Ana içeriğe geç
Sözlük

biyolog ile cümle

biyolog kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu koruma biyologlarının bazıları oldukça radikal.特にその中の3人は死滅種を再生するだけでなく
Bu kurulda dünyadaki en iyi onkologlarından bazıları dğnyanın en iyi biyologlarından bazıları mevcut,만들었습니다. 스탠포드대, 텍사스주립대, 콜드 스프링 하버 연구소에서 온 세계적으로 가장 뛰어난 종양학자들,
Bu kurulda dünyadaki en iyi onkologlarından bazıları dğnyanın en iyi biyologlarından bazıları mevcut,ב-USC ששם יש כמה מהאונקולוגים הטובים ביותר בעולם וכמה מהביולוגים הטובים ביותר בעולם,
Bu kurulda dünyadaki en iyi onkologlarından bazıları dğnyanın en iyi biyologlarından bazıları mevcut,في جامعة جنوب كلايفورنيا حيث يوجد لدينا أفصل أطباء الأورام في العالم و بعض أفضل علماء الأحياء في العالم،
Bu kurulda dünyadaki en iyi onkologlarından bazıları dğnyanın en iyi biyologlarından bazıları mevcut,ここには世界でも有数な腫瘍学者たちと 生物学者たちがいます コールド・スプリング・ハーバー研究所
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.- at det er rimeligt at sige, at amerikanske biologer befinder sig i en krigstilstand.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- bisa dikatakan ahli biologi Amerika dalam keadaan perang.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- da se zdi prav reči, da so ameriški biologi v vojnem stanju.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- dass man sagen kann, die amerikanischen Biologen befänden sich im Kriegszustand.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- dat men gerust kan stellen dat Amerikaanse biologen in oorlog zijn.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- dat men gerust kan stellen dat Amerikaanse biologen in staat van oorlog verkeren.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- että voimme hyvin sanoa, että amerikkalaiset biologit ovat sotatilassa.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.미국의 생물학자들이 전쟁을 치르고 있다고 할 만합니다.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.- que sería justo decir que los biólogos estadunidenses se encuentran en estado de guerra.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- se poate spune pe bună dreptate că biologii americani sunt în stare de război.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- že vůbec nepřeháním, když řeknu, že jsou američtí biologové ve válce.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- που είναι λογικό να πούμε ότι οι Αμερικανοί βιολόγοι βρίσκονται σε εμπόλεμη κατάσταση.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- че няма да е пресилено ако кажем, че американските биолози водят война.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.היא מעוררת כל-כך הרבה עוינות-- [צחוק]
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.-- بحيث إنه من الانصاف القول بأن علماء البيولوجيا في أمريكا يعيشون في حالة حرب.
-- bu yüzden, Amerikalı biyologlar bir savaşın içindeler, dersek haksızlık etmiş olmayız.この戦争は現在とても厄介な状態にあり
Deniz biyologu olan Alister Hardy"아마 우리 조상들은
Deniz biyologu olan Alister Hardyכאשר אליסטר הארדי, ביולוג ימי,
Deniz biyologu olan Alister Hardyعندما الستر هاردي، عالم الاحياء البحري
Deniz biyologu olan Alister Hardy"もしかしたら 人間の祖先は
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Aşa că desigur, în realitate, atunci am fost panicaţi, fiind biologii, şi ar trebui să ştim asta deja.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Así que por supuesto, en realidad nos dió pánico, porque siendo los biólogos, ya deberíamos haber sabido esto.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Bien sûr, en réalité, nous étions paniqué, étant les biologistes, nous aurions dû déjà savoir.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.그런 다음, 당연히 우리는 혼란에 빠졌습니다. 생물학자로서 진즉에 알아야 했던 것이죠.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Men selvfølgelig, i virkeligheden gik vi i panik, som biologer burde vi vide det allerede.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Nun, natürlich gerieten wir da ein wenig in Panik, denn als Biologen sollten wir das bereits wissen.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Quindi, ovviamente, siamo andati nel panico, essendo biologi avremmo dovuto già saperlo.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Spanikowaliśmy, bo jako biolodzy powinniśmy byli to wiedzieć.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Конечно, на самом деле, мы запаниковали, ведь будучи биологами, мы уже должны это знать.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.Така всъщност ние се паникьосахме, бидейки билозите, трябваше да знаем това досега.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.וכמובן, במציאות, היינו בפאניקה. כי היינו הביולוגים והיינו אמורים לדעת את התשובה.
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.فبالطبع، في الواقع، أصبحنا متوترين كوننا ،علماء احياء،ومن المفترض أننا نعرف ذلك سلفا
Elbette, bunun üzerine aslında panikledik, biyologlar olarak bunu biliyor olmamız gerekiyordu.生物学者として知っているべきでした 「はて 尻尾の役目は何か?」
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Dar în același timp, biologii conservatori conștientizează că veștile proaste îi deprimă pe oameni.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.De ugyanakkor, a természetvédelmi biológusok kezdenek ráébredni, hogy a rossz hírek lelombozzák az embereket.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Jednocześnie ekolodzy uświadamiają sobie, że złe wieści mają negatywny wpływ na ludzi.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.하지만 그와 동시에 보호 생물학자들은 나쁜 소식들이 사람들을 낙담시킨다는 걸 깨닫고 있습니다.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Nhưng đồng thời, các nhà sinh học bảo tồn đang nhận ra rằng tin tức xấu làm thất vọng mọi người.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Pero al mismo tiempo, los biólogos conservacionistas notan que las malas noticias deprimen a la gente.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Tegelijkertijd realiseren conservatiebiologen zich dat mensen afknappen op slecht nieuws.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.Αλλά, την ίδια στιγμή, οι οικολόγοι βιολόγοι συνειδητοποιούν ότι τα άσχημα νέα απογοητεύουν τους ανθρώπους.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.אבל באותו זמן, ביולוגים לשימור מבינים שחדשות רעות מניעות אנשים לפעולה.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.لكن في نفس الوقت بدأ يدركعلماء البيولوجيا الانحفاظية بأن الأخبار السيئة تحزن الناس.
Fakat aynı zamanda, koruma biyologları farketti ki, bu kötü haberler insanları uğraşmaktan soğutuyor.人々を委縮させることにも気づいています レッドリストは絶滅危惧や絶滅寸前の
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.El fisiólogo francés Raphael Dubois se hizo acerca de esta almeja bioluminiscente.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Franse fysioloog Rafael Dubois stelde over dit bioluminescente schelpdier.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.프랑스 생리학자 라파엘 두부와가 발광 조개를 보고 생각했습니다.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Raphael Duboi im 19. Jhd. über diese biolumineszierende Muschel stellte.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Raphael Dubois s'est posé au 19 ème siècle à propos de cette palourde bioluminescente.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.שאל פסיכולוג צרפתי בשם רפאל דובואה על יצורים מאירים הללו.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.العالم النفسي الفرنسي للقرن التاسع عشر رافيال ديبوا قد طرحه بخصوص البطلينوس ذو الضوء الحيوي.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.貝類の生物発光を論じています 彼は貝をすりつぶして 2-3の化学物質を取り出すと
İlk önce biyolog %40 oranında şeker içeren içicek A'dan 2 litre alıyor. .설탕을 40%을 가지고 있다고 했습니다
İlk önce biyolog %40 oranında şeker içeren içicek A'dan 2 litre alıyor. .Der er altså 0,8 liter sukker. .
İlk önce biyolog %40 oranında şeker içeren içicek A'dan 2 litre alıyor. .Jako první máme 2 litry roztoku A, který obsahuje 40% cukru.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod