bira ile cümle
bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O kalemini bıraktı.She put down her pen.
O, işini bıraktığından biz ona güvenemeyiz.Now that she has quit her job, we can't depend on her.
O, birayı şaraba tercih eder.She prefers beer to wine.
O kendini içmeye bıraktı.She abandoned herself to drinking.
Biraz yüz losyonu sürüyor.She is putting on some face lotion.
Bazı nedenlerden dolayı işini bıraktı.She quit her job for some reason.
Bir şeyi bitirilmemiş bırakmayı sevmez.She doesn't like to leave anything unfinished.
Evin arkasında bırakılan kedisini düşündü.She thought of her cat left behind at home.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.She dreaded having to tell him what had happened.
Ağlayan bebeğine biraz süt içirdi.She made her crying baby drink some milk.
Sağlık sorunları nedeniyle okulu bıraktı.She quit school for health reasons.
Ön kapıyı kilitlemeden bırakmıştı.She had left the front door unlocked.
O dün biraz daha iyiydi.She was slightly better yesterday.
Sahneyi geçen yıl bıraktı.She left the stage last year.
Tabaktan biraz et aldı.She took some meat from the plate.
Şemsiyesini otobüste bırakmış olabilir.She may have left her umbrella on the bus.
O, şemsiyesini arkasında bıraktı.She has left her umbrella behind.
Onlar onun işini bıraktığını söylüyorlar.They say that she quit her job.
Çocuğunu yağmur altında bırakmayı reddetti.She refused to let her child go out in the rain.
Çocuğuna bakmak için işini bıraktı.She quit her job to look after her child.
O, çocuklarını teyzesinin bakımında bıraktı.She left her children in her aunt's care.
O bize biraz yiyecek verdi.She gave us some food.
O bize biraz faydalı bilgi verdi.She gave us some useful information.
O, benim için biraz balık pişirdi.She cooked some fish for me.
O. sigarayı bırakmam gerektiğini belirtti.She remarked that I should quit smoking.
Bana biraz pratik tavsiyeler verdi.She gave me some practical advice.
O, bana biraz yiyecek sağladı.She provided me with some food.
Bana bir not bıraktı.She left me a note.
O iki saat boyunca beni orada ayakta bıraktı.She left me standing there for two hours.
O, bizim onu yalnız bırakmamızı istedi.She asked us to leave her alone.
O, sınavda dördüncü soruyu bıraktı.She left out the fourth question on the examination.
O, araba anahtarını odasında bırakmış olabilir.She may have left her car key in her room.
O, eldivenlerini arabada bıraktı.She left her gloves in the car.
Biraz anlaşılmaz olmaktan kendimi alamadım.She couldn't help but be a little vague.
Onun biraz parası var.She had a little money.
O, biraz sabırsız değildi.She wasn't a bit impatient.
O, biraz dinlenmeli.She ought to take a little rest.
Biraz yorgun olduğunu söyledi.She said that she was a little tired.
O biraz yiyecek almak için dışarı çıktı.She went out to buy some food.
Dikiş dikmeyi bıraktı ve biraz çay içti.She stopped sewing and had some tea.
Bebeğine biraz süt içirdi.She had her baby drink some milk.
O, biletini evde bıraktı.She left her ticket at home.
O, geçen ay işini bıraktı.She quit her job last month.
O, pencereyi açık bıraktı.She left the window open.
O, oğluna bir sürü hediye bıraktı.She left her son a lot of money.
Oğlunun eline biraz para koydu.She slipped some money into her son's hand.
O ,oğlunu kaderine bıraktı.She abandoned her son to his fate.
Oğlunu arabada yalnız bıraktı.She left her son alone in the car.
O, çocuğun elini bıraktı.She let go of the boy's hand.
O, şemsiyesini trende bıraktı.She left her umbrella in the train.
O hayvanlar üzerindeki zulüm hakkında bir kitap okuduktan sonra et yemeyi bıraktı.She gave up eating meat after reading a book about cruelty to animals.
O biraz alışveriş yapmak için dışarı gitmiş olabilir.She may have gone out to do some shopping.
Cildini güneşe maruz bırakmadı.She didn't expose her skin to the sun.
O, fakir aileye biraz yiyecek verdi.She gave some food to the poor family.
O, şişeden biraz süt döktü.She poured some milk from the bottle.
O, odada yalnız bırakıldı.She was left alone in the room.
Gelecek ay işini bırakmak zorunda kalabilir.She may have to quit her job next month.
O kendini aşkın ellerine bırakıyor.She's giving herself up to love.
O kendini aşk ateşinin kollarına bıraktı.She gave herself to flames of love.
Evimde onun için bir hediye bırakmıştım.I had left a present for her at my house.