Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinde ile cümle

birbirinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Şöyle bir düşünce deneyi yapalım. Günümüzde Güney Afrika ve Afrika levhaları birbirinden uzaklaşıyor.Momenteel bewegen Zuid-Amerika en Afrika van elkaar weg door het nieuwe plaatmateriaal dat gevormd wordt
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.Já o fizemos para muitos doentes e podemos afirmar que são todos infeções independentes.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.지금은 많은 환자들을 위해 만들어 왔고, 그것들은 모두 독립성 감염이라고 말할 수 있습니다.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.L-am aplicat multor pacienți deja și putem spune că toate infecțiile sunt independente.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.Lo abbiamo fatto per molti pazienti fino a oggi, e possiamo dire che sono state tutte infezioni a sé stanti.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.Y lo hemos hecho para muchos pacientes y podemos decir que son infecciones independientes.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.Zrobiliśmy to u wielu pacjentów i możemy powiedzieć, że to wszystko niezależne infekcje.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.Мы уже сделали это для многих пациентов, и можно сказать, все они инфицированы независимо друг от друга.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.После сме го правили за много пациенти и можем да кажем, че всички те са независими инфекции.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.עשינו זאת כבר עבור חולים רבים, וביכולתנו לקבוע שכולם זיהומים עצמאיים.
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.لنرى ما العلاقة بين الفيروسات الأخرى و بإمكاننا القول أنهم التهابات مستقلة
Şu ana kadar birçok hastaya uyguladık, ve hepsinin birbirinden bağımsız enfeksiyonlar olduğunu söyleyebiliriz.感染源は独立したものだと言えます 同じウイルスですが
Su molekülleri birbirinden uzaklaştırılıyorlar.So sind die Wassermoleküle gezwungen auseinanderzugehen
Tabii ki her seferinde bu denklemleri birbirinden türetebilirsin.Разбира се, можете сами да откривате тези стойности всеки път, но няма нужда
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Estos son llamados gametos. ~Pausa~
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -물론 이 모든 것은 세포 안에서 일어나게 되고요
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -la fel cum se întîmplă în mitoză.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Natürlich findet dies alles in der Zelle statt und sie werden auseinander gezogen.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Ovviamente tutto avviene all'interno della cellula e questi vengono separati.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Rzecz jasna wszystkie te procesy zachodzą w komórce.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Tentunya, semuanya ini terjadi di dalam sel dan mereka ini hanya ditarik sehingga berpisah.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Vše se to děje uvnitř buňky.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -Всичко това протича в клетката.
Tabi ki, bunların hepsi hücrenin içinde oluyor ve bunlar birbirinden aırılıyor. -こいつらが、引き離されるよ
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. - -Ale jest przecież tak wiele różnych cech, które odróżniają mężczyznę od kobiety.
- Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. -Ale potom vás napadne, že těch charakteristik, které rozlišují ženu od muže je moc,
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. - -하지만 여성과 남성을 구분하는 특징은 정말 많으므로
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. -lalu kamu berkata, hey, tapi ada banyak karakteristik yg membedakan
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. - -Mas depois pensas, Hey, mas existem tantas características diferentes que diferenciam um homem de uma mulher.
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. -Und darauf Du wieder: Hey, aber es gibt so viele Merkmale, die einen Mann von einer
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. - -Но тогда вы можете вспомнить, что есть масса разных характеристик, которые отличают мужчину от женщины.
- Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. -Ще го изпиша - при бозайниците е генетично.
Tabi sonra bir kadın ve bir erkeği birbirinden ayıran birçok özellik olduğunu fark edersiniz. -لكن بعد ذلك انت مثل,مهلا,لكن يوجد خصائص كثيرة ومختلفة. التى تُميز الرجل عن المرأة.
Tam tersi hareketinde de dalgalar birbirinden uzaklaşıyor.당신으로부터 멀어질때 더 멀리 떨어진다는 사실
Tam tersi hareketinde de dalgalar birbirinden uzaklaşıyor.כשהרכבת מתרחקת מכם.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.A Bôh riekol: Nech je obloha medzi vodami a nech delí vody od vôd!
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Derpå sagde Gud: "Der blive en Hvælving midt i Vandene til at skille Vandene ad!"
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dieu dit: Qu`il y ait une étendue entre les eaux, et qu`elle sépare les eaux d`avec les eaux.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dio disse: «Sia il firmamento in mezzo alle acque per separare le acque dalle acque»
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ðức Chúa Trời lại phán rằng: Phải có một khoảng không ở giữa nước đặng phân rẽ nước cách với nước.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ðức_Chúa_Trời lại phán rằng : Phải có một khoảng_không ở giữa nước đặng phân_rẽ nước cách với nước .
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Dumnezeu a zis: ,,Să fie o întindere între ape, şi ea să despartă apele de ape.``
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.E disse Deus: haja um firmamento no meio das águas, e haja separação entre águas e águas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Entonces dijo Dios: "Haya una bóveda en medio de las aguas, para que separe las aguas de las aguas.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.És monda Isten: Legyen mennyezet a víz között, a mely elválaszsza a vizeket a vizektõl.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.In reče Bog: Bodi raztežje med vodami, da bo ločilo vode te in one.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Ja Jumala sanoi: "Tulkoon taivaanvahvuus vetten välille erottamaan vedet vesistä".
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.하나님이 가라사대 물 가운데 궁창이 있어 물과 물로 나뉘게 하리라 하시고
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Och Gud sade: »Varde mitt i vattnet ett fäste som skiljer vatten från vatten.»
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Og Gud sa: Det bli en hvelving midt i vannene, og den skal skille vann fra vann.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Potem rzekł Bóg: Niech będzie rozpostarcie, w pośrodku wód, a niech dzieli wody od wód.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Řekl také Bůh: Buď obloha u prostřed vod, a děl vody od vod!
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Toen zei God: "Laat de watermassa uit elkaar gaan, zodat de wolkenhemel en de zeeën worden gevormd."
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Und Gott sprach: Es werde eine Feste zwischen den Wassern, und die sei ein Unterschied zwischen den Wassern.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.Και ειπεν ο Θεος, Γενηθητω στερεωμα αναμεσον των υδατων, και ας διαχωριζη υδατα απο υδατων.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И Бог каза: Да бъде простор посред водите, който да раздели вода от вода.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.И сказал Бог: да будет твердь посреди воды, и да отделяет она воду от воды.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.ויאמר אלהים יהי רקיע בתוך המים ויהי מבדיל בין מים למים׃
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.وقال الله ليكن جلد في وسط المياه. وليكن فاصلا بين مياه ومياه.
Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.神 說 、 諸 水 之 間 要 有 空 氣 、 將 水 分 為 上 下
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod