Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Dit zijn pioniersoorten. Voorhoedesoorten die de deur openen voor andere biologische gemeenschappen.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Estas son especies de acceso. Especies de vanguardia que abren las puertas a otras comunidades biológicas.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Ezek átmeneti fajok. Előőrs fajok, amelyek ajtót nyitnak más biológiai közösségeknek.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Grzyby to gatunki przejściowe otwierające drzwi innym biologicznym społecznościom.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Jamur adalah spesies perantara. Spesies garis depan yang membuka pintu untuk komunitas biologis lain.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.이 균류, 미생물들은 모든 종의 관문입니다. 다른 생물군집의 터를 닦아주는 선두주자인 것이죠.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Sienet ovat avainlajeja, edelläkävijöitä, jotka avaavat oven muille biologisille yhteisöille.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Sono delle specie di transizione, delle avanguardie che aprono la porta alle altre comunità biologiche.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Toto jsou únikové druhy, předvojové druhy otevírající dveře dalším organismům.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Toto sú pionierske druhy. Slúžia ako predvoj, ktorý otvára dvere iným biologickým spoločenstvám.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Αυτά τα είδη αποτελούν πύλες. Είναι προφύλακες που ανοίγουν την πόρτα σε άλλες βιολογικές κοινότητες.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.Това са входни видове. Авангардни видове, които отварят вратата за други биологични общности.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.מינים אלו מהווים שער, חיל חלוץ שפותח את השער לקהילות ביולוגיות אחרות.
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.وهذه الأنواع هي بمثابة بوابة طليعة الأنواع التي تفتح الباب لوحدات بيولوجية أخرى
Bunlar, "ağ geçidi türleri"; yani, diğer biyolojik çeşitliliğe kapıları açan öncü kuvvetler.先陣を切って扉を開け 他の生物群を招き入れるのです そこで私は麻袋で作る土嚢を考案しました
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerAqui estão alguns exemplos: estas são conchas naturais materiais biológicos
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerChúng là những vật liệu sinh học tự nhiên.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerCi sono materiali biologici naturali.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerDet er naturlige biologiske materialer.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerEs gibt natürliche biologische Materialien.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerEstos son materiales biológicos naturales.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerExistujú prírodné biologické materiály.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerHet zijn natuurlijke biologische materialen.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerIl existe des matériaux naturels biologiques.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerIni adalah material biologis alami.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerJsou to přírodní biologické látky.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddeler천연의 생물학적 물질이 존재합니다.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerScoica abalone -- dacă o rupem, vedem că e nano-structurată.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerTermészetes biológiai anyagok.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerTo naturalne biologicznie materiały.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerΑυτά είναι φυσικά βιολογικά υλικά.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerВот несколько примеров: природные раковины, естественный биоматериал.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerТова са естествени биологични материали.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerהם חומרים ביולוגיים טבעיים.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerهناك مواد طبيعية بيولوجية.
Bunlar dogal kabuklar. bunlar dogal biyolojik maddelerアワビの貝殻を割ってみると
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.Jest to sytuacja, w której oprogramowanie buduje swój własny sprzęt w systemie biologicznym.
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.그래서 저희는 이 상황이 생물 체계에서 소프트웨어가 자체의 하드웨어를 만드는 일례라고 생각합니다.
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.Nyt olemme tilanteessa, jossa ohjelmisto pystyy rakentamaan oman laitteistonsa biologisessa järjestelmässä.
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.אז אנחנו חושבים שזה מצב בו התוכנה בעצם בונה את החומרה של עצמה במערכת ביולוגית
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.ولذا فنحن نعتقد أن هذا هو الحال حيث تقوم البرمجيات ببناء الأجزاء الصلبة التي تناسبها في النظام البيولوجي.
Bunun, biyolojik bir sistemde yazılımın kendi donanımını yapabildiği bir durum olduğunu düşünüyoruz.ソフトウェアが自身のハードウェアを構築することができる 状況に他なりません しかし、私たちはもっと先を見据えていました
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Er zijn vele biologische systemen van dit type -- hersenen, cellen, embryo's in ontwikkeling.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Es gibt viele solche Systeme in der Biologie -- Gehirne, Zellen, sich entwickelnde Embryos.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Internettet er en anden. Der er mange af den slags biologiske systemer -- hjerner, celler, udviklende fostre.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Jak systemy biologiczne: mózg, komórka, rozwijający się embrion.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.생물학적인 시스템의 뇌, 세포, 배아의 발전과정도 같은 범주에 들어갑니다.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.La web es una. Existen muchos sistemas biológicos como ese: cerébros, células, embriones en desarrollo.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Una è il web, ma ci sono anche molti sistemi biologici -- cervelli, cellule, gli embrioni che si sviluppano.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Мрежата е един от тях. Има много такива биологични системи... мозъци, клетки, развиващи се ембриони.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.Существует большое количество подобных биосистем: мозг, клетки, развитие эмбриона.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.ישנן הרבה מערכות ביולוגיות כאלו - מוחות, תאים, עוברים מתפתחים.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.هناك العديد من النظم البيولوجية من هذا القبيل -- العقول، والخلايا، ووتطور الأجنة.
Bunun gibi bir çok biyolojik sistem vardır... ...beyin, hücre, gelişmekte olan cenin.生物学的システムもたくさんあります アリは約一万種います
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Cu toate aceste a, agricultura exercit înc o presiune considerabil asupra biodiversit =ii.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Desalniettemin staat de biodiversiteit nog altijd sterk onder druk als gevolg van landbouwactiviteiten.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.J ed n a k G e rolnictwo nadal wywiera znaczcy wpływ na r ó G n or od n o ; ć biologiczn.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Jordbruket påverkar likväl fortfarande den biologiska mångfalden i mycket stor utsträckning.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Maatalous aiheuttaa silti luonnon monimuotoisuudelle vielä tuntuvia paineita.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Napriek tomu po‑nohospodárstvo ešte stále vyvíja značný tlak na biodiverzitu.