Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Jsou také schopné si hrát.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .그들은 놀 수도 있습니다.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Rośliny są też zdolne do zabawy.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Sanno anche giocare.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Sie können auch spielen.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Sunt capabile să se joace.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Sú schopné hrať sa.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .También son capaces de jugar.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Tumbuhan juga bisa bermain-main.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Ze kunnen ook spelen.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Μπορούν επίσης να παίζουν.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Они также обладают способностью играть.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .Те също могат да играят.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .הם גם מסוגלים לשחק.
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .كما انها تقوم ببعض الالعاب
Ayrıca bitkiler oynayabilirler(eğlenebilirler) .これは本当に遊んでいる様子です
Bahçe son derece ihtişamlı, ancak bitkiler fazla büyümüş ve biraz kontrolden çıkmış gibiler.Dit is een tuin die overwoekerd is, dat is weelderig maar ook uit de hand gelopen.
Bahçe son derece ihtişamlı, ancak bitkiler fazla büyümüş ve biraz kontrolden çıkmış gibiler.Je to příroda skutečně živelná, úrodná a překypující.
Bahçe son derece ihtişamlı, ancak bitkiler fazla büyümüş ve biraz kontrolden çıkmış gibiler.Градината е обрасла, в същото време тучна, но извън контрол.
Bakterileri hayata dahil ediyoruz Bitkileri...وهذا ينطبق علينا "نحن" أو البكتريا أو النباتات
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Anna kann beruhigt aufatmen — trotz des üblen Geruchs.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Dat leidt weer tot verdere effecten, waaronder de uitputting van de zuurstofvoorraad.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.De pronto, Johan, que iba caminando con paso titubeante, pierde el equilibrio y cae en una mata de ortigas.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.disse grænseværdier inden 2010.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Kehomme käyttää reaktiivisen typen muotoja proteiinintuotannossa.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Le forme reattive di azoto sono difatti usate dai nostri organismi per produrre proteine.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.När syret har förbrukats kvävs till sist fiskar, andra vattenlevande djur och växter.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Os peixes e outros animais e plantas asfixiam à medida que as reservas de oxigénio se vão esgotando.
Balıklar ve diğer hayvanlar ile bitkiler nihayetinde oksijen kaynağı tükendikçe boğularak ölür.Рибите и другите животни и растения в крайна сметка се задушават, тъй като запасите от кислород са изчерпани.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Ahora algunas plantas tienen un problema un poco diferente.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Ale inne gatunki roślin mogą mieć inne problemy.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.그러나 몇몇 식물들은 약간 다른 문제를 띠고 있습니다
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Oproti tomu jiné rostliny mají trochu jiný problém.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Sekarang beberapa tanaman punya masalah sedikit berbeda.
Bazı bitkilerin biraz daha farklı bir sorunu var.Други растения обаче имат малко по-различен проблем.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.A minha história não é sobre a propagação das plantas, mas sobre o próprio pólen.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Az én történetem nem a növények szaporodásáról szól, hanem magáról a virágporról.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Câu chuyện của tôi thực sự không phải về sự nhân giống thực vật, mà về chính phấn hoa.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Cerita saya bukanlah tentang reproduksi tumbuhan, tetapi tentang serbuk sari itu sendiri
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Jednak nie będę mówił o rozmnażaniu się roślin, ale o pyłkach jako takich.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.제 이야기는 실제로 식물의 확산에 관한게 아닙니다. 꽃가루 그 자체죠.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Mijn verhaal gaat echter niet over de voortplanting van planten, maar over het stuifmeel zelf.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Mir geht es eigentlich nicht um die Pflanzenvermehrung, sondern um die Pollen selbst.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Moje přednáška nemá být vlastně o rozmnožování rostlin, ale o pylu samotném.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Môj príbeh ale nie je o propagácii rastlín, ale samotného peľu.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Pero mi charla no es acerca de la reproducción de las plantas sino acerca del polen en sí mismo.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Povestea mea nu este, de fapt, despre răspândirea plantelor, ci despre polenul însuşi.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Questa storia non è solo sul propagarsi delle piante ma sul polline in sé.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Η ιστορία μου όμως δεν έχει να κάνει με την αναπαραγωγή των φυτών αλλά με τη γύρη αυτή καθ΄ αυτή.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Историята ми всъщност не е пропаганда относно цветята, но за цветния прашец сам по себе си.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Мой рассказ на самом деле не о размножении цветов, а о самой пыльце.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.הסיפור שלי אינו עוסק בהפצת הפרחים, אלא באבקה עצמה.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.في الحقيقة لا اريد التحدث عن تكاثر النباتات بل عن حبة اللقاح نفسها
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.花粉そのものについてです そもそも 花粉の特徴とは何かとお尋ねになるかもしれません
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.A te straszne warunki stąd, że tam gdzie są przyjazne warunki atmosferyczne rosną rośliny.
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.Ce sont des conditions horrible car là où vous avez une bonne météo, des plantes poussent.
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.In condizioni orribili perché dovunque ci sia bel tempo, crescono le piante.
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.끔찍하게 힘든 환경인 이유는 바로 좋은 날씨인 곳은, 식물이 잘 자라서
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.Son condiciones horribles porque donde hace buen tiempo, las plantas crecen.
Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor.Sunt condiţii oribile deoarece oriunde ai vreme frumoasă, cresc plante.