. Они могли бы отключил его.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.Те намерили компютъра в тази стая в мазето на сградата на MIT.
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.وجدوا ذلك الحاسوب في هذه الغرفة في أحد الطوابق السفلية لمبنى إم آي تي
Bilgisayarý, MIT binasýnýn bodrumunda bir odada buldular.[アーロンの弁護人]: そのコンピューターのプラグを抜くこともできた。 犯人が来るのを待ち、「あんた、何やってんだ、
Bir saniye Niçin bodrumda değildin?Un momento. - ¿Por qué no estás en el sótano?
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Après avoir vu voler un lampadaire , ma famille et moi nous sommes précipités à la cave.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Cuando vimos una farola volando, nos escondimos en el sótano.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Dopo che un lampione è volato via, la mia famiglia e io siamo corsi in cantina.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.După ce-a zburat un stâlp pe lângă noi, eu și familia am fugit în pivniță.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Jak latarnia przeleciała koło nas, pobiegliśmy do piwnicy.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.가로등이 여기저기 날아다니자, 우리 가족과 저는 지하실로 뛰어 들어갔어요.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Miután egy lámpaoszlop repült el mellettünk, a családom és én a pincébe rohantunk.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Nachdem eine Straßenlaterne an uns vorbeiflog, rannten meine Familie und ich in den Keller.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Nadat een lantarenpaal voorbij vloog, sprintten mijn familie en ik naar de kelder.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Quando um poste de iluminação voou, corremos todos para o porão.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.Sau khi một cây cột đèn bay qua, tôi và gia đình chạy xuống hầm
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.После того, как мимо пролетел фонарный столб, моя семья и я побежали в подвал.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.אחרי שפנס-רחוב עף לתוך הבית, משפחתי ואני ברחנו למרתף,
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.بعد ان طار عمود انارة الطريق، انطلقت انا و عائلتي متجهين نحو الدور السفلي.
Bir sokak lambası uçtuktan sonra, ben ve ailem bodruma doğru hızlıca koştuk.倒木が家にあたり 窓が破壊されました
Biz mevcut, Doktor hiç şüphesiz sen bildin - Şehir bodrum우리는 현재, 박사에 있습니다 - 아니 의심대로 divined 있어요 - 도시의 지하실에
Biz mevcut, Doktor hiç şüphesiz sen bildin - Şehir bodrum Londra'nın başlıca bankaların şube.Mi smo trenutno, Doctor - kot brez dvoma ste divined - v kleti mesta veja je ena izmed glavnih bank London.
Biz mevcut, Doktor hiç şüphesiz sen bildin - Şehir bodrum Londra'nın başlıca bankaların şube.Sme v súčasnej dobe, doktor - ako iste ste veštili - v pivnici mesta pobočku jednej z hlavných bánk v Londýne.