Ana içeriğe geç
Sözlük

biriktirme ile cümle

biriktirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İş biriktirmesini kullanma& Desactivar o Escalonamento de Tarefas
İş biriktirmesini kullanmaDésactiver la file de tâches
İş biriktirmesini kullanma& Dezactivează procesarea lucrărilor
İş biriktirmesini kullanma& Disabilita l' accodamento
İş biriktirmesini kullanma작업 스풀링 사용 안함( D)
İş biriktirmesini kullanmaDruckerwarteschlange & deaktivieren
İş biriktirmesini kullanmaInaktivera & jobbkö
İş biriktirmesini kullanmaOnemogoči čakanje opravil
İş biriktirmesini kullanmaTakenspooling uitschakelen
İş biriktirmesini kullanma& Tắt cuộn công việc vào ống
İş biriktirmesini kullanma& Wyłącz buforowanie wydruków
İş biriktirmesini kullanma& Zakázať príjem úloh
İş biriktirmesini kullanmaZakázat řazení úloh (spooling)
İş biriktirmesini kullanma& Απενεργοποίηση spooling εργασιών
İş biriktirmesini kullanmaЗаборонити буферизацію завдань
İş biriktirmesini kullanmaЗапретить помещение заданий в очередь
İş biriktirmesini kullanma& Изключване
İş biriktirmesini kullanmaאל תאפשר הדפסה ברקע
İş biriktirmesini kullanma& تعطيل صفَ المهمات
İş biriktirmesini kullanmaジョブスプールを無効にする(D)
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Am început să spun şi să colecţionez poveşti.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Ho iniziato a raccontare storie, a condividerle e a raccoglierle.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Ich erzählte Geschichten, teilte und sammelte sie.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Jag sysselsatte mig med berättande, att dela berättelser och samla dem.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Je me suis investie à raconter, partager et collectionner des histoires.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.이야기를 하고, 같이 나누고, 또 모으기도 하느라 바빴죠..
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.העסקתי את עצמי בסיפור סיפורים, בהחלפתם ובאיסופם.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.でも詩は急いで できるものではないと
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Aber einige waren zum Arbeiten gedacht, einige zum Spielen, und einige dienten dazu, Sammlungen aufzubewahren.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Beberapa untuk bekerja, lainnya untuk bermain, beberapa untuk tempat koleksi.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Certains servaient aux gars à rassembler leur collection.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Dar unele erau pentru muncă, altele erau pentru joc, altele erau pentru ca oamenii să-şi colecteze lucrurile.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.한편, 작업장 또는 취미생활을 위한 곳도 있었지요. 또 어떤 곳은 자기들의 수집품을 저장하는 곳이었지요.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Ma alcuni erano ambienti lavorativi, altri ludici, altri erano per collezioni personali.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Maar sommige waren om te werken, sommige om te spelen, sommige voor mannen om dingen te verzamelen.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Mas alguns eram para trabalho, outros para divertimento, alguns eram para colecionar coisas.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Men några var till för arbete, några för lek, några var till för killar för att samla på saker.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Mutta jotkut paikat olivat työskentelyä, jotkut pelaamista, ja jotkut miesten keräämiä tavaroita varten.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Některá určená k práci, jiná na hraní, jiná pro muže - sběratele.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Pero algunas eran para trabajo, otros para juego, algunas eran un lugar para coleccionar cosas.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Vài cái để làm việc, vài cái để chơi, vài cái để chứa đồ.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Αλλά μερικά ήταν για δουλειά, μερικά ήταν για παιχνίδι, μερικά ήταν για να μαζεύουν τα πράγματά τους.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Але деякі були для роботи, деякі для розваг, деякі були необхідними хлопцям просто, щоби розмістити свої речі.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.Но някои бяха за работа, други - за игра, някои - места за събиране на колекции.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.אבל חלק היו לעבודה, חלק למשחק, חלק היו מקום לגברים לאסוף דברים.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.ولكن بعضها كانت للعمل وبعضها كانت للّعب وبعضها كانت لرجال يجمعّون الأغراض.
Kimisi çalışmak için, kimisi oyun oynamak için, kimisi birşeyler biriktirmek için kullanıyordu.何かを収集するための場所でもあるのです 自分が発見したことにただただ驚くばかりでした
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.De la o vârstă fragedă am învăţat să mă implic emoţional în ceea ce se desfăşura în faţa mea pe ecran.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Depuis mon enfance j'ai appris à m'investir émotionnellement dans ce qui se déroule à l'écran.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Desde edad temprana aprendí a invertir emocionalmente en lo que la pantalla me revelaba.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Kiskoromtól fogva megtanultam érzelmileg beleélni magam abba, ami a képernyőn kibontakozott előttem.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.어릴 때부터 나는 화면에서 펼쳐지는 것에 스스로 정서를 부여하는 법을 배웠다.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Od młodości uczyłem się emocjonalnego zaangażowania w to, co dzieje się na ekranie przede mną.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Od raného mládí jsem se naučil emocionálně věnovat tomu, co se odvíjelo přede mnou na obrazovce.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Sejak usia dini saya belajar untuk terlibat secara emosional pada apa yang saya lihat di layar.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Sin da piccolo ho imparato a predispormi emozionalmente per ciò che appariva sullo schermo.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Van jongs af aan leerde ik om me emotioneel te binden aan wat er op het scherm voor me gebeurde.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.Από μικρός έμαθα να επενδύω συναισθηματικά σε ότι ξετυλίγονταν μπροστά μου.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim."З раннього віку я звик емоційно викладатися в те, що розгортається на екрані.
Küçük yaşlardan beri ekranda gördüğüm şeyleri duygusal olarak biriktirmeyi öğrendim.От малък се научих да се потапям емоционално в онова, което ми се разкрива на екрана.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod