Mozambik Kanalı ülkeyi Afrika ana kıtası ile birbirinden ayırmaktadır.Only a narrow channel separates it from the mainland.
Eğer parçacıklar birbirinden ayırt edilemezse sadece N+1 yapılandırma olur.If the particles are indistinguishable, however, there are only N+1 different configurations.
Parçalar birbirinden uzaklaşmaya başladılar.So we kind of drifted apart.
Alçı taşı iki şekilde işlenerek birbirinden farklı iki cins alçı elde edilir.By cutting the pile ends in between the two layers one obtains two separate pile fabrics.
İki adam bir daha birbirinden haber alamaz.The two men would never speak to one another again.
Evlenmeye zorlanan çift nikahtan hemen sonra birbirinden ayrılırlar.To avoid arrest and subsequent jail they are forced to marry each other only to be divorced soon.
Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı.Others use weakly white and strongly white to distinguish between them.
Yaylak ve kışlak bölgeleri bazen birbirinden çok uzakta bulunur.Among other things, local and long-distance traffic would be separated.
Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfı birbirinden ayırmak için bu motiflerde küçük değişiklikler yapıldı.A few minor changes were made between the first and second Production Models.
Böylece inanç ile bilginin sınırları kesin olarak birbirinden ayrıştırılmış olunmaktadır.Both tales seem to describe extremes, faith without knowledge versus knowledge without faith.
İlk başlarda eser sanat eleştirmenleri ve tarihçilerden birbirinden çok farklı tepkiler aldı.At first the painting met with mixed reactions from art critics and historians.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır."Economics and politics cannot be separated".
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları birbirinden farklıdır.We do not see women's health and society as isolated from each other.
Üç adam gecenin sonunda birbirinden ayrılır.About thirty people left with them at night.
Gönderme alma birbirinden farklı türevsel çiftlerdir, geçit başına 4 adet veri kablosu bulunur.Transmit and receive are separate differential pairs, for a total of four data wires per lane.
Bu ilkede de varlıkların birbirinden farklı olduğu vurgulanmaktadır.Therefore, it is important to show them that things can be different.
Değişik kaynaklar bir nehir sistemi hakkında bazen birbirinden farklı bilgiler vermektedir.For most rivers, different sources provide conflicting information on the length of a river system.
Yolda birbirinden acayip birçok karakter gruba katılacaktır.A few more strange characters come her way.
İki enerjinin birbirinden farklılıkları da vardır.We're both interested in a kind of energy.
İstenen özelliklerin ağırlığını birbirinden farklı ayarlamak mümkündür.It is possible to weight the desired properties differently.
Yanıtlar birbirinden siyah kutularla ayrılır.The words of the quote are separated by black boxes.
Birbirinden güzel yemekler yaparlardı, katılan misafirlere.Then, they had a special celebration dinner with their house guests.
Bu durumda bireysel kimlikle sosyal kimliği birbirinden ayırmak gerekir.Again, the individual must be disabled under the Social Security definition.
Üç notadan oluşan akorlarda, birbirinden farklı dört çeşit akor tipi kurulabilir.One card can contain up to four different kinds of fares.
Fakat her bilge birbirinden bağımsız olarak aynı tercümeyi yaptı.Each made the discovery independently of the other.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Round window Membrane separating the middle ear and inner ear.
Bu sebeple her oyun birbirinden farklıdır.In that respect it differs from almost every other game.
İki organizasyon birbirinden farklıdır.The two implementations are quite different.
İki hizip de kendi örgütlerini korur ve gittikçe birbirinden bağımsız hareket etmeye başlar.The two factions kept their separate structures and continued to operate separately.
Bütün yaşamsal olaylar, birbirinden az çok bağımsız olan hücreler tarafından yapılır.Cellular insulation is composed of small cells which are separated from each other.
Her birinin sahip olduğu model bu şekilde ama hepsi birbirinden az da olsa farklıydı.So there is the pattern that every one of them had, but they all were a little different too.
Birbirinden bu kadar farklı insanın aynı yerde birbirine karışıp yaşamasının nedeni nedir?And why do we live in places where such dissimilar people collide up against us each day?
Ve bu ikisi birbirinden çok faklı iki kavramlar, ikisi de mutluluk duygusu ile bütünleşmiştir.And those are two very different concepts, and they're both lumped in the notion of happiness.
Öyleyse anımsayan benliğimiz ve deneyimleyen benliğimiz birbirinden oldukça ayrıdır.So we have the remembering self and the experiencing self, and they're really quite distinct.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.It is a completely different notion.
Araç sahipleri birbirinden güzel araçlar yapmak için para ve zaman harcıyorlar.0perators spend time and money trying to outdo each other.
Yani insanlara birbirinden farklı çok sayıda görev veriyorsunuz.So, you give people lots and lots of different tasks.
Bu yemek tabağınızın, her bölümünün birbirinden ayrılmış ve birbirinden bağımsız olması demektir.And it's like your dinner plate, with every item segmented and none of it working together.
Esas olay ile araçları birbirinden karıştırmayın.Don't mix the tools with the substance.
Birbirlerine paraleller fakat birbirinden farklı doğrular çünkü farklı y-kesenleri var.They're parallel but they're different lines because they have different y intercepts.
Dolayısıyla üçgen kareden farklı görünür, daire ve diğerleri de birbirinden farklı olur.So a triangle looks different from a square, looks different a circle, and so on.
Yani demek ki, bu iki lobu birbirinden ayırmak çok önemli.So something very important is going on here about keeping things apart from one another.
Şimdi iki parçayı birbirinden ayırdığınızdan emin olun.Keith Schacht: Now be sure and take the two pieces apart.
Ve sonra bu birbirinden bağımsız üzerinden gitmek ödeme aşaması.And then those each independently go through the payoff phase.
Bu kozalakta, her yeni parça birbirinden 100 derece uzakta oluşur .In this pinecone, each new pinecony thing is about a 100 degrees around from the last.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.In the previous network, they were independent given that we knew that the alarm had occurred.
Bu sadece 2 şeyi birbirinden çıkarıp mutlak değerini almaktan ibaret.That's when you subtract 2 things and take the absolute value.
Hepsi birbirinden farklı.The seven is different from them.
Bunları birbirinden çıkardığımızda da kalanımız 0 olurWe could have factored this numerator as x plus 4 times x plus 1.
Bu aşamada bu iki çift birbirinden ayrılacak.So if that's my cell, that's my nucleus right here.
Eğer çalışanlarınız onları birbirinden ayıramıyorsa tüketicileriniz de zaten ayıramaz."And if your employees can't tell them apart, neither can your consumers."
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür.So, let's subtract.
Ön planda olan genlere göre, birbirinden oldukça farklı hücrelere dönüşüyorlar.With those different genes at play, these can become very different cells.
Benim evlilik birbirinden uzağa sürüklendi.My marriage had drifted us away from each other.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.In the 20th century, we saw the independent development of two big themes in science.
İki şehirde yağmur yağma olasılıklarının birbirinden bağımsız olduğunu kabul edersekAssume that the chance of rain in the two cities is independent.
Bu karışımda birbirinden ayrı kaç tane kanal dinliyorum?How many individual channels in that mix am I listening to?
Gerçekleri ve önyargıları birbirinden ayırt etmek zorundayız, değil mi?You have to separate fact from bias, right.
İkisini birbirinden ayırmıyoruz.Sadece basket yaptık diyoruz. Biz onlara yapılmış.We're not differentiating between, we're just saying that we made them.
Ve fikirler birbirinden çok ayrı.And the ideas are very disparate.