Ana içeriğe geç
Sözlük

bireyler ile cümle

bireyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kendine güvenen ve kararlı bireyler olmuşlar.Бяха самоуверени и непоколебими.
Kendine güvenen ve kararlı bireyler olmuşlar.הם היו בעלי ביטחון עצמי ונחושים. והעיקר בשבילי היום,
Kendine güvenen ve kararlı bireyler olmuşlar.كانوا واثقون من أنفسهم و ذوي إصرار. والمهم بالنسبة لي اليوم،
Kendine güvenen ve kararlı bireyler olmuşlar.あなたへのポイントは
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupDado que un grupo de individuos muy dedicados
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupDenn eine Gruppe sehr engagierter Menschen --
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grup매우 헌신적인 사람들의 모임,
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupלא הדבר היחיד שאנו רואים במים הבינלאומיים. קבוצה של יחידים מאוד חדורי מטרה --
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupلأن هناك مجموعة من الأشخاص المكرسين
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grup科学者 自然保護活動家
Kimlik için bireylerin vücutları hakkında daha az düşünüp ilişkiler hakkında daha çok düşündüğümüzde.개개인의 신체 보다도, 그가 존재한다는 그 자체의 독자성으로서, 서로의 관계를 더 생각하는 것이죠.
Kimlik için bireylerin vücutları hakkında daha az düşünüp ilişkiler hakkında daha çok düşündüğümüzde.לחשוב פחות על הגוף של הפרט, בהיבט של הזהות, ולחשוב יותר על היחסים.
Kimlik için bireylerin vücutları hakkında daha az düşünüp ilişkiler hakkında daha çok düşündüğümüzde.هو أن نفكر أقل فى الجسد الخاص بالفرد من حيث الهوية , وأن نفكر أكثر بالعلاقات .
Kimlik için bireylerin vücutları hakkında daha az düşünüp ilişkiler hakkında daha çok düşündüğümüzde.個人の体は それほど重視せずに 関係性を重視するということです より完璧な国をつくろうとしながら
Konular ve etkilenen bireyler hakkænda y Ÿ k s e k profesyonel standartlarda îalæル-malaræn yapælmasæ gerekir.Az Ebktv.fontos újítása az úgynevezett „közérdekűigényérvényesítés“ lehetősége.
Konular ve etkilenen bireyler hakkænda y Ÿ k s e k profesyonel standartlarda îalæル-malaræn yapælmasæ gerekir.› Ôn fa゙a instan゙elor civile un caz poate dura ani pénュ la finalizarea spe゙ei
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Acestea variază în funcție de cultură, țară, individ, clasă socială, educație.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Er zijn variaties tussen culturen, landen, individuen, sociale klassen en onderwijsniveaus.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.시간 전망은 문화, 국가, 개개인, 사회계층간, 학력에 따라 다양합니다.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Különböznek kultúránként, nemzetenként, egyénenként, társadalmi osztályonként, iskolázottsági szint szerint.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Le categorie variano tra culture e nazioni, tra individui e classi sociali, tra livelli di educazione.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Liší se mezi kulturami, mezi národy, mezi jedinci, mezi sociálními třídami, mezi úrovněmi vzdělání.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Tidszonerna varierar mellan kulturer, och länder, individer, sociala klasser, mellan utbildningsnivåer.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.Те варират между различните култури, нации, между хората, социалните класи, между образователните нива.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.הפרספקטיבות משתנות בין תרבויות, בין אומות, בין אנשים בודדים, בין מעמדות חברתיים, בין רמות השכלה.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.أنها تتفاوت بين الثقافات وبين الأمم، بين الأفراد، بين الطبقات الإجتماعية، بين مستويات التعليم.
Kültürler, milletler, bireyler, sosyal sınıflar ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösteren bir şey bu.個人差や、社会階層の差や、 教育レベルの差によって違いがあります 問題は、それが偏向性をもたらすということです
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.1960년대에 세계가 어땠는지 한 번 보세요, 고등학교를 졸업한 인구 비율이라는 기준으로 말이죠.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.1960年代の世界を見てみましょう 1960年代の世界を見てみましょう アメリカが群を抜いています
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Guardate il mondo com'era negli anni '60, in termini di proporzione di persone che avevano terminato il liceo.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Hãy nhìn thế giới những năm 1960, qua tỉ lệ người đã học hết trung học.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Priviți cum arăta lumea în anii 60 în ceea ce privește proporția celor care absolveau liceul.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Sehen wir uns mal die Situation in den 60ern an, in Bezug auf den Anteil der Bevölkerung mit Abitur.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Titta på hur världen såg ut på 1960-talet när det gäller andelen människor som hade gått ut gymnasiet.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Vejam como era o mundo nos anos 60, em termos de proporção de pessoas que tinham completado o liceu.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Zo zag de wereld eruit in de jaren 1960 in termen van het aantal mensen dat de middelbare school had voltooid.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Вот так выглядел мир 1960-х с точки зрения соотношения людей, получивших среднее образование.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.Подивіться, як виглядав світ у 1960 році з огляду на відсоток людей, які закінчили середню школу.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.הביטו איך נראה העולם בשנות ה-60, מבחינת אחוז האנשים שסיימו תיכון.
Liseyi bitiren bireylerin oranı baz alındığında, 1960'lı yıllarda dünyanın nasıl göründüğüne bakın.انظروا كيف كان شكل العالم بالستينات من حيث نسبة السكان الذين أكملوا المرحلة الثانوية.
Meksika toplumunu, toplumun bu seviyede olan bireylerini, bir üst seviyeye, yani harekete taşımalıyız.우리는 두려움 단계에 있는 멕시코 사회와 그 수성원들을 다음 단계인 행동 단계로 옮겨야 합니다.
Meksika toplumunu, toplumun bu seviyede olan bireylerini, bir üst seviyeye, yani harekete taşımalıyız.Trebuie să trecem de la această societate, de la acest nivel, la următorul nivel, și anume, să acționăm.
Meksika toplumunu, toplumun bu seviyede olan bireylerini, bir üst seviyeye, yani harekete taşımalıyız.עלינו להניע את החברה המקסיקנית, את חבריה אשר נמצאים בשלב הזה, לשלב הבא, פעולה.
Meksika toplumunu, toplumun bu seviyede olan bireylerini, bir üst seviyeye, yani harekete taşımalıyız.第三のレベルに導く必要があります。 行動に出るのです。 恐怖を直視し、私たちの街を
Nasıl bir bireyler grubunu alıp da bunlara karmaşa yerine, kalıcı ve değerli bir şeyler yarattırsınız?개인들로 이루어진 집단을 어떻게 조직해야 집단의 성과물이 뭔가 통일성 있고 지속적 가치를 지닐 수 있을까요.
Nasıl bir bireyler grubunu alıp da bunlara karmaşa yerine, kalıcı ve değerli bir şeyler yarattırsınız?איך ניתן לארגן קבוצה של פרטים כך שתפוקת הקבוצה תהיה עקבית ובעלת ערך יציב,
Nasıl bir bireyler grubunu alıp da bunlara karmaşa yerine, kalıcı ve değerli bir şeyler yarattırsınız?كيف يمكننا تنظيم مجموعة من الناس بحيث يكون منتوج المجموعة شئ متماسك ودائم القيمة،
Nasıl bir bireyler grubunu alıp da bunlara karmaşa yerine, kalıcı ve değerli bir şeyler yarattırsınız?持続する価値あるものを 一貫して作り出せるようにするには どうすればいいのでしょう?
Olağan şüpheliler. Burada, Tanzanya'da, bireylerin yüzde 30'unun yüksek tansiyonu var.Chiar aici in Tanzania, 30% din populatie are hipertensiune.
Olağan şüpheliler. Burada, Tanzanya'da, bireylerin yüzde 30'unun yüksek tansiyonu var.Ici en Tanzanie, trente pour cent d'individus souffrent de l'hypertension.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Ada cerita tentang masing-masing individu... ...di dalam orkestra dan para penonton.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Aveți poveștile indivizilor din orchestră și din public.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Ci sono le storie individuali degli orchestrali e del pubblico.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Da ist die Geschichte der einzelnen Personen im Orchester und im Publikum.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Je hebt de individuele verhalen van mensen in het orkest en in het publiek.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.오케스트라 연주자 각각의 이야기들과 관객 각자의 이야기들.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Máte tu příběhy konkrétních lidí, v orchestru i v publiku.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Ott vannak az egyének történetei a zenekarban és a közönségben.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Są historie pojedynczych ludzi, z orkiestry i z publiczności.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.Vi har individerna, både i orkestern och i publiken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod