Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.말했듯이 우리에게는 기억하는 주체와 경험하는 주체가 있습니다. 그리고 그것들은 매우 다르죠.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Per cui noi abbiamo un sè che ricorda ed un sè che vive esperienze che sono abbastanza diversi.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Por isso, temos o eu que recorda e o eu que vive a experiência, que são bastante distintos.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Så vi har altså det erindrende selv og det oplevende selv, og de er ganske forskellige.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Så vi har självet som minns och det upplevande självet och de skiljer sig faktiskt åt rätt så mycket.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Takže: máme pamatující já a prožívající já a obě dvě já jsou dost rozdílná.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Takže máme spomienkové JA a zážitkové JA, ktoré sú skutočne celkom odlišné.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Tehát van az emlékező én, és a tapasztaló én, és a kettő igencsak különbözik egymástól.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.We hebben dus het herinnerende ik en het ervarende ik en die zijn echt helemaal verschillend.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Επομένως έχουμε τον εμπειρικό εαυτό και τον βιωματικό εαυτό και οι οποίοι είναι σχετικά διαφορετικοί.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.И така, имаме помнещата личност и преживяващата личност, а те наистина са доста отделни.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.Итак, у нас есть помнящее я и испытывающее я, и они действительно довольно серьезно отличаются друг от друга.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.У нас є пам'ятєве я і відчуттєве я. Вони насправді доволі відрізняються одне від одного.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.אז יש לנו את האני הזוכר ואת האני החווה, והם באמת שונים לגמרי.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.إذاً فنحن لدينا نفسية الذكرى ونفسية التجربة، وهما حقاً مستقلتان.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.まったく別物なのです 一番の違いは 時間の扱い方です
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Besonders nicht wenn die Orte sich selbst voneinander entfernen.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Especialmente cuando las coordenadas mismas están de hecho alejándose unas de la otras.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Especialmente quando as próprias coordenadas estão na verdade se movendo mais longe uma da outra.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Însă cred că vă dați seama ce se întâmplă.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Nhất là khi các tọa độ chính nó bị di chuyển cách xa nhau
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Szczególnie gdy poszczególne położenia same w sobie oddalają się od siebie.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Zejména pokud se i ty samotné souřadnice pohybují jedna od druhé pryč.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Ειδικά όταν οι ίδιες οι συντεταγμένες απομακρύνονται μεταξύ τους.
Özellikle de koordinatların kendileri... ...birbirinden uzaklaşıyorsa.Особливо якщо самі координати віддаляються одна від одної.
Parayı 5 kez atacaksam, kaç adet birbirinden farklı eşit olasılık vardır?5번 동전을 던지면 얼마나 많은 동등한 확률을 갖는 가능한 결과들이 있는지 알아봅시다.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.두개의 실험 장소를 만들었는데 대략 5.5마일 떨어진 거리였습니다.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.A Parigi, dove viveva, costruì due stazioni sperimentali distanti l'una dall'altra circa nove chilometri.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Ele vivia em Paris quando montou duas estações experimentais, a cerca de 8,70 kms de distância, em Paris.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.El locuia în Paris şi a pus la cale două staţii experimentale, cam la cinci mile jumătate distanţă, în Paris.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Er wohnte in Paris und stellte dort zwei Messstationen auf, die etwa 8,6 km voneinander entfernt waren.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Han bodde i Paris och satte upp två experimentstationer, ungefär 9 km från varandra i Paris.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Il vivait à Paris et il y avait établi deux stations expérimentales, à environ 9 km l'une de l'autre.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Mieszkał w Paryżu gdzie zbudował dwie stacje eksperymentalne oddalone od siebie o ok. 8,7km
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Ông sống ở Paris, nên ông bố trí 2 trạm thí nghiệm, cách nhau khoảng 5 dặm rưỡi ở Paris.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Párizsban élt, és felállított két kísérleti állomást, nagyjából 8,7 kilométerre egymástól,
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Vivía en París, y estableció dos estaciones experimentales, aproximadamente a 8 Km de distancia, en París.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Žil v Paríži, kde zriadil dve pokusné stanice, zhruba 8,5 km od seba.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Živel je v Parizu in je postavil dve eksperimentalni postaji, oddaljeni med seboj približno 8,6 km.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Ζούσε στο Παρίσι και έστησε δύο πειραματικούς σταθμούς, σε απόσταση περίπου πεντέμισι μιλίων, στο Παρίσι.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.Он жил в Париже, и там он установил две экспериментальных станции на расстоянии примерно 8,5 км друг от друга.
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.והוא הקים שתי תחנות ניסוייות, במרחק חמש וחצי מייל לערך זו מזו,
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.وأنشأ محطتين للتجارب، تبعدان عن بعضهما حوالي 5 أميال ونصف،
Paris'te yaşıyordu ve Paris'te birbirinden yaklaşık 5.5 mil kadar uzak iki deney düzeneği kurdu.約5.5マイル離れたところに 作りました そして 彼は このガリレオの問題を
Pek çok rakip var. Satıkları ürünler ise birbirinden çok farklı.Il est très compétitif, il y a un tas de joueurs il, mais ils ne vendent le même produit.
Pek çok rakip var. Satıkları ürünler ise birbirinden çok farklı.To nie jest konkurencja doskonała, bo firmy rywalizują, ale nie sprzedają identycznego produktu.
Plazma öyle bir durumdur ki, eğer gazları düşünürseniz-ki gazlarda atomlar birbirinden baya uzaktır.El plasma es una situación donde si tomamos gases, recordad que siempre se sitúan lo más alejados posible.
Plazma öyle bir durumdur ki, eğer gazları düşünürseniz-ki gazlarda atomlar birbirinden baya uzaktır.플라즈마는 기체상태로부터 형성되어 그 구조 자체가 굉장히 듬성듬성합니다
Plazma öyle bir durumdur ki, eğer gazları düşünürseniz-ki gazlarda atomlar birbirinden baya uzaktır.Plazma je situace, kde vezmeme plyn, a nezapomeňme, že plynné látky jsou docela daleko od sebe.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Csak akkor működött, mikor a hélium atomok nagyon távol voltak egymástól.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.De enige manier waarop ze werkte was voor heliumatomen die heel erg ver uit elkaar lagen.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Det enda sätt den funkade på var när heliumatomerna var väldigt långt från varandra.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Die einzige Art, wie es funktionierte war, wenn die Heliumatome sehr, sehr weit voneinander entfernt waren.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.헬륨원자들이 서로 아주아주 멀리 떨어져 있을 때만 그 가설로 설명할 수 있었죠.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.La seule condition dans laquelle elle marchait, c'est quand les atomes d'hélium étaient très, très, éloignés.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.L'unico modo in cui funzionava è quando gli atomi di elio erano molto, molto distanti.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Solamente funcionaba cuando los átomos de helio estaban muy, muy apartados.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Teori ini bekerja hanya saat atom-atom helium terpisah sangat jauh.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Trzymała się kupy tylko wtedy, gdy atomy helu były bardzo daleko od siebie.
Sadece helyum atomları birbirinden çok ama çok uzakken çalışıyordu.Ο μόνος τρόπος που δούλευε ήταν όταν τα άτομα του ηλίου ήταν πολύ,πολύ μακριά.