bo ile cümle
bo kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Oyuncak bölümü beşinci katta.The toy department is on the fifth floor.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Aurora, kutup bölgelerindeki karakteristik bir olaydır.The aurora is a phenomenon characteristic of the polar regions.
Yılbaşı gecesinde, trenler bütün gece boyunca çalışır.On New Year's Eve, the trains will run all night.
Avustralya'da mineraller bol miktarda bulunur.Australia is abundant in minerals.
Asansör bozuk.The elevator is out of order.
Asansör bozuktu ve biz beşinci kata yürümek zorunda kaldık.The elevator was out of order and we had to walk to the fifth floor.
Asansör bozuk olduğu için merdivenleri kullanmak zorundayız.We have to use the stairs because the elevator is out of order.
Evet, Bob, geleceğiz.Yes, I'll come, Bob.
Buzdolabımız bozuk.Our refrigerator is out of order.
Bütçemiz böyle bir lükse izin vermeyecek.Our budget won't allow that luxury.
Bizim bölüm şefi ondan bir şey istediğimde bana hep surat asıyor.Our section chief always makes a face at me when I ask him for something.
Basketbol takımımız uzun boylu erkekleri alıyor.Our basketball team is recruiting tall boys.
Klima bozuk.The air conditioner is out of order.
Enflasyon sorunu partiyi böldü.The inflation issue split the party.
Hindistan uzun yıllar boyunca Büyük Britanya tarafından yönetildi.India was governed by Great Britain for many years.
Yerliler bu bölgede yaşadılar.Indians inhabited this district.
Hintliler bu bölgede yaşadılar.Indians inhabited this district.
İnternet dünyanın her bölümünün koşullarını bilmek için çok faydalıdır.The Internet is very useful for knowing the circumstances of each part of the world.
Her zamanki gibi, Bob bu sabah okula geç geldi.As is usual, Bob came to school late this morning.
Ne zaman Boston için yola çıkıyorsun?When are you leaving for Boston?
Bob benden habersiz çıktı.Bob went out before I knew it.
Bir çocuk böyle zalim bir şey yapabilir mi?Can a child do such a cruel thing?
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me like that!
Neden böyle düşünmelisin?Why should you think so?
Hangi akla hizmet ona böyle bir isim verdin?Why on earth did you give him such a name?
Böyle bir fikri ne zaman ortaya attın?When did you come up with such an idea?
Tartışma birliğimizi bozdu.Quarrelling spoiled our unity.
Senden borç istemeye cesaretim yok.I haven't got the nerve to ask you for a loan.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Bir İngiliz böyle bir kelime kullanmazdı.An Englishman would not use such a word.
İngiliz Parlamentosu, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasına bölünmüştür.The British Parliament is divided into the House of Commons and the House of Lords.
Paskalya yumurtalarını boyuyorum.I'm painting Easter eggs.
Keşke böyle işe yaramaz bir şey almasaydım.I wish I had not bought such a useless thing.
Böyle insanlarla işbirliği yapma.Don't associate with such people.
O böyle bir karısı olduğu için şanslı.He is fortunate having such a good wife.
Böyle bir hata yapmak benim aptallığımdı.It was stupid of me to make such a mistake.
Böylesine soğuk bir gecede onu bekletmemeliydin.You ought not to have kept her waiting on such a cold night.
Böyle sürmeye devam ederse o, günlerden bir gün kaza geçirecek.He'll have an accident one of these days if he keeps driving like that.
Böyle bir adama güvenrseniz sahip olduğunuz her şeyi kaybedersiniz.If you trust such a fellow, you'll lose everything you have.
Böyle konuşmak için aptal olmalı.He must be a fool to talk like that.
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Keşke böyle berbat bir film izlemeseydim.I wish I hadn't seen such a horrible film.
Böylesine şefkatli bir aileye sahip olduğun için şanslısın.You are fortunate to have such loving parents.
Ona böyle bir şey söylemen oldukça saçma.It's quite absurd of you to tell her that sort of thing.
İlk kez birisi bana böyle bir şey dedi.It's the first time that anybody said something like that to me.
Böyle bir şey söylemen cesurca.It is courageous of you to say such a thing.
Böyle iyi insanlara karşı şikâyetçi olmak zor.It's hard to complain against such good people.
Senin yaşında böyle giyersen kendini komik duruma düşürürsün.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
Senin yaşında böyle giyersen kendini aptal yerine koyarsın.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
Angola bir zamanlar bir Portekiz bölgesiydi.Angola was once a Portuguese territory.
Bir anlamda, böyle bir siyasi harekete bir devrim denilebilir.In a sense, such a political movement may be called a revolution.
Fırtına iki gün boyunca esti.The storm blew for two days.
Amerikalılar boş zamanlarının çoğunu evde geçirirler.Americans spend much of their free time at home.
Amerika'nın dış borcu 500 milyar doları aştı.America's foreign debt shot past $500 billion.
Amerika'dakilerle karşılaştırıldığında, Japon evlilikleri nadiren boşanmayla sonuçlanıyor.Compared with those in America, Japanese marriages rarely end in divorce.
Bir ağ ile ağustos böceklerini yakaladık.We captured cicadas with a net.
Yaşlı erkekler sadece boğayı vurmak için sokak köşesinde buluşmayı severler.The old men like to meet on the street corner just to shoot the bull.
Şu uzun boylu genç boğulan çocuğu kurtardı.That tall boy saved the drowning child.
O ada Amerikan bölgesidir.That island is American territory.