Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinden ile cümle

birbirinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ðức_Chúa_Trời lại phán rằng : Phải có một khoảng_không ở giữa nước đặng phân_rẽ nước cách với nước .
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dumnezeu a zis: ,,Să fie o întindere între ape, şi ea să despartă apele de ape.``
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.E disse Deus: haja um firmamento no meio das águas, e haja separação entre águas e águas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Entonces dijo Dios: "Haya una bóveda en medio de las aguas, para que separe las aguas de las aguas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.És monda Isten: Legyen mennyezet a víz között, a mely elválaszsza a vizeket a vizektõl.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.In reče Bog: Bodi raztežje med vodami, da bo ločilo vode te in one.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ja Jumala sanoi: "Tulkoon taivaanvahvuus vetten välille erottamaan vedet vesistä".
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.하나님이 가라사대 물 가운데 궁창이 있어 물과 물로 나뉘게 하리라 하시고
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Och Gud sade: »Varde mitt i vattnet ett fäste som skiljer vatten från vatten.»
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Og Gud sa: Det bli en hvelving midt i vannene, og den skal skille vann fra vann.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Potem rzekł Bóg: Niech będzie rozpostarcie, w pośrodku wód, a niech dzieli wody od wód.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Řekl také Bůh: Buď obloha u prostřed vod, a děl vody od vod!
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Toen zei God: "Laat de watermassa uit elkaar gaan, zodat de wolkenhemel en de zeeën worden gevormd."
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Und Gott sprach: Es werde eine Feste zwischen den Wassern, und die sei ein Unterschied zwischen den Wassern.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Και ειπεν ο Θεος, Γενηθητω στερεωμα αναμεσον των υδατων, και ας διαχωριζη υδατα απο υδατων.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И Бог каза: Да бъде простор посред водите, който да раздели вода от вода.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И сказал Бог: да будет твердь посреди воды, и да отделяет она воду от воды.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.ויאמר אלהים יהי רקיע בתוך המים ויהי מבדיל בין מים למים׃
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.وقال الله ليكن جلد في وسط المياه. وليكن فاصلا بين مياه ومياه.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.神 說 、 諸 水 之 間 要 有 空 氣 、 將 水 分 為 上 下
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.神說 、 諸水 之 間 要 有 空氣 、 將水分 為 上下
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Als also Einzeiler wirklich berühmt waren, klaute jeder sie vom anderen.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Așa că pe vremea când bancurile scurte erau foarte la modă, toți le furau unii de la altii.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Así que cuando los chistes eran muy conocidos, todo el mundo se los robaban unos a otros.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Donc, quand les phrases drôles étaient vraiment à la mode, tout le monde se les piquait.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Dus toen one-liners heel populair waren, jatte iedereen die van elkaar.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Így amikor az egysorosok voltak divatban, mindenki ellopta őket egymástól.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Jadi ketika satu ungkapan betul-betul populer, setiap orang berusaha menirunya
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.그래서 유행어가 정말 유행이 되면, 모든 사람들이 서로에게서 베끼기 시작하죠.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Perciò, quando le battute diventavano davvero popolari, ognuno se le rubava a vicenda.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Quando as piadas curtas eram muito populares, toda a gente as roubava.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Vì vậy khi đã phổ biến, mọi người sẽ chôm chúng từ một người khác.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.W czasach popularności krótkich dowcipów, ludzie kradli je sobie nawzajem.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Έτσι όταν τα ευφυολογήματα ήταν δημοφιλή, έκλεβαν ο ένας απ' τον άλλον.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Затова, когато шегите от едно изречение бяха наистина популярни, всички ги крадяха един от друг.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.Тому, коли дотепи були дуже популярними, то їх завжди цупили один в одного.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.אז כשמשפטי מחץ היו פופולרים באמת, כולם גנבו אחד מהשני.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.لذا عندما كانت النكتة القصيرة شائعة، قام الجميع بسرقتها كل واحد من الآخر.
Tek cümlelik espriler çok popülerken herkes birbirinden çalıyordu.誰でも盗用し合うことができます でも今では違った種類のコメディがあります
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler. Hepsi birbirinden güzel.Poi ci portarono in barca e ci mostrarono tutte queste viste sul porto, una più bella dell'altra.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Los cachorros que se quedan, son separados de sus hermanos.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Medvieďatá, ktoré odoberú, rozdelia.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Những con gấu con bị mang đi và bị tách rời khỏi nhau.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Odebraná mláďata jsou od sebe oddělena.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Odebrane im młode zostają odizolowane.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Puii sunt separați.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Ungarna som togs, blev separerade.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Τα μικρά, αφού τα έπαιρναν, τα χώριζαν.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Ведмежат, яких забирають, розділяють.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.A bocsokat, amiket elvisznek, elválasztják.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Anak beruang yang diambil akan dipisahkan.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.As crias, que lhes são arrancadas, são separadas.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.De gevangen welpen worden van elkaar gescheiden.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Die Jungen, die man ihnen weggenommen hat, werden getrennt.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.새끼 곰만 따로 데려갑니다.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Les oursons, qui sont capturés, sont séparés.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Медвежат одного помёта разделяют.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.Мечетата, които се взимат, се разделят
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.הגורים שנלקחים, מופרדים.
Toplanan yavrular ise birbirinden ayırılıyor.الأطفال، يتم أخذهم، وتفريقهم.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod