boğulma ile cümle
boğulma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirNow, what's encapsulated in both these drowning metaphors
Balıkları Boğulmaktan Kurtarmak."Saving Fish From Drowning."
Öyle ki, boğulmayı, Ölmeyi şu yaşama yeğliyorum.so that my soul chooses strangling, death rather than my bones.
(Fir'avn'ın sana) yetişme(sin)den korkma, (boğulmaktan) endişe etme." diye vahyetmiştik.Do not fear being overtaken, nor have dread of any thing."
"Denizi açık bırak, çünkü onlar, boğulmaya mahkûm edilmiş bir ordudur."(Cross and) leave the sea undisturbed. The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
Firavun’un size ulaşmasından ve boğulmanızdan endişe edip korkmayın! [26,52; 44,23]Do not fear being overtaken, nor have dread of any thing."
Onlar boğulmaya mahkum bir ordudur."The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
"Denizi yarılmış olarak terket. Onlar boğulmaya mahkum bir ordudur."“And leave the sea as it is, parted in several places; indeed that army will be drowned.”
Nihayet, boğulma ümüğüne çökünce şöyle dedi: "İman ettim.Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Bütün vakalarda ölüm nedeni boğulma.Drowning was the cause of death in all cases.
BM Soruşturması Kosova'daki Boğulma Olayında Sırpları Temize ÇıkardıUN Investigation Clears Serbs of Kosovo Drownings
Siyasi yaftalara boğulmak bütün taraflara zarar vermektedir.Getting bogged down in political labels hurts all sides.
Suda boğulmaDrowning
Keserek intihar kanama, enfarktüs, sepsis veya akciğer kontüzyonundan boğulmayı içerebilir.Suicide by cutting might involve bleeding, infarction, sepsis, or drowning from a lung contusion.
Boğulmayanlar makineli tüfeklerle vurularak öldürüldü.[43]Those who did not drown were finished off by machine-guns.[43]
Potter, Aşırıcıları yakalar ve onları sıvı peynirin içine boğulmaları için bırakır.Potter captures the Borrowers and leaves them to drown in liquid cheese.
Neredeyse doğumda ölüyordu ve iki yaşındaykende bir yüzme havuzunda boğulma vakası yaşadı.[2] [3]He nearly died at birth, and reportedly almost drowned in a swimming pool at the age of two.[3] [3]
Su altında yarım saate kadar boğulmadan yaşayabildikleri görülmüştür.Sie kann über eine halbe Stunde unter Wasser verweilen.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Gesandte des Bruders des Königs retten ihn.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Il manque de mourir noyé.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, una de los sobrevivientes del accidente, se ahoga en el océano.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Per annegare si va in mare.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Ha poi chiarito: Paura di soffocare—una sorta di paura che ho è di non riuscire mai a divertirmi, ...
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Un uomo salva un bambino che sta annegando.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Как не утонуть в океане.
Tam boğulmak üzereyken karşısında kendisine gülümseyen Sedna'yı görür.Считал что Нина должна быть там где будет улыбаться.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.ولكن يتم اصطيادها قبل أن تسبح إلى البحر.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, uma das sobreviventes do acidente, está se afogando no oceano.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.Eles salvaram o menino que se afogava.
Bu açıdan boğulma riskini sıfıra indirerek çocuklar için güvenli bir oyun ortamı oluşturur.Hierdoor werd het risico op inbraak verkleind en ontstond er een veilige speelplek voor kleine kinderen.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Uiteindelijk vinden Najib en Julia de verdrinkingsdood.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Georgs far anklagar honom för att vara självisk och dömer honom slutligen till "död genom drunkning".
Buna göre Antinous'un 130'da boğulmasından hemen önce, Antinous 13 ya da 14 yaşlarında olmalıydı.Eftersom denna utfördes strax innan han drunknade 130 torde Antinous ha varit en yngling på 13 eller 14.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Kieft och Bogardus drunknade.
Yüksek dalgalar Florida'yı vurarak bir sörfçünün boğulmasına sebep oldu.En surfare drunknade i Florida på grund av väderleken.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Kungen kunde med möda räddas från att drunkna.
Georg'in babası onu bencil olmakla suçlar ve sonunda oğlunu "boğulmak suretiyle ölümle" cezalandırıyor.Батько звинувачує Ґеорґа в егоїзмі і, нарешті, засуджує його до «смерті від утоплення».
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Нереститься в морі.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Teama de sufocare—ceva ce am, sau teama de faptul că niciodată nu mă pot bucura ...
Bu trans ya da rüya halinde iken, babası ve erkek kardeşlerinin denizde boğulmak üzere olduğunu görür.A transzállapotban (illetve álmában) meglátta apját és bátyjait, amint a víz alá merülnek.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.A tengerbe nem úszik be.
İnsanları boğulmaktan kurtarmak için gösterilen cesaret ve becerikliliği tanımak için yaratıltı.Felejthetetlen karaktere és bátorsága mentette meg a kivégzéstől.
Asfiksi, oksijen yetersizliğinden ileri gelen boğulmadır.A kezelés része az oxigén nyomásának minél hamarabbi megnövelése.
Dizide rol gereği boğulmak suretiyle öldürüldü ve 82. bölümde diziden ayrıldı.Tuolloin hän keskeytti pujottelussa ja sijoittui suurpujottelussa 82:ksi.
Yağlı urganla asılarak boğulma 10 saniye içinde bilinç kaybına yol açıyor.Suotuisissa oloissa liivit kääntävät tajuttoman ihmisen selkäasentoon noin 10 sekunnissa.
Aşağıdaki kişiler, "Suda Boğulmadan Kurtarma Madalyası"sının alıcılarıydı.Προκάτοχος του βραβείου ήταν το μετάλιο για την σωτηρία των πνιγμένων (ρωσ. Медаль «За спасение утопающих»).
Her yıl birkaç ziyaretçi dalgalar nedeni ile suya düşmekte ve bazıları boğulmaktadır.Αρκετοί επιβάτες για να γλυτώσουν από τις φλόγες έπεσαν στο νερό και μερικοί πνίγηκαν.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, en af de overlevende, er ved at drukne i havet.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Donn og Grand Bodø rykket ned.
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Được làm việc với tiến sĩ Cường là một sự may mắn không phải bao giờ cũng gặp được...
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Tôi cảm thấy như tôi đang chết đuối.
Otopside boğulma sonucu olduğu belirlendi.検死結果によると溺死であったという。
Demir golemler düşme ya da boğulma hasarı almazlar.レッドバリアがあれば火や溶岩のダメージを受けずに済む。
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.大洋で泳いでいる時の溺死だった。
Demir golemler düşme ya da boğulma hasarı almazlar.강철의 몸은 제트기와 충돌해도 상처하나 나지 않는다.
Şarkının ilham konusu ise Gaga'nın boğulma korkusu olduğunu ve bununla eğlendiğini söyledi.גאגא סיפרה שההשראה לשיר היא מהפחד שלה להחנק.
Denizde boğulmadan yüzmeliyim.Taktiež nesmie skočiť do vody, v ktorej sa utopí.
Boğulma ve hypothermia adlı ölüm sebepleride vardır.Püomeetraga seotud haigestumise ja suremuse põhjuseks on infektsioon.
Otopside boğulma sonucu olduğu belirlendi.Lahkamistulemuste järgi oli tegemist õnnetusjuhtumi läbi uppumisega.
Açlık nedeniyle seferde getirilen 4.000 attan boğulmamış olanlar kesilerek yendi.Ebaõnnestunud rünnaku käigus 30 rüütlit kaotanud ristisõdijad olid sunnitud taanduma.