Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinde ile cümle

birbirinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.Това е напълно различно понятие.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.Це зовсім інше поняття.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.Это совсем другое понятие.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.זה מושג שונה לחלוטין.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.إنها مفاهيم مختلفة كلياً.
İkisi tamamen birbirinden farklı kavram.幸福を考える時 これほど複雑化する もう1つの理由は
İki toplananı birbirinden ayırdım çünkü sorunun şıklarına bakılırsa onlar da ayırmışlar. .Eu suponho que possa até ser imaginário.
İki toplananı birbirinden ayırdım çünkü sorunun şıklarına bakılırsa onlar da ayırmışlar. .선택지에 이런 식으로 나눠져 있어서 항들을 서로 나눠 보았습니다
İki toplananı birbirinden ayırdım çünkü sorunun şıklarına bakılırsa onlar da ayırmışlar. .انني اعزل هذا في الخارج لأنني انظر الى الخيارات ويبدو ان هذا ما قد تم اجراؤه
İki yandan yaklaşırkenki limit değerleri birbirinden farklı ise bu limit tanımsızdır.Jelikož se přibližuji z každé strany jinak, není tahle limita ve skutečnosti definovaná.
İki yandan yaklaşırkenki limit değerleri birbirinden farklı ise bu limit tanımsızdır.Поскольку я приближаюсь к разным значениям с этого направления или с другого предел становится неопределенным.
İki yandan yaklaşırkenki limit değerleri birbirinden farklı ise bu limit tanımsızdır.כשאני שואף מצד אחד או מהצד השני, הגבול הוא בעצם לא מוגדר.
İki yandan yaklaşırkenki limit değerleri birbirinden farklı ise bu limit tanımsızdır.حسناً بما اننا نقترب الى قيمة مختلفة عندما نقترب من هذا الطرف أو ذاك، وهذا الحد في الواقع غير معرّف.
İlk iki damla birbirinde zıt yönde ilerledi, üçüncü damla ise ikisi tarafından itildi . .反対方向に向かいます。 そして3番目の滴りは両方から遠ざけられます。 しかしより発生時期や距離が近い滴りから遠くに押されます。
İlk olarak şunu düşünmeliyim: Parayı 5 kez atacaksam, kaç adet birbirinden farklı eşit olasılık vardır?Uvažujte nad tím takhle: kolik různých, stejně pravděpodobných možností existuje při 5 hodech?
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.Brechung also. Das Licht kommt immer noch an die Grenze zwischen den beiden Oberflächen.
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.Refração. Refração, você ainda tem a luz vindo entre duas superfícies.
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.V této situaci budeme mluvit o lomu. Lom světla.
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.Διάθλαση.Στην διάθλαση έχεις πάλι το φως να έρχεται στο σημείο επαφής ανάμεσα στις δύο επιφάνειες.
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.Пречупване. При пречупването още е налице светлината, която идва на границата между двете повърхности.
Işık ışınları iki farklı ortamı(yüzeyi) birbirinden ayıran çizgiye düşer.בשבירה יש לנו עדיין את האור המגיע למשטח המפריד בין שני תווכים.
İstasyon, istasyon. Sekiz, kablonun iki ucunu birbirinden ayırın ve plastik koruyucu kısmı çıkarın.Huit, écartez les deux fils et enlevez la gaine à chaque extrémité.
Kadınlar hakkında iki farklı görüş açısı var, birbirinden tamamen farklı. Eee... [Gülüşler]Er zijn twee verschillende meningen, totaal verschillend over vrouwen.
Kadınlar hakkında iki farklı görüş açısı var, birbirinden tamamen farklı. Eee... [Gülüşler]Két különböző, teljesen különböző nézőpont létezik a nőkről
Kadınlar hakkında iki farklı görüş açısı var, birbirinden tamamen farklı.Existen dos puntos de vista diferentes, totalmente diferentes, sobre las mujeres.
Kadınlar hakkında iki farklı görüş açısı var, birbirinden tamamen farklı.Il y a deux différents points de vue totalement différent à propos des femmes.
Kadınlar hakkında iki farklı görüş açısı var, birbirinden tamamen farklı.Jsou tu dva rozdílné úhly pohledu, naprosto odlišné, ohledně žen.
Kapitalizmde işte bu sınıflar vardır ve bunlar birbirinden farklıdır. . .상류층(자본을 소유하는 계층)이 있고 노동을 하는 노동자 계층이 있고 이러한 모든 분할이 존재하고 그들은 서로 다르다고 말할 수 있게 됩니다.
Kapitalizmde işte bu sınıflar vardır ve bunlar birbirinden farklıdır. . .و توجد الطبقة العاملة و توجد كل هذه التقسيمات و هي كلها مختلفة عن بعضها البعض
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.A nossa personalidade e moralidade estão desligadas.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Ens personlighed og moral er frigjort.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Je persoonlijkheid en moraal zijn uitgeschakeld.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.여러분의 성격과 도덕성은 무의미해집니다.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.La personalità e la moralità sono scollegate.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Nhân cách và đạo đức của bạn bị gạt bỏ.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Osobowość i moralność są wyłączone.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Personalitatea şi moralitatea ta sunt lipsite de obligaţie.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Persönlichkeit und moralische Vorstellung entkoppeln sich.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Persoona ja moraali on kytketty irti.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Személyiségünk és erkölcseink nincsenek lekötve.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Tu personalidad y tu moralidad se separan.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Vaša osobnosť a morálka sú vyradené.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Vaše osobnost a morálka se rozejdou.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Votre personnalité et moralité ne sont pas engagées.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Η προσωπικότητά και η ηθική αποδεσμεύονται.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Вашата личност и моралност са празни.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Личность и мораль отключаются.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.Твоя особистість і моральність не задіюються.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.אישיותכם ומוסריותכם במצב מנותק.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.وتفقد الارتباط بشخصيتك وقيمك العليا.
Kişiliğiniz ve ahlakınız birbirinden ayrı.「悪人を非難することほど 簡単なことはなく
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.A kontinensek egyre jobban eltávolodtak, hatalmas repedéseket nyitva a földkérgen.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.Celine so se razmikale in odpirale razpoke v zemeljski skorji.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.Continentele au intrat in deriva formand rifturi imense.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.De continenten dreven van elkaar weg, grote scheuren makend in de aardkorst.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.Die Kontinente drifteten auseinander, und es entstanden riesige Brüche in der Erdkruste.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.I continenti si stavano separando, aprendo spaccature enormi nella Crosta terrestre
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.대륙은 분리되어 움직였고, 지구의 표면에 거대한 균열을 만들었는데,
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.Kontinenter gled isär och enorma sprickor öppnade sig i jordskorpan.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.Kontinenty sa vzďaľovali od seba, pričom sa otvárali obrovské medzery v zemskej kôre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod