O ve erkek arkadaşı birlikte yaşıyorlar.She and her boyfriend live together.
Çocukken sık sık babamla birlikte balığa gittim.As a child I often went fishing with my father.
Sen ve ben birlikte gidiyoruz.You and I are going together.
Birkaç hafta kalacağız, birlikte.We are going to stay some weeks, together.
Birlikte birkaç hafta kalacağız.We are going to stay some weeks, together.
Tom ve Mary'nin birlikte izlediği filmin mutlu bir sonu vardı.The movie that Tom and Mary watched together had a happy ending.
Endişelenme, eğer bu olursa sadece birlikte çalışacağız!Don't worry, if that happens, we will just have to coordinate!
Sen de Amazon'da yılanlarla birlikte kamp kuruyorsun!You also camp in the Amazon with snakes!
Birlikte iyi görünüyorsunuz.You look good together.
Çeşitlilik içinde birlik.Unity in diversity.
Birlikte okuldayken Peter Pearl ile karşılaştı.Peter met Pearl when they were at school together.
Balık ve kırmızı şarap birlikte iyi gitmez.Fish and red wine don't go well together.
Oylama oy birliği ile kabul edildi.The vote is unanimous.
Okulda birlikteyiz.We are at school together.
Yarın yağmur yağmazsa, Tom Mary ile birlikte pikniğe gitmeyi planlıyor.If it doesn't rain tomorrow, Tom plans to go on a picnic with Mary.
O çocuk birlikte oynayacak birini istiyor.That child wants someone to play with.
Şu çocuk birlikte oynamak için bir arkadaş istiyor.That child wants a friend to play with.
Birlikte geçirdiğimiz dakikaları asla unutmayacağım.I'd never forget the moments we've spent together.
Pazar günü oğluyla birlikte bir köpek kulübesi yaptı.He built a doghouse with his son on Sunday.
Birlikte gelmek istiyorum.I'd like to come along.
John ve Robert tatillerini aileleriyle birlikte Martha's Vineyard'da geçirdiler.John and Robert spent their vacations at Martha’s Vineyard with their families.
Benimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with me?
Bizimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with us?
Birlikte öğle yemeği yemek ister misiniz?Would you like to eat lunch together?
O bütün noellerini evde ailesiyle birlikte geçirdi.She spent all of her Christmases at home with her family.
Birlikte geçirdiğimiz zamanı asla unutmayacağım.I'll never forget the time we spent together.
Bir sonraki buluşmamızda Jane'le birlikte Disneyland'a gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Disneyland on my next date with Jane.
Birlikte dans ederiz.We dance together.
Birbirimize güvenmezsek, birlikte yaşayamayız.If we don't trust each other, we won't be able to live together.
Yıllardır onunla birlikte çok şey öğrendim.I've learned a lot with her over the years.
Öğrenci Birliği, kampüste bir bar işletiyor.The Students' Union runs a bar on campus.
Onunla birlikte sinemaya gitti.She went to the cinema with him.
Birlikte çıkmak evlenmekle aynı şey değildir.Going out together is not the same thing as getting married.
Hepimiz birlikte dua edelim.Let's all pray together.
Ailenle birlikte kiliseye git ve onun için dua et.Go to church with your parents and pray for her.
Seninle birlikte eve döneceğim.I'll go back home with you.
Neden benimle birlikte sinemaya gelmek istemiyorsun?Why don't you want to come to the cinema with me?
Onunla birlikte alışverişe gitmeyeceğimi ilk ve son olarak ona söyledim.I told her once and for all that I wouldn't go shopping with her.
Öyle adamlarla iş birliği yapmasan iyi olur.It'd be better if you didn't associate with men like that.
Mary, Tom ve Conchita'nın birlikte flört ettiğini gördü.Mary spotted Tom and Conchita flirting together.
Onunla birlikte patates kızartması ister misin?Do you want fries with that?
Birlik paradan daha iyidir.Unity is better than money.
Gel benimle birlikte karın tadını çıkar.Come enjoy the snow with me!
O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.He and I were inseparable friends during our time together in school.
Onunla birlikte öğle yemeği yemeği planlıyorum.I'm scheduled to have lunch with him.
Bu şartlar altında birlikte çalışamayız.Under these conditions we can not work together.
Tom ve Mary arkadaşlarıyla birlikte Clue oynuyor.Tom and Mary are playing Clue with their friends.
Yönetim Kurulu oy birliğiyle CEO olarak onu atamaya karar verdi.The board unanimously decided to appoint her as CEO.
Birlikte çalıştığım insanlar hepsi çok nazik.The people I work with are all very kind.
Arkadaşlarıyla birlikte alışveriş merkezine gitti.She went to the mall with her friends.
Fizyoterapistlerle birlikte işine geri döndü.He went back to work with physiotherapists.
Hepinizle birlikte sinemaya gelirdim ama ne yazık ki bir baş ağrım vardı.I would have come to the cinema with you all, but unfortunately I had a headache.
Tom Genç Erkekler Hristiyan Birliği'ne gitti.Tom went to the YMCA.
Mary ve onun erkek arkadaşı dört yıl birlikte yaşadılar.Mary and her boyfriend lived together for four years.
Tom ve Mary birlikte yaşıyorlar.Tom and Mary are living together.
Sevdiğim kişinin birlikte olduğu biri varmış.The one I adore is off the market.
"SSCB" " Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" anlamına gelir."USSR" stands for "Union of Soviet Socialist Republics".
Tom oğluyla birlikte sarhoş oldu.Tom got drunk with his son.
Evlilik sevgiden yapılmış bir birliktir.Marriage is a unity made from love.
Sovyetler Birliği'nde, belki de sadece resmi veya siyasi fikirler vardı.In the Soviet Union, there were maybe only official or political ideas.