Biz uzun süredir birlikteydik.We were together for a long time.
Bizim birlikte birkaç dersimiz var.We have a few classes together.
Birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı ödeme yapıyorsunuz?Are you paying together or separately?
Onu birlikte yapmayı kabul ettik.We've agreed to do that together.
Ailenle birlikte mi geldin?Did you come with your family?
Biz kütüphanede birlikte çalıştık.We studied together in the library.
Güneş ve ay çoğu kez gökyüzünde birliktedir.The sun and moon are often in the sky together.
Birlikte, her şey mümkün.Together, anything is possible.
Tom'la birlikte kimse yok.There's no one with Tom.
Tom her zaman Mary ile birlikte.Tom is always with Mary.
Birlikte büyüdüğüm bütün çocuklar okula gitmeye başlamadan önce yüzebiliyorlardı.All the kids I grew up with could swim before they started going to school.
Tom hâlâ Mary ile birlikte mi?Is Tom still with Mary?
Biz birlikte çok zaman geçirdik.We've spent a lot of time together.
O ve ben birlikte cehennemden geçtik.He and I went through hell together.
Tom ve ben birlikte geleceğiTom and I'll come together.
Eskiden birlikte çok şey yapardık.We used to do a lot of things together.
Hep birlikte Boston'a geri dönüyoruz.We're all going back to Boston together.
Biz çok uzun zamandır birlikteyiz.We've been together for a very long time.
Biz üç yıldır birlikteyiz.We've been together for about three years.
Bir blender birlikte farklı gıdaların karışımı sağlar.A blender lets you mix different foods together.
Şimdi yaklaşık üç yıldır birlikteyiz.We've now been together for nearly three years.
Tom'la birlikte gitmeyi istemiştim.I had intended to go with Tom.
Birlikte ilk çıktığımız zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went out together?
Birlikte ilk yüzmeye gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went swimming together?
Boston'a birlikte ilk gittiğimiz zamanı hatırlıyor musun?Do you remember the first time we went to Boston together?
Tom karısı ile birlikte evde.Tom is at home with his wife.
Tom ve Mary onu birlikte yaptı.Tom and Mary did that together.
Tom ve Mary birlikte seyahat etti.Tom and Mary traveled together.
İngiliz birlikleri cesurca savaştı, ancak Almanları durduramadılar.The British troops fought bravely, but were unable to stop the Germans.
O benimle birlikte.He's with me.
Tom ve Mary birlikte bütün gece dans ettiler.Tom and Mary danced together all night long.
Tom ve Mary birlikte dışarı çıkmaya karar verdiler.Tom and Mary decided to go out together.
Tom ve Mary birlikte dışarı çıkmaya karar verdi.Tom and Mary decided to go out together.
Sınıf arkadaşlarımla birlikte olmaktan hoşlanırım.I like to be with my classmates.
Noel'i tüm ailenizle birlikte en son ne zaman kutladınız?When was the last time you celebrated Christmas with your whole family?
Son otuz yıldır her Noel'i birlikte geçirdik.We've spent every Christmas for the last thirty years together.
Tom bütün Noellerini ailesiyle birlikte evde geçirdi.Tom spent all of his Christmases at home with his family.
Tom ve Mary birlikte yelkenli ile gittiler.Tom and Mary went sailing together.
Tom Noeli ailesiyle birlikte geçirmeyecek.Tom won't be spending Christmas with his family.
Tom ve Mary evde birlikteydi.Tom and Mary were at home together.
Tom ve Mary birlikte mutlu görünüyordu.Tom and Mary seemed happy together.
Ailem burada benimle birlikte.I've got my family here with me.
Tom, Mary ile birlikte olmak için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to be with Mary.
Bugün Tom ve Mary ile birlikte oynadım.I played with Tom and Mary today.
Satıcıya bebek önlüğünün çamaşırla birlikte konulabilip konulamayacağını sormayı unutma.Don't forget to ask the seller if the jumper can be put in with the washing.
Ağlamayı kes ve birlikte hareket et.Stop crying and get your act together.
Tom ve Mary birlikte bira içti.Tom and Mary drank beer together.
Çocuklarla birlikte oyuncak mağazasına gidiyorum.I'm going to the toy store with the children.
Tom, kendisinin ve Mary'nin Noel Günü'nü birlikte geçireceğini söylüyor.Tom says that he and Mary will spend Christmas Day together.
Tom ve Mary sık sık okuldan sonra birlikte tenis oynadı.Tom and Mary often played tennis together after school.
Bir ara tekrar birlikte şarkı söylemeliyiz.We should sing together again sometime.
Anlaşma, birliklerin geri çekilmesi şartına bağlıydı.The agreement was conditioned on the withdrawal of troops.
Eskiden birlikte basketbol oynardık.We used to play basketball together.
Uzun süredir seninle birlikteyim.I've been with you for a long time.
Birlikte daha güçlü ve daha güvendeyiz.We're stronger and safer together.
Birlikte çok golf oynadık.We played a lot of golf together.
Ailemle birlikte dönmüş olmak istiyorum.I want to be back with my family.
Tom ve Mary birlikte çok yakından çalıştılar.Tom and Mary worked very closely together.
Birlikte bir takım olarak geliyoruz.We're coming together as a team.
Biz hep çocuklarla birlikte evdeyiz.We're always home with the kids.