"Afedersiniz, adama birşey olursa kim sorumlu olacak?""سيدي، من سيتحمل المسؤولية في حال حصل سوء له؟"
"Afedersiniz, adama birşey olursa kim sorumlu olacak?"研究者は言います「心配するな 私が責任を取る
Afrika'da böyle birşey görmedik.Etwas Vergleichbares haben wir in Afrika nicht beobachtet.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Ilyesmit Afrikában nem látni.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Kita tidak melihat hal seperti itu di Afrika.
Afrika'da böyle birşey görmedik.하지만 이런 수치의 변화는 아프리카에서는 발견할수 없었습니다.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Nie widzieliśmy czegoś takiego w Afryce.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Non abbiamo visto nulla del genere in Africa.
Afrika'da böyle birşey görmedik.No vimos nada parecido en Africa.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Nu am observat nimic similar în Africa.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Rien de tel ne s'est passé en Afrique.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Zoiets hebben we niet in Afrika gezien.
Afrika'da böyle birşey görmedik.В Африке мы не видим ничего подобного.
Afrika'da böyle birşey görmedik.Нищо подобно не виждаме обаче в Африка.
Afrika'da böyle birşey görmedik.לא ראינו משהו דומה לזה באפריקה.
Afrika'da böyle birşey görmedik.لم نرى مثل هذا الأمر في أفريقيا
Afrika'da böyle birşey görmedik.いいデータがないのですが これを見てください
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir.2월에는, 이것과 같습니다.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir.Ahh. Em Fevereiro, talvez assim.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir.Ahh. En febrero, algo como esto.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir.Ahh. Pada bulan Februari, hal seperti ini.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir. Vhoop. Ahh.A febbraio, magari sarebbe cosė.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir. Vhoop. Ahh.En février, il ressemblerait à ça...
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir. Vhoop. Ahh.Im Februar etwa so.
Ahh. şubat'ta ise, şöyle birşeydir. Vhoop. Ahh.През февруари, така:
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.A-- celalalt lucru despre care mi-ar face placere sa vorbesc este aici.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Ah, acho que a outra coisa de que gostaria de falar, está aqui.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Aha... druga sprawa o której chciałem opowiedzieć jest tutaj.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Ah, la otra cosa que pienso de la que me gustaría hablar está justo aquí.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada. Hemen burada.Itt van mindjárt.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada. Hemen burada.А, нет, то, о чем я бы хотел поговорить, написано прямо здесь, вот тут.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Kaj delam sedaj? Oh - druga stvar o kateri mislim, da bi rad govoril, je tule.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.아- 제가 말하려고 하는 또 다른 게
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Oh -- další věc, o které bych snad měl promluvit tady je to.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Oh -- die andere Sache über die ich, denke ich, gerne reden würde ist hier drüben.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Oh -- l'altra cosa di cui vorrei parlare e' proprio qui.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Qu'est-ce que je fais en ce moment? Oh -- l'autre chose dont j'aimerais bien parler est ici.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Wat ben ik aan het doen? Oh -- het andere waar ik het over wil hebben staat hier.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.Α, το άλλο πράγμα που νομίζω πως θέλω να συζητήσω είναι ακριβώς εδώ.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.А какво правя сега? О - другото нещо, за което мисля, че бих искал да говоря, е ето тук.
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.אה, הדבר השני שאני חושב שהייתי רוצה לדבר אודותיו
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.أوه -- الأمر الآخر الذي أود الحديث عنه
Ah -- konuşmak isteyeceğimi düşündüğüm birşey de burada.これ これ これ (薬指を示す - 笑)
Akıl almaz birşey!C'est inadmissible.
Akıl almaz birşey!Es ist ein Skandal.
Akıl almaz birşey!Este scandalos.
Akıl almaz birşey!Es una estafa.
Akıl almaz birşey!E' un oltraggio.
Akıl almaz birşey!Het is een schande.
Akıl almaz birşey!Thật phẫn nộ.
Akıl almaz birşey!Просто возмутительно.
Akıl almaz birşey!Това е престъпление.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.저는 종종 이런 것을 뒷받침하는 근거나 논리, 끊임없는 연구가 현재의 과학과 첨단 기술을 만들어냈다고 생각합니다.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Obişnuiam să cred că argumentarea şi logica şi motivaţia continuă sunt singurele căi ce duc la realizări.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Saya pernah berpikir bahwa akal, logika, dan dorongan terus menerus adalah satu-satunya cara untuk berhasil.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Tôi từng tin rằng chỉ có lý lẽ, lô gíc và sự nỗ lực bền bỉ mới dẫn đến thành công.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Zwykłem myśleć, że rozsądek i logika, i nieugięta determinacja są jedyną drogą tworzenia.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.Смятах, че причината и логиката и неуморния стремеж са единствените начини да накараш нещата да се случват.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.נהגתי לחשוב שהיגיון ולוגיקה ודחף חסר מעצורים היו הדרכים היחידות לגרום לדברים לקרות.
Akıl yürütme, mantık ve dur durak bilmeyen gayret birşeyleri ortaya çıkarmanın tek yolu sanırdım.حيث لا مجال الا لاستخدام المنطق والفكر والعمل المتواصل كان اسلوب الحياة هناك