Genellikle çocuklarınızla birlikte yediğiniz yiyecekler nelerdir?What are some foods you usually eat with your children?
Genellikle soya fasulyesiyle birlikte yediğiniz bazı yiyecekler nelerdir?What are some foods you usually eat with soy sauce?
En son birlikte akşam yemeği yediğimizde sen sadece sebze yerdin.The last time we ate dinner together, you would only eat vegetables.
O bir kızlar birliği üyesidir.She's a member of a sorority.
Tek başına mısın yoksa biriyle birlikte misin?Are you by yourself or with someone?
Tom'la birlikte burada kal.Stay here with Tom.
Tom yanında Mary ile birlikte caddede aşağıya doğru yürüyordu.Tom was walking down the street with Mary at his side.
Tom Mary ile birlikte gitti.Tom left with Mary.
Tom genellikle arkadaşlarıyla birlikte.Tom is usually with his friends.
Tom ve Mary şimdi orada John'la birlikteler.Tom and Mary are there with John now.
Birlikte olmak bizim kaderimiz.We're meant to be together.
Seninle birlikte gelmemi istiyor musun?Do you want me to come in with you?
Siz ikiniz birlikte çıkıyor musunuz?Are you two dating each other?
Tom neden seninle birlikte gitmedi?Why didn't Tom go with you?
Dün gece seninle birlikte gördüğüm Tom muydu?Was that Tom I saw you with last night?
Tom seninle birlikte mi?Is Tom with you?
Onunla birlikte yaşayamam.I can't live with it.
Sanırım hep birlikte sınıfı temizlemeliyiz.I think we should all clean the classroom together.
Bunu birlikte yaptığımız için mutluyum.I'm glad we're doing this together.
Bir müşteri ile birlikteyim.I'm with a client.
Tom'un büyükbabası ve Mary'nin büyükbabası II Dünya Savaşında birlikte dövüştüler.Tom's grandfather and Mary's grandfather fought together in World War II.
Birlikte iyi çalışırız.We work well together.
Birlikte çalışıyoruz.We work together.
Birlikte okuldaydık.We used to be in school together.
Birlikte yaşıyoruz.We live together.
Birlikte gidebiliriz.We could go together.
Sovyetler Birliği 1957 yılında Sputnik I'i fırlattı.The Soviet Union launched Sputnik I in 1957.
Ailemle birlikte zaman geçirmeyi iple çekiyorum.I'm looking forward to spending time with my family.
Eğer birlikte çalışırsak, bunu çok daha çabuk bitirebilmemiz gerekir.If we work together, we should be able to finish this much more quickly.
Tom'un gerçekten istediği çocuklarıyla birlikte biraz zamandı.What Tom really wanted was some time with his children.
Onlar benimle birlikte.They're with me.
Biz birlikte çalışmak zorunda kalacağız.We're going to have to work together.
Birlikte gittik.We left together.
Birlikte zaman geçirmekten hoşlanacağın ünlü bir kişiyi seçebilsen, bu kim olurdu?If you could choose one famous person you'd like to spend time with, who would it be?
Sakıncası yoksa birlikte gelmek istiyorum.I'd like to come along if you don't mind.
Birlikte eğleneceğimizi düşündüm.I thought we'd have fun together.
"Birlikte dans edelim." "Asla sormayacağını düşündüm.""Let's dance together." "I thought you'd never ask."
O arkadaşım Rachel, birlikte okula gidiyoruz.That's my friend Rachel. We go to school together.
Köpek ve kedi bir sepet içinde birlikte uyuyor.The dog and the cat are sleeping together in a basket.
İnşallah, yarın ebeveynlerinle birlikte olacağız.Tomorrow, God willing, we'll be with your parents.
Biz birlikte mutlu olamayız.We can't be happy together.
Biz birlikte görünemeyiz.We can't be seen together.
Tom ve Mary'nin on yıldır birlikte olduklarına inanamıyorum.I can't believe Tom and Mary have been together for ten years.
Bunu birlikte tutmaya çalışın.Try to hold it together.
Seni benimle birlikte işe götüremem.I can't take you to work with me.
Birlikte geçirdiğimiz zamandan ne kadar keyif aldığımı sana söyleyemem.I can't tell you how much I've enjoyed our time together.
Birlikte yemek yemek için dışarıya çıkmanın seni neşelendireceğini düşünüyordum.I thought going out to eat together would cheer you up.
Birlikte kayağa gitmemizin eğlenceli olacağını düşündüm.I thought it would be fun for us to go skiing together.
Birlikte birkaç şarkı söylemenin eğlenceli olacağını düşündüm.I thought it'd be fun to sing a few songs together.
Bunu birlikte yapabileceğimizi düşündüm.I thought we could do this together.
Birlikte öğle yemeği yememiz gerektiğini düşünüyordum.I thought we were supposed to eat lunch together.
Siz ikinizin birlikte çalışmak istediğinizi düşündüm.I thought you two wanted to work together.
Tom'la birlikte gittiğini düşündüm.I thought you'd gone with Tom.
Dün gece arkadaşlarla birlikteydim.I was with friends all last night.
Eski kız arkadaşımla birlikte geri dönüyorum.I'm getting back together with my ex-girlfriend.
Ev, içindeki her şeyle birlikte kül olmuştu.The house was burned to the ground, with all its contents.
Onlar her zaman birlikteler.They're always together.
Hep birlikte bu işin içindeyiz.We're all in this together.
Tom ve Mary her zaman birlikte takılıyor gibi görünüyor.Tom and Mary always seem to be hanging out together.
Tom'un Mary'nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.Tom had trouble believing that Mary would actually want to go out with him.