Sizden kendinizi stres stüdyosuna gelmiş birer yarışmacı olarak düşünmenizi istiyorum.I want you all to pretend that you are participants in a study designed to stress you out.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!I hear this is the best for healing broken bones!
Yedide üçten yedide ikiyi çıkarırsam bu yedide bire eşit olurIf I had three over seven minus two over seven, that just equals one over seven.
Bu altıda bire eşitWell that equals one over six.
Ve sonunda, ağın içerisinde obez olan ve olmayan bireylerin kümelendiğini göreceksiniz.And, by the end, you're going to see clusters of obese and non-obese individuals within the network.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Maybe, in fact, emotions have a collective existence, not just an individual existence.
Süper organizmalar sadece bireyleri çalışarak anlaşılamayacak özelliklere sahiptirler.Superorganisms have properties that cannot be understood just by studying the individuals.
Görüntülemeyi yoğunluğa göre bireyselleştirmemiz gerek.We need to individualize screening based on density.
Şehirler kutlamanın, bireysel ifadenin mekanları.Cities are places of celebration, personal expression.
Evet, ama aslında bunun gerçekleşmesini sağlayan yüzlerce insanın bireysel katılımıydı.Yeah, but there were hundreds of individuals, obviously, who made that a reality.
Ama daha da önemlisi, geri dönmek istedik çünkü Afganistan'daki bu insanlar birer kahramanlar.But more importantly, we wanted to go back, because these people in Afghanistan were the heroes.
Yani mümkün olan tüm fırsatlardan bireysel eylemleri desteklemek için yararlanacağız.So, utilizing all of these ways to inspire individual action.
"Hayır." dedi "Ben olsam bireylerle konuşurdum."He said, "No, I'd talk to the individuals."
Aslında herşey bireylere bağlı.It's all about the individuals.
Bu türün, 116 metre yüksekliğe ulaşan bireyleri vardır.The range of the species goes up to as much as 380 feet tall.
Birkaç gün içinde neşesiz, uyuşuk ve boş boş bakan bireylere dönüşüyorlar.Within a few days, they were listless, lethargic, and staring into space
Ve birden bire, çok para getirdi ve çok dikkat celbetti.And all of the sudden, it brought a lot of money and a lot of attention.
Varmaya çalıştığım iyi haber şu, sonuç olarak bu bazılarımızı birer kahramana dönüştürüyor.And the good news that I'm going to hopefully come to at the end is that it makes some of us heroes.
Milgram'ın çalışması bireysel otoritenin insanları kontrol etmesi hakkında.Milgram's study is all about individual authority to control people.
Philip Zimbardo: Buradakiler kişiliksizleştirilecek tutuklular. Birer sayı haline gelecekler.Here are the prisoners, who are going to be dehumanized, they'll become numbers.
Kendinin bireysellikten çıkması. Kişisel sorumluluğun dağılması.Diffusion of personal responsibility.
Sadece bireye odaklanan tıbbi modelden uzaklaşan bir değişim.The shift is away from the medical model that focuses only on the individual.
Şiddet bir hastalıktır. Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Since the Inquisition, we've been dealing with problems at the individual level.
Ve bunların hepsi birer vektör, sadece sayı değiller. -It's just not normal multiplication.
Kesin bir ifadeyle, makine bireysel kameraların pikselleri aracılığıyla görüyor.In a certain sense, the machine is seeing through the pixels of individual cameras.
Yakından inceleyince, bireysel ve... ...zeki yaratıkları görüyoruz.On closer scrutiny, you might recognize... ...individual, intelligent beings.
Ve altı ay içinde birer güneş enerjisi mühendisi olabilirler.And in six months they can become solar engineers.
Ask bireylerin kendi araslarinda anlamli bir sekilde iliski kurmasini mümkün kilar.It impels them to leave their shells and risk being being honest and spontaneous together.
Bu grafiği birebir aynı ödemeleri sağlayacak şekilde yukarı kaydırmak için ne yapmamız lazım?So how can we shift this graph up to get exactly the same payoff diagram?
Birer rakam söyleyin -- bu rakam karesini almaya çalışacağım, beş basamaklı sayı olacak.Call out a single digit -- that will be the five-digit number that I will try to square, go ahead.
Orkestradaki ve dinleyici grubundaki bireylerin kendi hikâyeleri var.You have the stories of the individuals in the orchestra and in the audience.
Ve şu an her biriniz ST yükselmesi konusunda birer uzman oldunuz.Any one of you now is an expert on ST elevation.
Ve eğer gerçekten dürüst olacaksam benim olabileceğimden daha iyi birer şefler.And if I'm going to be really honest, they're a better chef than I'll ever be.
Ve birden bire ikinci benliklerimize sahip çıkmaya başlamamız gerekiyor.And suddenly we have to start to maintain our second self.
Şimdi, iki girişimci düşünelim. Her iki ülkeden birer girişimci.Now, let's think about two entrepreneurs in each of the countries — or one in each of the countries.
Demek istediğim bugün bireylerin sahip oldukları için o zaman krallar savaşa gidebilirdi.I mean, individuals own things that kings would have definitely gone to war to get.
y eşittir sıfır x artı bire.y equals zerox plus one.
Ve bu eşitlik bir anlam taşıyor çünkü y sadece bire eşittir.And that makes sense because this equation would just be y equals one.
Kaç kişi burada bireysel emekliliğin var mı?How many people here have got a pension?
Olağan şüpheliler. Burada, Tanzanya'da, bireylerin yüzde 30'unun yüksek tansiyonu var.Right here in Tanzania, 30 percent of individuals have hypertension.
Kız kardeşim ve ben burada büyüdük, ve sakin, mutlu birer çocukluk geçirdik.My sister and I grew up here, and we had quiet, happy childhoods.
Sizi birer yarı-makine olmaya çağırıyorum.I would encourage you to become a cyborg.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.We are huge packages of chemicals.
Bireyler hedef.Targeted individuals.
Bir de onlara bir laf öğrettim. " Ben bir bireyim."I am somebody. I was somebody when I came.
Geldiğimde bireydim. Gittiğimde daha iyi birisi olacağım.I'll be a better somebody when I leave.
En dipteyken, bir birey olmadığımı hissediyorken... ... siz beni bir birey yaptınız.You made me feel like I was somebody, when I knew, at the bottom, I wasn't.
Bu araca birer birer binecekler.They're going to be entering this car one by one.
Yaklaşık 80 kişi katıldı, birer birer girerek.We had about 80 people show up to participate, entering one-by-one.
Bireyler, çevre tarafından şekillendirilir.Individuals are shaped by environment.
Eğer ilkel bir kültür içerisinde yetişmişseniz ilkel bir birey olucaksınızdır.If you're brought up in a culture with very primitive equipment you're going to be primitive.
Bu arada, bireysel tasarruf aniden düştü.And in the mean time, personal savings absolutely plummeted.
Biz yenilik peşindeki, çıkarcı, bencil bireyler miyiz?Are we these novelty-seeking, hedonistic, selfish individuals?
İnternet bizim birey olarak katkıda bulunmamız ve duyulmamıza izin veriyor.It allows us to contribute and to be heard as individuals.
Bir birey ve yaradılışsal olarak kadınların kendisi bu etkilerin bir karışımını yapar.They make up a mix of influences as individual and idiosyncratic as the woman herself.
Buradaki bütün sayılar aslında birer rasyonal sayı.So let me draw.
Her bireyde farklı şekilde görülür, bu nedenle Remi Sam'den çok farklı.It manifests in each individual differently, hence why Remi is so different from Sam.
Kendisi ve asistanı ellerine birer lamba alıpGalileo would open his lamp, and his assistant would open his.
Ve biz hepimiz birer kâşifiz.And we are all explorers.
İki elinizde de birer dambıl olsun ve kollar uzanmışStand up straight with a dumbbell in each hand at arm's