Ana içeriğe geç
Sözlük

bluz ile cümle

bluz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Lütfen bluzunuzun düğmesini açın.Please unbutton your blouse.
Janet bir etek ve bir bluz satın aldı.Janet bought a skirt and a blouse.
Bu spor ceketle gidecek bir bluz almak istiyorum.I would like to get a blouse to go with this blazer.
Bu bluzu alabilir miyim, lütfen?Could I have this blouse taken in, please?
Bu bluz pamuktur.This blouse is cotton.
Bu bluz arkadan düğmelenir.This blouse buttons at the back.
Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.My aunt, who lives in Tokyo, sent me a beautiful blouse.
O kırmızı bir bluz giymişti.She was dressed in a red blouse.
Kız kardeşine bluzünü ütületti.She had her blouse ironed by her sister.
Ben bir pamuk bluz tercih ederim.I prefer a cotton blouse.
Pamuk bir bluzu tercih ederim.I prefer a cotton blouse.
Bluzü yıkarım.I wash the blouse.
Bluzun maliyeti on iki paund.The blouse costs twelve libras.
Bu tür bluz biraz eski moda görünmeye başlıyor.This kind of blouse is beginning to look a bit old-fashioned.
O bluz o etekle uymuyor.That blouse doesn't go with that skirt.
Bluzunun altında neyin var?What do you have under the shirt?
Sana aldığım bluz nerede?Where's the blouse I bought you?
Mary pembe bir bluz giydi.Mary wore a pink blouse.
Mary mini etekle uyumlu pembe bir bluz giyiyordu.Mary was wearing a pink blouse with matching miniskirt.
O bluz sana iyi uyuyor.That blouse fits you well.
Mary bir etek ve bir bluz satın aldı.Mary bought a skirt and a blouse.
O, siyah bir bluz ve kırmızı bir etek giymişti.She was clothed in a black blouse and red skirt.
O, kırmızı bir bluz ve siyah bir etek giymişti.She was clothed in a red blouse and a black skirt.
Beyaz bluz ve kırmızı etek giyiyordu.She was clothed in a white blouse and red skirt.
Kırmızı bluz ve beyaz etek giyiyordu.She was clothed in a red blouse and white skirt.
Bunun gibi bir bluz için ne kadar kumaşa ihtiyacım var?How much fabric do I need for a blouse like this?
O çok güzel bir bluz.That's a very pretty blouse.
Mary saçını açtı ve bluzünün düğmelerinden birini açtı.Mary undid her hair and opened one of the buttons of her blouse.
Mary ince bluzunun içinde titremeye başladı.Mary began to shiver in her thin blouse.
Mary ince bluzunun içinde titredi.Mary shivered in her thin blouse.
Bu bluzu iade etmek ve paramı geri almak istiyorum.I want to return this blouse and get my money back.
Pamuktan yapılmış bluzları tercih ediyorum.I prefer blouses made from cotton.
Mary bluzunu ütüledi.Mary ironed her blouse.
Mary bluzunu ilikledi.Mary buttoned her blouse.
Bluzun altında bir Lavender Menace tişörtü giyiyordum.Underneath, I was wearing a Lavender Menace T-shirt.
Bu çift bluzu!It's the couples T-shirt!
-Vitrindeki şu güzel bluza da bak! -Ne bluzu? İşte şuradaki!Look at that lovely blouse in the window
Doğadan, kollarındaki dövmelerden ve bluzunun parlak renklerinden ilham alıyor.She draws inspiration from the nature, the tattoos on her arms and the bright colours of her blouse.
Sabrina'da Audrey Hepburn için Edith Head tarafından çizilen etek, bluz ve önlük için eskizler.Sketches for skirt, blouse, and apron by Edith Head for Audrey Hepburn in Sabrina.
Bir kolsuz bluz ve geniş pantolon giyiyor.He wears a tank top and flare trousers.
Bluzun altında bir Lavender Menace tişörtü giyiyordum.Darunter trug ich ein Lavender Menace T-shirt.
Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır.Darunter wird meist eine Bluse getragen.
Bluzun altında bir Lavender Menace tişörtü giyiyordum.Madone dans une écharpe bleue.
Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır.Il porte souvent des bleus de travail ou des vestes usagées.
Ortalıkta hiç palto yoktur ve kadının bluzu kısa kolludur.Se entiende que hace buen tiempo: no se ve ningún abrigo, y la blusa de la mujer tiene las mangas cortas.
Genellikle gemici yakalı bir bluz (襟 eri ) ve pilili bir etekten oluşur.Consiste generalmente di una blusa con attaccato un collare da marinaio (襟 eri?) maglietta pieghettata.
Ortalıkta hiç palto yoktur ve kadının bluzu kısa kolludur.Não há sobretudos em evidência e a blusa da mulher é de manga curta.
Bluzun altında bir Lavender Menace tişörtü giyiyordum.Ele usa uma armadura de metal prata com uma camiseta azul por baixo.
Kız kardeşine bluzünü ütületti.Uprasowała siostrze bluzkę.
Tayyör sıklıkla topuklu ayakkabı ve bluz ile birlikte giyilir.Batist används ofta till näsdukar och blusar.
Genellikle gemici yakalı bir bluz (襟 eri ) ve pilili bir etekten oluşur.Зазвичай форма складається з блузки з матроських коміром і плісованої спідниці.
Üzerinde bir bluz.O bluză aruncată pe ea.
Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır.De obicei se îmbracă într-o fustă neagră și o bluză albastră.
Bluzunun altında neyin var?Ce ai pe sub bluză?
Genellikle gemici yakalı bir bluz (襟 eri ) ve pilili bir etekten oluşur.A ruházat általában egy tengerészgalléros (襟 eri) blúzból és egy rakott szoknyából áll.
Seyircilerin iğrenmeleri aleyhine giydiğim uzun kollu kırmızı bluzun düğmelerini çözüp üstümden çıkarttım.ולתדהמת הקהל, פשטתי את החולצה האדומה שלבשתי.
Üzerinde bir bluz.С лилава блуза е.
Üzerinde bir bluz.Lijepa plavojka.
Bluzun altında bir Lavender Menace tişörtü giyiyordum.Ant skarinio dėjo iškeptus blynus.
Ortalıkta hiç palto yoktur ve kadının bluzu kısa kolludur.Naine pole enam noor ja tal on seljas lõheroosa öösärk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod