boğazın ile cümle
boğazın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Naruto girdabı Naruto Boğazında Naruto, Tokushima'ya gelen turistlerin ilgisini çeken bir yer.Pusaran air Naruto (鳴門の渦潮), sebuah pusaran di selat Naruto yang menjadi objek wisata di Naruto, Tokushima.
Ardından Chesapeake Körfezi'nin Tangier Sound boğazında hedef gemisi olarak batırıldı.Ia kemudiannya ditenggelamkan sebagai sasaran di Tangier Sound di Teluk Chesapeake.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Tidak ada bercak putih pada leher belakang.
Boğazın en eski ve içi dışı en güzel klasik ahşap yalılardan biridir.Salah satu bentuk teater wayang yang tertua dan paling abadi adalah wayang kulit.
Çanakkale Boğazının Coğrafyası.Cảm giác buồn cổ họng.
Parçalama, bıçaklama, asma, suda boğma, boğazını sıkma, havasız bırakma Watts'ın öldürme biçimlerindendir.Rạch, đâm, treo cổ, dìm nước, làm ngạt thở, và bóp cổ đều nằm trong những cách Watts giết người.
26/27 Mayıs gecesi Rus donanması Tsuşima Boğazına yaklaştı.Tới đêm ngày 26 rạng ngày 27, Hạm đội Nga đã tiến đến eo biển Tsushima.
O sırada ekip tarafından yakalanırlar ve Rick liderleri Joe'in boğazını koparak öldürür.Trong lúc hỗn loạn, để cứu lấy nhóm, Rick đã cắn vào cổ tên Joe và giết chết hắn.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.喉を掴むこと。
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.喉に白い斑紋がある。
Boğazın hafif sıkılması gerekir.あごが疲れそうだ。
Bu esnada cinayeti gören bir kişiyi daha kovalayarak boğazını keserek öldürdü.見た相手を殺すまで追ってくる殺人兵器とされる。
Bir saat içinde Osmanlı filosu boğazın güvenli kısmına ulaşmıştı.救援部隊の到着は艦の沈没の約1時間後であった。
Ardından Shae, hizmetçiyi yakalar ve ona söylerse boğazını keseceğini belirtir.シェイは侍女に廊下で追い付いて、人に話したら命を奪うと脅す。
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.1952年7月,凯塞林經診斷出喉癌。
23 Mayıs sabahı Bismarck ve Prinz Eugen Danimarka boğazına girdiler.至5月23日,俾斯麦号和欧根亲王号已经到达丹麦海峡。
Tabii onun boğazını sıkmak için!.遂斬其首。
Boğazın sıkılmasıyla ortaya çıkan bir sestir.被髮跣足突出者累矣。
Panama Kanalı henüz tamamlanmadığı için donanma Magellan Boğazından geçmek durumundaydı.因为巴拿马运河在当时还没有开通,舰队只能从麦哲伦海峡穿过。
Çanakkale Boğazının Coğrafyası.有掐人屁股的傾向。
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.해발 75m의 온타리오 호에서부터 184km까지의 상류는 폭이 넓으며 미국과 캐나다의 국경이 된다.
O güne kadar Holo Boğazında herhangi bir nüfus da bulunmuyordu.그리고 오리온스의 OB회 등에도 일절 참석하지 않고 있었다.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.박재환은 기가 질렸다.
Çanakkale Boğazının Coğrafyası.הצרות של צוואר הרחם.
Eylül sonu ekim başı gibi Karadeniz'de yumurtlayan balıklar İstanbul boğazından çıkmaya başlarlar.בתחילת פברואר עשרה אוכלי מוות נמלטים מאזקבאן.
Sunita gece vakti pencereden dışarıyı seyrederken birden karşısına Sanjay çıkar ve Sunita'nın boğazını sıkar.בלילה מתעוררת שיזוקו וכאשר היא מביטה מן החלון היא מגלה גם את סייג'י.
Boğazın, solunum sistemiyle ilgili hastalıkları mühimdir.הטיפול הוא מיוחד לסובלים מבעיות במערכת הנשימה.
Boğazın derinliği Norveç sahillerine doğru artar.Тези течения стигат до крайбрежието на Норвегия.
Camille, direnirken Laurent'in boğazını ısırır.По време на борбата Камий захапва шията на Лоран и откъсва парче месо.
Yapılan boşluktan yararlanan Ruslar, Çardaklı boğazına kadar sarktılar.Русите ѝ коси останали да се реят, закачени на глога над пещерата.
Çanakkale boğazını geçtiler ve Trakya boyunca ilerleyerek Makedonya'daki Philippi kentinde kamp kurdular.Те минават Хелеспонт, прекосяват Тракия и се разполагат на лагер близо до Филипи в Македония.
ح: Ha harfi, boğazın tam ortası sıkılarak gırtlaktan çıkarılır (Ⱨ).Odvijanjem (odvrtanjem, otpuštanjem) vijčanog spoja rasterećuje se vijak.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Na vratu mu se vide i kralješci.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Uvijek je iščekivao osobu koja će mu baciti rukavicu u lice.
O güne kadar Holo Boğazında herhangi bir nüfus da bulunmuyordu.Do danas u župi Sokoline nema ni jednog povratnika.
Boğazında ters "V" şeklinde beyaz bir leke vardır.Na tvári musí byť zreteľné obrátené biele „V".
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.Spočiatku, na krátkom, asi 150 kilometrovom úseku tvorí prirodzenú hranicu medzi Kanadou a USA.
Arda Boğazının görülmeye değer önemli bir durumu ilkbahar da yaşanır.V zgodnjem srednjem veku fortificiranja je tudi mogoče videti zaporedje obzidij.
Boğazın adı ortaçağda tüm adanın adı haline gelmiş, ve zamanla Egripos olarak değişmiştir.V srednjem veku se je kraj imenoval Otok, pa tudi Otočac.
Bu ikinci boğazın maliyetini karşılar ve geçer.Stroški dvora so se podvojili in nato potrojili.
Adını da bu boğazın içerisinde olması nedeniyle almıştır.Ime je dobil zaradi svoje razprostranjenosti po telesu.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Na vratu so sledovi obročev.
Tayvan adası Çin'in güneydoğu sahillerinden 200 km uzakta Tayvan boğazının karşısındadır.Taivano sala yra atskirta Taivano sąsiauriu nuo pietrytinio Kinijos kranto, iki kurio atstumas – apie 200 km.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Ant gerklės skersinės baltos juostos.
Gerektiğinde guguk onu boğazında da taşıyabilir.Suudab endale peaga metsakõdusse vajadusel uru puurida.
Toby ise Sweeney'i boğazını ustura ile keserek öldürür.Lõpuks lõikab Sweeney Todd ka endal kõri läbi, otse ammuse armastatu ees.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Et sul okas kurku kasvaks!
Boğazın sıkılmasıyla ortaya çıkan bir sestir.Ta tegi väsimusest kurnatuna raske avarii.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Gli ho guardato la gola, era un po' rosa.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Ik keek naar zijn keel; die was een beetje rood.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.J'ai regardé sa gorge, et elle était un peu rose.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.그의 목구멍을 보니까 약간 붉은기가 있었지요.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.M-am uitat în gâtul lui, era un pic roz.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Megnéztem a torkát, picit rózsaszín volt.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Observé su garganta, estaba un poco colorada,
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Olhei para a sua garganta e estava um pouco cor-de-rosa.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Podíval jsem se mu na krk, měl ho trochu růžový.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Prezrel som mu hrdlo. Bolo trochu naružovelé.
Boğazına baktım, biraz pembeydi.Tôi xem cổ họng anh ta, nó hơi hồng hồng.
Boğazına baktım, biraz pembeydi. Ve ona penisilin için bir reçete verdim ve onu gönderdim.Und ich gab ihm eine Verschreibung für Penicillin und schickte ihn fort.