Bire karşı üç her koşulda haksızdır.Anyway, three against one is unfair.
Sanat dünyanın bildiği bireyciliğin en yoğun biçimidir.Art is the most intense mode of individualism that the world has known.
Bireysel özgürlük demokrasinin temelidir.Individual liberty is the essence of democracy.
O bire bin katıyor.She is making a mountain out of a molehill.
Hadi birer birer gidelim.Let's go one at a time.
Birden bire kim olduğunuzu unutursanız şaşırmayın.Don't be surprised if all of a sudden you forget who you are.
Seninle birebir konuşmam lâzım.I need to talk to you in person.
Böyle sorunlu bir birey ile tartışmak anlamsız.It's pointless to argue with a disturbed individual like that.
Öyle dengesiz bir bireyle tartışmak için hiçbir yere gitmeyeceksin.You won't get anywhere arguing with a disturbed individual like that.
Öyle rahatsız bir bireyle konuşarak bir yere varamazsın.You won't get anywhere by talking with a disturbed individual like that.
Böylesine rahatsız bir bireyle tartışarak bir yere varmayacaksın.You won't get anywhere by arguing with such a disturbed individual.
Bire karşı iki adil bir dövüş değil.Two against one is not a fair fight.
Tom sıcak kanlı bir bireydir.Tom is a hot-blooded individual.
Biz bire üç sayıca üstünüz.We're outnumbered three to one.
Tom birden bire çok meşgul oldu.Tom suddenly became very busy.
Onlar birer birer içeri girdiler.They came in one by one.
Tom ve ben bu sabah birlikte birer fincan kahve içtik.Tom and I had a cup of coffee together this morning.
Tom'u adamakıllı sorumlu bir birey olarak düşünüyorum.I consider Tom a thoroughly responsible individual.
John sözlşmeleri aldı ve onları birer birer inceledi.John picked up the articles one by one and examined them.
Tom yumurtaları karton kutudan birer birer çıkardı.Tom took the eggs out of the carton one by one.
Tom çocuklarına on bire kadar ayakta kalmalarına izin verdi.Tom let his children stay up until eleven.
Turizm bürosu, saat dokuzdan saat bire kadar açıktır.The tourist office is open from nine o'clock to one o'clock.
Birer bardak daha alabilir miyiz lütfen?Can we have another round, please?
Apne Yunancadan gelen bir tıbbi terimdir; kelimenin bire bir anlamı "nefessiz"dir.Apnoea is a medical term which comes from Greek; it literally means "without breath".
Milletlerin, aynı bireyler gibi egoları vardır.Nations have their ego, just like individuals.
Birden bire ne olduğunu fark ettim.I suddenly realized what was happening.
Bunlar, birer devrim niteliği taşıyan adımlardır.These are steps of a revolutionary nature.
Hepimiz birer Tom ve Mary'yiz.We're all Toms and Marys.
Dan çok dini bütün dindar bir bireydi.Dan was a very devout religious individual.
Haydi, birer içki alalım.Come on, let's get a drink.
Biz bir takımız, bireyler değil! Bir takım olarak çalışmamız gerekiyor.We're a team, not individuals! We need to work as a team.
O çok bireyci.She's very individualistic.
Mary çok bireysel bir kız.Mary is a very individualistic girl.
Amerikalılar gerçekten çok bireyci mi?Are Americans really so individualistic?
Ne iğrenç bir birey!What a disgusting individual!
Bireyciliğe ne oldu?Whatever happened to individualism?
Soruşturma otuz yaşından büyük bireyleri içeriyordu.The investigation included individuals of more than thirty years.
Hepiniz birer bardak daha çay ister misiniz?Would you all like another cup of tea?
Sadece yakın aile bireyleri Tom ve Mary'nin düğününe katıldı.Only immediate family members attended Tom and Mary's wedding.
Çilek de ahududu da birer agregat meyve örneğidir.Strawberries and raspberries are both examples of an aggregate fruit.
Hem çilek hem de ahududu küme meyvelere birer örnektir.Strawberries and raspberries are both examples of an aggregate fruit.
Birey ya da aile toplumumuzun temeli midir?Is the individual or the family the basis of our society?
Tom çok yönlü bir birey.Tom is a well-rounded individual.
Her kişi bir bireydir.Every person is an individual.
Kişilik bireyleri benzersiz kılan şeydir.Personality is what makes individuals unique.
O yaratıcı, akıllı ve düşünceli bir bireydir.He is a creative, intelligent and thoughtful individual.
Hiçbir bireyin hakları ihlal edilmedi.No individual's rights were violated.
Bireysel sonuçlar farklı olabilir.Individual results may vary.
Bire karşı on bir ölçekte ne kadar mutlusun?How happy are you on a scale one to ten?
Ben Tom hakkında bire bir aynı hissediyorum.I feel the exact same way about Tom.
Bireysel suçların sonucunun ortak cezalandırma olması gerekir.The consequence of individual crimes should be collective punishment.
Tom'un çok değişik bir bireysel dili var.Tom has a very distinct idiolect.
Sizin kıçı kırık birer ırkçı olduğunuzu herkes biliyor.Everyone knows you're racist punks.
Kadınlar bireydir.Women are individuals.
Sonra, aynı şeyi tekrar tekrar yaptık - her biri birer taslak daha.Then, we did the same thing all over again – one more draft each.
Sonar, 432 bireysel transdüserden oluşan büyük bir dizi idi.The sonar was a large array of 432 individual transducers.
Bireysel Üyelerin yanı sıra, 17 adet ulusal Esperanto organizasyonu da UEA ile bağlantılıdır.In addition to individual members, 70 national Esperanto organizations are affiliated with UEA.
Küçük kekler veya bireysel kekler fiyat açısından daha verimli olabilir.Smaller cakes or individual cakes can be more efficient in terms of price.
Toplam risk bireysel sınıf risklerinin toplamıdır; aşağıya bakınız.The total risk is then the sum of the individual class-risks; see below.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.The economic costs of hepatitis C are significant both to the individual and to society.