Ana içeriğe geç
Sözlük

bitkiler ile cümle

bitkiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
beta-Pinen ( β- pinen), bitkilerde bulunan organik bir monoterpendir.beta-Pinene (β-pinene) is a monoterpene, an organic compound found in plants.
Bulunduğu BitkilerSources
Bitki anatomisi veya fitotomi, bitkilerin anatomisinin incelenmesi için kullanılan genel terimdir.Plant anatomy or phytotomy is the general term for the study of the internal structure of plants.
Flora ve faunayı araştırdı ve düzenli olarak Linnaeus'a bitkiler gönderdi.He explored the flora and fauna and regularly sent plants to Linnaeus.
Yedi ay kaldıktan sonra bitkiler ve böceklerden oluşan bir koleksiyonla geri döndü.He stayed for seven months and then returned with a collection containing plants and insects.
Diğer yaygın bitkiler ise kuşburnu ve düğün çiçeğidir (Ranunculus acris).Othercommon plants are rose hip and buttercup (Ranunculus acris).[1]
Bitkiler çoğunlukla yaprak döken ağaçlardır, ancak iğne yapraklı ağaçlar da vardır.The plants are mostly deciduous trees, however there are also coniferous trees.
Bitkiler tipik olarak kırmızıdır ve küçük, su itici yapraklara sahiptir.The plants are typically red, and have small, water repellent leaves.
Vasküler kambiyum, bitkilerin damar dokusunda yanal bir meristem .Vascular cambium, a lateral meristem in the vascular tissue of plants.
Endodermis, karasal bitkilerin merkezinde, en içteki korteks tabakasıdır.The endodermis is the central, innermost layer of cortex in land plants.
Bitkiler başlangıçta IAEA PRIS veri tabanında Guangdong-1 ve Guangdong-2 olarak isimlendirildi. [1]The plants were originally named Guangdong-1 and Guangdong-2 in the IAEA PRIS database.[2]
Plantlife, yabani bitkileri koruma yardım kuruluşudur.Plantlife is a wild plant conservation charity.
Symphytum officinale, Boraginaceae familyasının çok yıllık çiçekli bitkilerinden birisidir .Symphytum officinale is a perennial flowering plant in the family Boraginaceae.
Yaşam, önce bitkilerle, sonra da hayvanlarla karada kolonileşti.Life colonized the land, first plants, then animals.
Bitkiler, daha sonra hayvanlar ve muhtemelen ilkel mantar türleri bu zaman zarfında oluşur.Plants, later animals and possibly earlier forms of fungi form around this time.
Bazı kurbağa türlerinde (özellikle derisinde), mantarlarda ve bitkilerde bulunan bir alkaloiddir.It is an alkaloid found in some species of toads (especially the skin), mushrooms and plants.
Yeşil bitkiler, solunum ürünleri olarak karbondioksit ve su üretir.Green plants produce carbon dioxide and water as respiratory products.
Yeşil bitkilerdeki solunum sırasında açığa çıkan karbondioksit fotosentez sırasında kullanılır.In green plants, the carbon dioxide released during respiration gets used during photosynthesis.
Bitkiler, terleme ve gutasyon yoluyla fazla sudan kurtulabilirler.Plants can get rid of excess water by transpiration and guttation.
Su, hayvanlardan ve fotosentez yapan bitkilerden gelen tek sıvı atıktır. [1]Water is the only liquid waste from animals and photosynthesizing plants.[3]
Kaçarken etrafı kinpun bitkileriyle çevrili büyük bir tayaw ağacının altında dinlendi.While on the run, he rested under a large tayaw tree, surrounded by kinpun plants.
Eski Mısır, Babil ve Fenike'nin tümünde keten bitkileri yetiştiriliyordu.Ancient Egypt, Babylon, and Phoenicia all cultivated flax crops.
Ayrıca Hindistan alt kıtasının şifalı bitkileri üzerine çalışmalar yapmıştır.She also authored a considerable volume of work on medicinal plants of the Indian subcontinent.
Küçük yaşta Somerset'in yumuşakçalarını ve bitkilerini inceledi.He studied the molluscs and plants of Somerset at young age.
Xyridaceae, çiçekli bitkilerin bir ailesidir.The Xyridaceae are a family of flowering plants.
Bitkiler orta dereceli donlarda ölür, ancak genellikle köklerinden yeniden filizlenir. [1]Plants are top-killed by moderate frosts, but will often sprout back from roots.[7]
Kesinlikle göz kırpmadan tüm toplulukları yok ettiğimiz bitkiler değil.Certainly not the plants, of which we exterminate whole communities without batting an eye.
Geç Devoniyen'de toprak bitkiler ve böcekler tarafından kolonileşmişti.By the Late Devonian, the land had been colonized by plants and insects.
Myrna Wooders, bitkileriyle birlikte Nashville, Tennessee'de yaşamaktadır.Myrna Wooders lives in Nashville, Tennessee, with her plants.
Bitkiler beş harfli bir kodla, diğer organizmalar altı harfli bir kodla tanımlanır.Plants are identified by a five-letter code, other organisms by a six-letter one.
Áskell, özellikle bitkilerin kromozom sayıları ile ilgileniyordu.Áskell was particularly interested in the chromosome numbers of plants.
Biryofitleri ve damarlı bitkileri içerir.It includes bryophytes and vascular plants.
Kormuslu bitkilerCorms plants
Tarih öncesi tıpta bitkiler (herbalizm), hayvan parçaları ve mineraller kullanılmıştır.Prehistoric medicine incorporated plants (herbalism), animal parts, and minerals.
Çobanpüskülü ve kızılcık gibi küçük ağaçlar alt tabakanın özel bitkileridir.Small trees such as holly and dogwood are understory specialists.
Şifalı bitkiler felsefesiPhilosophy of herbalism
Bu arada büyükannesi onu şifalı bitkiler ve otlar dünyasıyla tanıştırdı.Meanwhile his grandmother introduced him to the world of medicinal plants and herbs.
Hayatı boyunca kırsal kesimde bitkileri kataloglayarak vakit geçirecekti.He would go on, throughout his life, spending time in the countryside cataloguing plants.
Bitkiler sürünen rizomlara sahiptir.The plants have creeping rhizomes.
Hayvanlar bitkilerle ve birbirleriyle beslenerek madde ve enerjiyi sistem içinde hareket ettirirler.By feeding on plants and on one another, animals move matter and energy through the system.
Bitkilerin nasıl kütle kazandığını belirlemeye çalışan ilk deneycilerden biriydi.He was an early experimenter in seeking to determine how plants gain mass.
Çoğu Impatiens türü, etli sapları olan tek yıllık veya çok yıllık otsu bitkilerdir.Most Impatiens species are herbaceous annuals or perennials with succulent stems.
Ağaçlar bitkilerdir.Bäume sind Pflanzen.
Eduard Strasburger de aynı sonuçlara bitkiler için ulaştı (1884).Eduard Strasburger kam an Pflanzen zum gleichen Ergebnis (1884).
Aynı zamanda bitkilerin nasıl yetiştiği konusu da Goethe’yi bırakmamıştır.Auch die Frage, wie Pflanzen wachsen, ließ ihn nicht los.
Bitkilerin ışık görmeyen kısımlarında (kök,yumru vb.) bulunurlar.Sie besitzen keine Falsch-Augenflecken (Ocellen).
Sakkaroz, bitkilerdeki en önemli şekerdir.Saccharose ist der wichtigste Transportzucker in Pflanzen.
Bitkilerin üstünden uçar.Sie vertrocknen an der Pflanze.
Bitkiler ve hayvanlar kendi B12'lerini üretemezler.Tiere sind nicht in der Lage, Vitamin B12 selbst herzustellen.
Bu bitkiler genellikle sukkulent yapıdadırlar.Es sind meist sukkulente Pflanzen.
Ballon Zombie: Bitkilerin üzerinden uçarak gider.Der Luftballon fliegt hoch in die Luft davon.
Yulaf çapa bitkilerinin ekim nöbetine girebilir.Achten sie auf die Zwiebel der Herbstzeitlose.
Tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklaşık 3 milyar yıl önce yaşamış bakterimsi mikroorganizmalardan türemiştir.Mit dem Nattō-Bazillus verwandte Bakterien existierten schon vor 3 Mio. Jahren.
Burada, bitkiler, topraktaki yüksek metal seviyesine karşı direnç geliştirmişlerdir.Es kommen dort Pflanzen vor, die an den erhöhten Schwermetallgehalt gebunden sind.
Bitkiler aleminde oldukça yaygın bulunur.Sie ist dort eine recht häufige Pflanze.
Bakır: Bitkilerin renkleri ağarır.Die Farbstoffe der Pflanzen.
Çok yıllık bitkilerdir.Es sind mehrjährige krautige Pflanzen.
Nişasta: Bitkilerde depo edilir.Kategorie: Bauen im Bestand.
Bitkileri iyileştirir.Heilen mit Kräutern.
Linnee de babası gibi bitkilere ilgi duyan bir çocuktu.Farrer interessierte sich bereits als Kind für Pflanzen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod