bir ile cümle
bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Okul gazetesinde bir sürü iş yaparım.I do a lot of work on the school newspaper.
Bizim okulun yakınında bir otobüs durağı var.There is a bus stop near our school.
Bir okul gezisinde Towada gölüne gittik.We went to Lake Towada on a school excursion.
Okula bir taş atımlık mesafede kalsa da, sık sık okula geç kalır.Though he lives within a stone's throw of the school, he is often late.
Okuldan eve giderken bir sağanağa yakalandım ve iliklerime kadar ıslandım.On my way home from school, I was caught in a shower and got wet to the skin.
Okuldan eve giderken bir sağanak yağmura yakalandım.I was caught in a shower on my way home from school.
Okul festivalini başarılı yapmak için birbirlerine yardımcı oldular.They helped one another to make the school festival a success.
Devrimden sonra, Fransa bir cumhuriyet oldu.After the revolution, France became a republic.
Devrim yeni bir çağ getirdi.The revolution brought in a new era.
Devrim birçok değişiklikler getirdi.The revolution has brought about many changes.
Ben binanın köşesinde bir oda istiyorum.I'd like a room in the corner of the building.
Bir küp şeker, lütfen.One lump of sugar, please.
Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.Please put a lump of sugar in my coffee.
Hemen köşede bir kitapçı var.There is a bookstore just 'round the corner.
Köşe başında bir meyhane var.There's a pub just around the corner.
Bir gün senden intikamımı alacağım.I will get even with you some day.
O bir Japon kimonosunun içinde kesinlikle güzel görünüyor.She certainly looks beautiful in a Japanese kimono.
Wendy'nin deniz kenarında yetiştiği doğru fakat o iyi bir yüzücü değil.It is true Wendy grew up at the seaside, but she isn't a good swimmer.
Ben onunla bir yerde tanıştığıma eminim, ama onun kim olduğunu hatırlamıyorum.I am sure I met him somewhere, but I do not remember who he is.
Nükleer silahlar tüm insanlık için bir tehdittir.Nuclear weapons are a threat to all humanity.
Bir nükleer savaş, insanlığın yok olmasına neden olacak.A nuclear war will bring about the destruction of mankind.
Nükleer bir savaştan sonra kimler hayatta kalabilir?Who can survive after a nuclear war?
Bir nükleer savaş patlarsa tüm insanlık acı çeker.All humanity will suffer if a nuclear war breaks out.
Her birinin ödemesi onun eseri ile orantılıydı.Each man's pay was in proportion to his work.
Her ulusun kendine özgü bir karakteri vardır.Every nation has its peculiar character.
Her üye bir ayda 10.000 yen ödemek zorunda.Each member has to pay 10,000 yen a month.
Zırh giyen büyük bir çarpışmayla düşer!He who wears armor falls with a big crash!
Bir yolkenarı restoranında öğle yemeği yedik.We had lunch at a roadside restaurant.
Kent, büyük bir ordu tarafından savunuldu.The town was defended by a large army.
Lütfen bana kentin bir haritasını verin.Please give me a map of the town.
Kasabada eski bir sinema salonu var.There's an old movie theater in town.
Bir kural olarak, ikizlerin ortak çok şeyi var.As a rule, twins have a lot in common.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Genel olarak muhabirler birinin mahremiyetine izinsiz girmeye çekinmezler.By and large, reporters don't hesitate to intrude on one's privacy.
Genelde, Susie hoş bir öğrencidir.In general, Susie is a nice student.
Genelde, Tom neredeyse yaptığı her şeyde uyumlu bir insandır.By and large, Tom is an easygoing person in almost everything he does.
Genel olarak Kanada'nın sert bir iklimi vardır.On the whole, Canada has a severe climate.
Bir kayalığın tepesinden bağırırsan sesinin yankısını duyabilirsin.If you shout from the top of a cliff, you can hear the echo of your voice.
Biraz öksürük ilacı ve aspirin almalısın.You should buy some cough medicine and aspirin.
Dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitlemeden bırakmak onun dikkatsizliğiydi.It was careless of her to leave the door unlocked when she went out.
Yabancı işçilere karşı bir önyargım yok.I don't have a prejudice against foreign workers.
Bir grup yabancı Edo'ya geldi, yani Tokyo.A group of foreigners arrived in Edo, i.e. Tokyo.
Bir yabancı ile arkadaş olmak ilginçtir.It is interesting to make friends with a foreigner.
Bir dili öğrenmenin en iyi yolu, o dilin konuşulduğu ülkeye gitmektir.The best way to learn a foreign language is to go to the country where it is spoken.
Bir yabancı dili iyi konuşmak zaman alır.To speak a foreign language well takes time.
Yabancı bir dil öğrenmek kolay değildir.It is not easy to learn a foreign language.
Yabancı bir lisan öğrenmek çok fazla pratik gerektirir.It takes a great deal of practice to master a foreign language.
Çok az sayıda insan bir yabancı dili mükemmel şekilde konuşabilir.Few people can speak a foreign language perfectly.
Bir yabancı bir dili öğrenmek için en iyi yol nedir?What is the best way to learn a foreign language?
Yabancı bir dil öğrenmek zordur.It's difficult to learn a foreign language.
Bir yabancı dil öğrenirken sözlükleri iyi kullanmalıyız.We should make good use of dictionaries when studying a foreign language.
Bir yabancı dil öğrenmek eğlencelidir.Learning a foreign language is fun.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmak yıllar alır.It takes years to master a foreign language.
Sana, yabancı dil öğrenmede yeni bir yaklaşım göstereceğim.I will show you a new approach to foreign language learning.
Bir yabancı dil öğrenmek hiçbir şekilde kolay değildir.It's by no means easy to master a foreign language.
Yabancı bir dilde derdini anlatmak zor değil mi?Isn't it difficult to make yourself understood in a foreign language?
Birkaç yabancı dil konuşabilmek çok iyi.It is so good to be able to speak a number of foreign languages.
Yabancı bir ülkeyi tanımanın en iyi yolu oraya bizzat gitmektir.The best way to know a foreign country is to go there yourself.
Yabancı bir ülkeyi tanımak için iyi yol oraya gitmektir.The good way to know a foreign country is to go there.
Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek pahalı olmalı.Visiting a foreign country must be expensive.