Ana içeriğe geç
Sözlük

biriyle ile cümle

biriyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tanımadığın biriyle karşılaşırsan dahi, ona bundan bahset.次の人
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.Afrika's eerste telemedische centrum in Tanzania wilde ontwikkelen.
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.Afrika's erstes Telemedizinzentrum entwickeln wollte, in Tanzania.
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.탄자니아에 아프리카 최초의 원격의료센터를 건립하고자하는 사람과 만나면서 시작되었습니다.
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.le premier centre de télémédecine africain, en Tanzanie
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.פגישה עם מישהו שרצה לפתח את המרכז הראשון באפריקה לרפואה מקוונת בטנזניה
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.لقاء مع شخص يود أن يطور أول عيادة أفريقية تطبيبية عن بعد، في تنزانيا
Tanzanya'da Afrika'nın ilk teletıp merkezini geliştirmek isteyen biriyle bir toplantı.開発しようとしていた人との出会いでした 僕達は文字通り2ヶ月ほど前に会い デザインをすでにつくり
TED'in en büyük arkadaşlarından biriyle tanıştırmak istiyorum.우연찮게, 아프리카에서 가장 큰 빈민정착촌에 살고 있죠.
TED'in en büyük arkadaşlarından biriyle tanıştırmak istiyorum.שבמקרה חי בשכונת צריפונים הכי גדולה באפריקה.
TED'in en büyük arkadaşlarından biriyle tanıştırmak istiyorum.والذي كان يعيش في اكبر ملجأ في أفريقيا
TED'in en büyük arkadaşlarından biriyle tanıştırmak istiyorum.(ビデオ)CM: 私はクリストファー マカオ
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışızIk ben op de universiteit.
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışız저는 대학생이였고 한 친구와 저는 로드 아일랜드주,
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışızlähden ystäväni kanssa retkelle
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışızאני בקולג', חברה שלי ואני יוצאות למסע דרכים
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışızكنت ما زلت في الجامعة وقررت انا وصديقتي ان نذهب في رحلة عبر البلاد بواسطة السيارة
Üniversitedeyim, arkadaşın biriyle yolculuğa çıkmışız友人と車の旅に出ました ロードアイランド州のプロビデンスから
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıFör kvinnor är skam ett nät av ouppnåeliga, motstridiga, konkurrerande förväntningar om vem vi borde vara.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıHanba je pre ženy tá sieť nedosiahnuteľných, konfliktných a konkurujúcich očakávaní o tom, kým máme byť.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıHäpeä on naisille näitä ristiriitaisia odotuksia itsestämme.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağı수치심은 여성에게 되어야 하는 여성상의 불가능하고 모순되며 경쟁적인 기대로 이루어진 그물입니다.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıSram je za ženske nekakšna mreža nedosegljivih, nasprotujočih si pričakovanj, kakšne bi morale biti.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıStudem je pro ženy síť nedosažitelných, protikladných, soupeřících očekávání jaké máme být.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıДля женщин стыд — паутина недостижимых, противоречивых и соревнующихся ожиданий того, кем мы должны быть.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıСором для жінок - це павутиння недосяжних, конфліктуючих очікувань щодо того, якими ми повинні бути.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağıהבושה, בעבור נשים, היא רשת הקורים של ציפיות בלתי-מושגות, מתחרות וסותרות הקשורות במה שאנו אמורות להיות.
Utanç, kadınlar için, kim olmamız gerektiği hakkında ulaşılamaz, çelişkili, biriyle yarışan beklentiler ağı達成し得ない 矛盾に満ち 相反する 期待に取り巻かれた状態です まるで拘束衣のようです
Varis halktan biriyle nişanlanıyor.A Seorim Egyetemen bukkant fel ma.
Varis halktan biriyle nişanlanıyor.On l'a vu à l'université Seo Rim, aujourd'hui.
Varis halktan biriyle nişanlanıyor.Η αρραβωνιαστικιά του κληρονόμου του ομίλου Νταε Χαν Αποκαλύπτεται
Varis halktan biriyle nişanlanıyor.حتى ولو لم يكن سوى صحفي فاشل
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.전 그냥 남자 얘기나 하려는 20대 풋내기를 만났던 거죠.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.A já jsem dostala holku přes dvacet, která chtěla mluvit o klucích.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.A ja som mala dvadsaťročnú babu, ktorá chcela hovoriť o chlapcoch.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.E io avevo una ventenne che voleva parlare di ragazzi.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Én pedig egy huszonévest kaptam, aki fiúkról akart beszélgetni.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Et moi, j'avais une fille de 20 ans et quelques qui voulait parler des garçons.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Iar eu aveam o fată de 20 și ceva de ani care vroia să vorbească despre băieți.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Ik kreeg een twintiger die over jongens wilde praten.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.In jaz sem dobila dvajset-in-nekaj-letnico, ki se je hotela pogovarjati o fantih.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Mnie trafiła się dwudziestoparolatka, chcąca pogadać o chłopakach.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Och jag fick en 26-åring som ville prata om killar.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Og jeg fik en nogen-og-tyve-årig, der ville snakke om drenge.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Und ich bekam eine Frau in den 20ern, die über Jungs reden wollte.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Và tôi thì có một khách hàng đang ở độ tuổi 20 và muốn nói chuyện về đàn ông.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Y a mí me tocó una veinteañera que quería hablar de hombres.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.Και εγώ είχα μία γύρω στα είκοσι που ήθελε να μιλήσουμε για αγόρια.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.А аз имах момиче на 20, което искаше да говори за момчета.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.А мені попалась двадцятирічна, яка хотіла побалакати про хлопців.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.А мне досталась девушка двадцати с лишним лет, желавшая поговорить о парнях.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.ואני קיבלתי בת עשרים ומשהו שרצתה לדבר על בנים.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.وأنا لدي مريضة في العشرينات من عمرها تريد التحدث عن الصبيان.
Ve ben 20'li yaşlarında erkekler hakkında konuşmak isteyen biriyle görüşüyordum.これなら 問題なくこなせる と思ったのですが
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım, "Bu şekilde nasıl boyuyorsun?Aşa că, într-o zi am avut oportunitatea să întâlnesc unul din aceşti tipi, şi am zis, "Cum pictezi aşa?
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım, "Bu şekilde nasıl boyuyorsun?Así, un día tuve la oportunidad de conocer a uno de estos tipos y le dije: "¿Cómo pintas de ese modo?
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım,Egy nap alkalmam volt találkozni az egyik sráccal, és megkérdeztem:
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım,Eines Tages hatte ich die Gelegenheit einen dieser Leute zu treffen, und ich sagte:
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım,그러던 어느 날, 그 중 한 명을 만날 기회가 있었습니다.
Ve bir gün onlardan biriyle tanışma fırsatı yakaladım,Op een dag had ik de gelegenheid om iemand van hen te ontmoeten, en ik zei:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod