Bana zamanımı boşa harcadığımı mı söylüyorsun?Are you telling me I'm wasting my time?
Tom az önce bana boşanacağını söyledi.Tom just told me he was getting divorced.
Boşandığımızı Tom'a söylemeli miyiz.Should we tell Tom we're getting divorced?
Tom bana onun ve Mary'nin boşandığını söyledi.Tom told me he and Mary had gotten divorced.
Tom bana zamanımı boşa harcadığımı düşündüğünü söyledi.Tom told me he thought I was wasting my time.
Belki boşandığımızı Tom'a söyleme vakti.Maybe it's time to tell Tom we're getting divorced.
O boşa zaman harcayacak bir insan değil.He's not a man to waste time.
Bu ev boş.This house is vacant.
Tom zamanı boşa harcıyor.Tom's wasting time.
Affedersiniz, boş olduğunu düşündüğüm için odaya girdim.Pardon me, I came in because I thought the room was free.
Bir fırtına semte yaklaştığı için sokaklar boş.The streets are empty because a storm is approaching the neighborhood.
Tom geçen ay karısından boşandı.Tom divorced his wife last month.
Onların gelecek hafta daha az boş zamanı olacak.They will have less free time next week.
Şimdi vardım. Valizimi bile henüz boşaltmadım.I've just arrived. I haven't even emptied my suitcases yet.
Zamanımı boşa harcamayı bırak.Stop wasting my time.
Sadece boşa zaman harcıyoruz.We're just wasting time.
Nefesini boşa tüketmeyi bırak.Stop wasting your breath.
Bak, boşa zaman harcıyoruz.Look, we're wasting time.
Boşa zaman harcamayı durdurabilir miyiz?Can we stop wasting time?
Sadece 30 dakika boşa harcadık.We just wasted 30 minutes.
Lütfen zamanımı boşa harcama.Please don't waste my time.
Neden zamanımızı boşa harcıyorsun?Why are we wasting our time?
Yiyecek boşa gitmedi.The food didn't go to waste.
Neden burada boşa zaman harcıyoruz?Why are we wasting time here?
Lütfen zamanımızı boşa harcamaktan vazgeç.Please stop wasting our time.
Sadece zamanını boşa harcıyorsun.You're just wasting your time.
Onu boşa harcamak bir günah olacaktı.It would be a sin to waste it.
Neden bununla boşa zaman harcıyoruz?Why are we wasting time with this?
Neden böyle boşa zaman harcıyoruz?Why are we wasting time like this?
Onu düzeltmeye çalışarak boşa zaman harcama.Don't waste time trying to fix it.
Neden bununla zamanını boşa harcıyorsun?Why are you wasting time with this?
Seni bekleyerek tüm sabahı boşa harcadım.I wasted all morning waiting for you.
Tom hakkında konuşarak boşa zaman harcamayalım.Let's not waste time talking about Tom.
Bu yiyeceğin boşa gitmesi bir utanç olurdu.It'd be a shame for this food to go to waste.
Böyle iyi bir fırsatın boşa gitmesine izin verme.Don't let such a good opportunity go to waste.
Tom'un fikrini değiştirmeye çalışarak boşa zaman harcamayacağım.I won't waste time trying to change Tom's mind.
Biliyorsun, sanırım burada zamanımızı boşa harcıyoruz.You know, I think that we're wasting our time here.
Tüm bu yiyeceklerin boşa gitmesine izin vermek utanç olurdu.It would be a shame to let all this food go to waste.
Büyükannem her zaman yiyeceği boşa harcamanın bir günah olduğunu söyledi.My grandmother always said it was a sin to waste food.
Değiştiremeyeceğimiz şeyler hakkında konuşarak boşa zaman harcamayalım.Let's not waste time talking about things we can't change.
Onu yanında eve götürmezsen, bu yemek sadece boşa gidecek.This food will just go to waste if you don't take it home with you.
Bu arabayı çalıştırmaya çalışırken zaten birkaç öğleden sonrayı boşa harcadım.I've already wasted a couple of afternoons trying to get this car running.
Bütün bunlar boşuna olmuş olabilir.This could all be for nothing.
Biz boşanmaya karar verdik.We've decided to get a divorce.
Bu hafta bir sürü boş zamanımız var.We have a lot of free time this week.
Otobüs neredeyse tamamen boştu.The bus was almost completely empty.
Hayat birinden nefret ederek boşa zaman harcamak için çok kısa.Life is too short to waste time hating anyone.
Arkadaşınız boşandı mı?Has your friend divorced?
Otobüs neredeyse boştu.The bus was almost empty.
Park boştu.The park was empty.
Havuz boş.The pool is empty.
Köşedeki ev boş görünüyor.The house on the corner looks empty.
Tom yarın boş olacak.Tom will be free tomorrow.
Boş zamanımın çoğunu Tom'la geçiririm.I spend a lot of my free time with Tom.
Rafta bir sürü boş cam kavanoz var.There are a lot of empty glass jars on the shelf.
Bir atık su arıtma tesisi şehrin su kaynağının içine zehirli kimyasallar boşalttı.A sewage treatment plant discharged toxic chemicals into the town's water supply.
Sokak yine boş.The street is empty again.
Bu sadece boş bir kutu.It's just an empty box.
Bu kadar çok parayı boşa harcamış olmam çok kötü.Too bad I wasted so much money.
Bu kadar çok parayı boşa harcadığım için üzgünüm.I'm sorry I wasted so much money.