bir tane ile cümle
bir tane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Protestoda atılan sloganlardan bir tanesi de "Bisikletimi geri ver" idi.Jedným z ich spoločných sloganov je "z popola vystúpiť na Provos".
Bu eşinden de bir tane kızı dünyaya gelmiştir.Ta si zaželi eno od njegovih hčera.
Havalimanının bir tane asfalt pisti vardır.Letališče ima eno asfaltno vzletno-pristajalno stezo.
Ah kapınızda bir tanem, kul ben olayım.Tako na primer moja vrata so ti odprta pomeni pri meni si dobrodošel.
Bir de yine bir tane beyaz top vardır.Ima obliko bele žoge.
Bir sezonda haftada 10.000 € almasıyla dünyanın en çok kazanan futbolcularından bir tanesidir.S svojim zaslužkom 9 milijonov evrov letno je bil najbolj plačan trener na svetu v teh letih.
Film, II. Dünya Savaşının en gerçekçi gösterimlerinden bir tanesidir.Je prvi izmed serije avtorjevih romanov o 2. svetovni vojni.
Dünyada bir tane bulunmaktadır.Ostal je konsenz v Svetu.
Bunun sebeplerinden bir tanesi ise düşük işlemci kullanımıdır.Eden izmed vedenjskih posledic je nizka produktivnost.
Köy de bir tane okul vardır.Mesto ima tudi svojo univerzo.
Bu derneklerden bir tanesi de “Les Peres Lazaristes”tir.Vzdevek igralcev pa je "Les Pitchouns".
Kozan ilçe merkezinin 15 mahallesinden bir tanesidir.Čagona je eno od 15 naselij v občini Cerkvenjak.
Golf kursunda bir tane 18 delikli, bir tane de 9 delikli kurs sahası vardır.Mesto ima tudi igrišče za golf z 18 luknjami in v bližini igrišča z 9 luknjami.
Köyde bir tane Sağlık ocağı vardır fakat şimdilerde ise kapatıldı.Okoli gradu je bil tudi obrambni jarek, ki pa je danes zasut.
Orkestralarda genellikle bir tane tuba bulunur.V pritličju je običajno velika dvorana za verske obrede.
Amerika Açık 4 Grand Slam tenis turnuvasından bir tanesidir.Odprto prvenstvo ZDA, pogosto imenovan kot US Open, je eden štirih teniških turnirjev za Grand Slam.
Başka bir tane yazıyordum ve bu da ağır elektronik tonları içeriyordu.Ta mu je dal nov studio, ki je vključeval magnetofon.
Bir tanesi İngiltere'de, bir diğeri de İtalya'dadır.Vienas užfiksuotas Italijoje, kitas – Brazilijoje.
Bir tane dinar 1.000 tane fils (فلس)'e bölünür, fakat enflasyon sebebiyle artık filsler kullanılmamaktadır.Padalinta į 1000 filsų, tačiau jie nebekaldinami.
Evet, mutlaka bir tane yapacağım." dedi.Aš ruošiuosi ką nors iš tavęs padaryti“.
Her ülke için bir tane Çatı Liste bulunur.Kiekviename aukšte įrengtas bent vienas butas.
Bunlardan bir tanesi AVŞAR hayvan çiftliği, diğeri ise KOREL hayvan çiftliğidir.Vienas – rančos darbininkas, o kitas – kaubojus.
Bunlardan bir tanesi bugünkü dünyadan önce yaşanmış ve hepsi felaketle sonlanmış dört çağ olduğunu belirtir.Vienas iš jų jungė keturis didžiuosius amžius iki mūsų epochos, iš kurių kiekvienas baigėsi katastrofa.
Film, II. Dünya Savaşının en gerçekçi gösterimlerinden bir tanesidir.Filmas paremtas realiais Antrojo pasaulinio karo faktais.
Bamingui-Bangoran, Afrika ülkesi Orta Afrika Cumhuriyeti'nin toplamda var olan 17 bölgesinden bir tanesidir.Bamingis–Bangoranas (pranc. Bamingui-Bangoran) – viena iš 14 Centrinės Afrikos Respublikos prefektūrų.
Ancak bir tane üretilebilirler.Pagamintas tik vienas.
Ülkede yalnızca bir tane helikopter pisti bulunur.Taip pat šalyje yra vienas sraigtasparnių oro uostas.
Birûni’nin bir tane de romanı vardır.Su Filinoja jis turėjo romaną.
Amerika Açık 4 Grand Slam tenis turnuvasından bir tanesidir.US Open yra ketvirtasis Didžiojo kirčio teniso sezono turnyras.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.Atkarpą, jungiančią du taškus visada galima pratęsti į abi puses ir gauti tiesę.
Bunlardan bir tanesi ilgi çekicidir.Vienas iš tokių nutikimų yra norai.
Bir tanesi "koş ve tosla" yöntemidir.Tokia reakcija vadinama „bėk arba kovok“.
Ah kapınızda bir tanem, kul ben olayım.Aš jam kalną pyliau – jis man duobę kasė.
Kendisi de bir tane almayı çok ister fakat parası yoktur.Jis pasinaudoja paslauga, bet nieko už tai nesumoka.
Böylece, bir çifti kırmak için bir tanesi tüm diğer çiftlerin enerjilerini değiştirir.Ühe paari lõhkumiseks on vaja muuta kõikide teiste paaride energiat.
Machine Head, New Wave of American Heavy Metal'in öncü gruplarından bir tanesidir.Machine Head on üks uue ameerika heavy metal laine juhtbände.
Kent uluslararası bir havaalanına sahiptir ve ikinci bir tane daha yapılmaktadır.Osariigis on kolm rahvusvahelist lennujaama ja plaanitakse kahe uue rajamist.
Bosch bir tanesi dışında tablolarının hiçbirine tarih atmamıştır.Bosch ei dateerinud oma töid kunagi.
Aslında tek bir tane SCTP nin içinde birçok bağlantı paketlenir.Laproskoopilisel operatsioonil tehakse ühe suure asemel mitu väikest sisselõiget.
Waffen-SS tümenleri'nden bir tanesidir.Eestlased Waffen-SS-is.
Bir tane dinar 1.000 tane fils (فلس)'e bölünür, fakat enflasyon sebebiyle artık filsler kullanılmamaktadır.Üks forint jaguneb 100 filleriks (fillér), kuid need ei ole alates 1999 enam käibel.
Her gün bir tanesi her zaman bulunuyor.Põhitoon on kogu aeg üks.
Bir tane erkek kardeşi vardır.Tal on üks vend.
Bugün, Fransa Enstitüsü'nü oluşturan beş akademiden bir tanesidir.Ta on Prantsusmaa Instituudi viiest akadeemiast vanim.
Bahçede de bir tane basketbol sahası bulunmaktadır.Pargis on ka laste mänguväljak.
Ah kapınızda bir tanem, kul ben olayım.Ala ve meid kodvusehe, no päzuta meid pahaspäi.
Bunlardan en azından bir tanesi daha sonra çalınmış, satılmış ve geri alınmıştır.Hiljem on seda maa-ala müüdud, kingitud ja konfiskeeritud korduvalt.
Günümüze kadar gelmeyi sadece bir tanesi başarabildi.Mõnel ei õnnestunud ka ainsat päeva võimul olla.
Otomobil motorlarında genelde tüm bloku kaplayan bir tane silindir kapağı bulunmaktadır.Üldjuhul on autodel üks tagavararatas.
Ortamdan bir tane fosfat bağlanır.Selle kohal on vesiniku kiht.
Gemilerin yalnızca bir tane dümeni bulunuyordu.Dias pidi käsutama ainult ühte väikest laeva.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.100가지 스타일로 나오게 되면 그 중 하나는 완벽하다고 생각이 듭니다.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Acum când sunt 100 de sortimente, mama lui, unul dintre ele trebuie să fie perfect.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Ahora que vienen en 100 diferentes, maldita sea, uno de ellos ha de ser perfecto.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Ale kiedy jest ponad 100 typów, do diabła, któryś musi być doskonały.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Als Sie in 100 Arten kamen, verdammt, eine von ihnen hätte perfekt sein sollen,
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Avec 100 modèle, mon Dieu, l'un d'eux se devait d'être parfait.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Begitu muncul seratus model, salah satunya pasti sempurna.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.Da de udkom i 100 varianter, for dælen, en af dem burde være perfekt.
100 çeşit önüme geldiğinde, kahretsin, bir tanesi benim için mükemmel olmalıydı.De amikor lett belőle 100, a fenébe, egynek belőlük tökéletesnek kellett volna lennie.