Ana içeriğe geç
Sözlük

boşaltı ile cümle

boşaltı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eloğlu bir ara bu mezalimlerden dolayı boşaltılmıştır.이 공으로 아들 한 명이 정후에 봉해졌다.
İşlem bittikten sonra heykel geri gönderilerek yerleşke boşaltılır.성 쌓는 일이 끝나자 인부들을 돌려 보내다.
Ayrıca boşaltımın en son organıdır.또한 조선시대 병자호란 시기 최후의 항전지였다.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.그런 위험을 줄이기 위해 우주로 망원경을 발사하기 전에 질소가스 퍼지 작업이 먼저 이루어졌다.
Boşaltılan bölgelerden çekilen birlikler, 9 kolordu hâlinde yeniden örgütlenmişti.이 24개의 고립된 군집들이 9개의 종단위로 재 분할 된다.
İçindeki yükü ise kendisine bağlanan direnç değerine göre belli bir sürede boşaltır.제사장은 그의 부지중에 범한 허물을 위하여 속하므로 그가 허물을 사함 받는다.
Veziküller depolar, taşır veya hücre ürünlerini sindirir ve boşaltır.소포는 세포의 생산물, 부산물, 배설물 등을 저장하고, 운송하며, 소화한다.
WiFi pili hızlı bir şekilde boşaltır.플라스마는 엄청난 속도로 팽창하면서 식어간다.
Elektroskopun ilk olarak yükü boşaltılır, sonra cihazın üst ucuna yüklü bir cisim yaklaştırılır.ראשית פורקים את האלקטרוסקופ, ולאחר מכן מקרבים אליו גוף טעון.
Köy 90'lı yıllardaki olaylar nedeni ile devlet tarafından boşaltılmıştır.במהלך שנות ה-60, נהרס הכפר ביזמת הממשלה.
Kapıkulu askerlerinin bulunduğu hanlar boşaltıldı.היישובים שבהם נמצאו הגיטאות שוחררו.
Çöp arabası, çöplüklere giderek çöpleri boşaltır.ככל הנראה פח האשפה שלו גם עמוס בטונות של אשפה.
Kaynar su buraya boşaltılır ve dar bir delikten yudumlanır.ערפל כזה נישא ברוח והמים מתבזבזים.
Bu arada Bahçe bir süre için boşaltılmıştır.הם החזיקו במתחם הגן במשך זמן קצר.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.За да се намали този риск, преди пускането на апарата в космоса е извършено почистване с азот.
Boşaltım sistemi vücutta homeostazın sağlanmasında çok önemli bir yere sahiptir.Покривната система има множество функции при поддържането на хомеостазата.
Tavandan doğru yağmur sızıntısı olduğundan ziyaretçiler boşaltılmak zorunda kalmıştı.При голямо наводнение след поройни дъждове селото е било отнесено.
Pencere kemerleri boşaltılmıştır.Металните капаци на прозорците са отстранени.
Yeni imparatorun karşılaştığı ilk büyük sorun devlet hazinesinin boşaltılmış olmasıdır.Най-наболелият проблем пред новия император са оскъдните средства, останали в имперската хазна.
Sahilden 10 km içeriye kadar olan yerleşim alanlarının boşaltılması gerekebilir.Заема територии, очертани на 10 km от брега ѝ навътре в сушата.
1986 yılında Çernobil reaktör kazasının meydana gelmesi sonucu şehir boşaltılmıştır.Градът е евакуиран през 1986 г. в резултат на Чернобилската авария.
Böylece kilisede bir kargaşa çıkar ve içerisi boşaltılır.Кучетата нахлуват в църквата и трябва да бъдат изведени.
Fazla sularını Sakarya nehrine boşaltır.Искърът влачеше водите си лениво.
Sabah saat 4:00'e gelince sokaklar neredeyse boşaltılmışlardı.Do 4 sata ujutro ulice su bile gotovo prazne.
Buralardan lületaşı çıkarabilmek için önce suyun boşaltılması gerekmektedir.Onda moraju izbaciti vodu iz nje prije gutanja.
Hasta istirahat halindeyken nefes darlığı çekiyorsa, sıvının boşaltılması gereklidir.Ako bolesnik ne diše, treba mu dati umjetno disanje.
Sahilden 10 km içeriye kadar olan yerleşim alanlarının boşaltılması gerekebilir.Gradnja vjetroparkova u blizini obale, barem 10 km od obale može smanjiti ovu zabrinutost.
Boşaltılan bölgelerden çekilen birlikler, 9 kolordu hâlinde yeniden örgütlenmişti.Stanovnici kojima je dozvoljen slobodan izlazak iz grada marširali su u tri kolone.
Bu dere gölün fazla suyunu Marmara Denizi'ne boşaltır.Na isti način se u jezero Čamo prelijeva višak voda iz jezera Abaje.
Şehir boşaltıldı ve yerle bir edildi.Selo je uništeno i sravnjeno sa zemljom.
Boşaltım organları metanefridium tipindedir.Exkrečným orgánom sú metanefrídie.
Erkek doğum yaparken, tüm bebek denizatları çıkana kadar boşaltır.Mláďatá sa vydávajú na more až keď majú kompletné operenie.
Köy güvenlik sebebiyle boşaltılmıştır.Polícia z bezpečnostných dôvodov celé mesto uzavrela.
Alman A Ordular Grubu Karargâhı, kentin boşaltılması emrini vermişti.Veliteľ pevnosti vydal príkaz podpáliť Mestečko.
Köyde insan yaşamıyorki nüfus olsun - köy boşaltıldı...Keď raz boli v meste svoje domy nenašli – dedina sa prepadla.
Uçakta statik boşaltıcılar, kanatların ve diğer yüzeylerin bitiş kenarlarında kullanılır.Na letalih se uporabljajo statični razbremenilniki na zadnjih robovih kril in drugih površinah.
Ayrıca boşaltımın en son organıdır.Je tudi zadnji notranji planet.
Sénégal Nehri, okyanusa yılda ortalama 8.000.000 metreküp su boşaltır.Rumena reka tako vsako leto odplavi v morje preko 1,6 milijarde ton sedimenta.
Tavandan doğru yağmur sızıntısı olduğundan ziyaretçiler boşaltılmak zorunda kalmıştı.Ko se je začelo deževje, so se oblegovalci umaknili.
Şehirdeki Müslümanların bazıları şehri boşaltıp Ürdün Nehri'ne doğru kaçtılar.Številni muslimani so mesto zapustili in se naselili drugje.
Bu tarihten sonra 1995 yılında mahalleden Van şehir merkezine yapılan göç ile köy boşaltılmıştır.S te ceste se od leta 1991 pelje v središče vasi.
Derin olmayan bir kaba boşaltın, beyaz nişasta ile kıvam verip lapamsı bir hale getirin.Žrtev naj leži tiho in naj bo pokrita z odejo.
Hapishane 30 Aralık 1988 tarihinde kapatıldı 1989 yılında tamamen boşaltıldı.Kalėjimas nustojo veikti 1988 m. gruodžio 30 d., 1989 m. galutinai uždarytas.
Çömelerek kullanıldığından, boşaltım daha çabuk, rahat ve tamamen yapılır.Nenuostabu, kad jam valdant „apleistas“ Paryžius tapo švaresnis, tvarkingesnis, patogesnis gyventi.
Boşaltım sistemine kaçan Candiru balıkları doktor müdahalesiyle çıkarılmazsa ölümlere sebep olabilirler.O. Činčikaitei dėl konspiracijos negalint pakviesti gydytojo, mirė.
Kısa süre içinde kamp boşaltılır ve ardından kapatılır.Selleks kaevavad nad augu ja katavad selle hiljem kinni.
Kasaba boşaltıldı.Linn jäi okupeerimata.
Dolaşım, solunum ve boşaltım sistemleri bulunmaz.Intonatsioon ja lauserõhk on puudulikud.
Aceleyle göle gidiyor. Bir damla su alıp yangına boşaltıyor.Cosí, vola al fiume piú vicino, prende una goccia d'acqua e la versa sul fuoco.
Aceleyle göle gidiyor. Bir damla su alıp yangına boşaltıyor.Entonces vuela hasta el arroyo más cercano toma una gota de agua y la pone sobre el fuego.
Aceleyle göle gidiyor. Bir damla su alıp yangına boşaltıyor.Więc leci do najbliższego strumienia bierze ze sobą kroplę wody i rzuca ją w ogień
Aktif veya pasif keşif yaparak düşman hattının arkasına geçip kasnağı boşaltıp kaçmaya çalışırlar.Zajišťovat aktivní nebo pasivní průzkum a snažit se dostat nepřáteli do týla, vyprázdnit zásobník a uniknout.
Aldıkları gibi, ayrıca atıklarını da boşaltırlar.老廃物を渡したりする 二酸化炭素なんかをね
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.Cela vous libère pour faire autre chose.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.Dat geeft je de vrijheid om andere dingen te doen.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.E isso liberta-vos para fazerem outras coisas.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.És ez lehetővé teszi, hogy mást csináljanak.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.다른 일을 할 수 있다는 걸 이해해야 합니다.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.Si asta va elibereaza sa faceti alte lucruri.
Başka seyler yapmak için kafanızı boşaltın.Ta świadomość pozwoli wam na więcej.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod