bir sürü ile cümle
bir sürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu alt seviye sürücüler doğrudan donanımları kontrol eder ve başka herhangi bir sürücüye güvenmiyorlar.Esos controladores de bajo nivel controlan directamente el hardware y no se basan en otros.
Burada bir sürü suç işlemiştir.Había mucha delincuencia.
Film çekimlerinde kitaptaki bir sürü ayrıntıyı hiçe saymak zorunda kalmıştık.Hubo mucho del libro que tuvimos que omitir en la película.
Bu nedenle bir sürü bineğe yer verilmiştir.Tiene muchos lugares para estacionar.
Şehrin içinde bir sürü park bulunmaktadır.Existen varios parques en el interior de la ciudad.
Kayıkla dönerken bir sürü köpekbalıkları görürler.Se muestra a bordo del buque un conejo enjaulado.
Günümüzde, şarkı sözlerini (güfteleri) yayınlayan bir sürü web sitesi var.Ver Regalías En la actualidad, hay muchos sitios web con letras de canciones.
Bu fikri yaymak için bir sürü sempozyum düzenledi ve 1956'da yaptığı devre başarısız sonuçlandı.Un cierto grado de éxito se logró a través de sus esfuerzos y el tratado fue ratificado en diciembre de 1452.
Her zaman olduğu gibi tarif etmek için bir sürü kelime kullanmak işe yaramıyor.Come sempre non servono tante parole per descrivere.
O, çok kötü bir sürücü.È un pessimo autista.
Bir sürü insan oradaydı.C'era molta gente.
Bu hafta bir sürü boş zamanımız var.Questa settimana abbiamo un sacco di tempo libero.
Bu alt seviye sürücüler doğrudan donanımları kontrol eder ve başka herhangi bir sürücüye güvenmiyorlar.Questi driver di livello basso controllano direttamente l'hardware e non si appoggiano ad altri driver.
Günümüzde, şarkı sözlerini (güfteleri) yayınlayan bir sürü web sitesi var.Attualmente, ci sono molti siti web con le liriche delle canzoni.
Vampir Angel ile Buffy arasındaki aşk ilişkisi bir sürü mecaz anlamı ile doludur.Gli intrighi amorosi tra Buffy e il vampiro Angel sono tutti avvolti in metafore.
Avustronezya dil ailesine aittir, fakat Portekizce ve Endonezce/Malayca'dan bir sürü etki almıştır.È una lingua maleo-polinesiana che ha assorbito molti elementi del portoghese e dell'indonesiano/malese.
Şehrin içinde bir sürü park bulunmaktadır.Nella città si trovano alcuni parchi.
Bir sürü siyasi açıklama yaptım.Dovevo fare una dichiarazione politica.
İçimde, kurtulmak istediğim bir sürü şey vardı.Ho molta aggressività dentro di me che necessita di uscire.
Bölgede bir sürü küçük göller vardır.Vi sono numerosi altri piccoli laghi nella regione.
Kayıkla dönerken bir sürü köpekbalıkları görürler.La maggior parte dei visitatori arriva a Kaleköy in barca.
Evrende bir sürü galaksi vardır.Во Вселенной есть много галактик.
Benim odamda bir sürü kitap var.В моей комнате много книг.
Shishir son zamanlarda bir sürü cümle düzeltmektedir.В последнее время Шишир исправляла много предложений.
O, insanlara her zaman bir sürü sorun çıkarıyor.Он всегда создаёт людям проблемы.
Tom'un Boston'da yaşayan bir sürü arkadaşları var.У Тома много друзей, живущих в Бостоне.
Bir sürü balık öldü.Много рыбы погибло.
O, bir sürü hikaye yazdı.Он написал множество рассказов.
Bir sürü zaman boşa gitti.Много времени ушло впустую.
Onun burada bir sürü arkadaşları var.У нее здесь много друзей.
Bir sürü eski mektup attı.Он выбросил много старых писем.
Odada bir sürü kız var.В комнате много девочек.
Yabancı ülkelerde bir sürü arkadaşım var.У меня много друзей в других странах.
Hastaneye bir sürü para bağışladı.Он пожертвовал много денег больнице.
Burada bir sürü arkadaşım var.У меня здесь много друзей.
Odamda bir sürü kitap var.В моей комнате много книг.
Dünyada ilginç bir sürü insan.Много на свете интересных людей.
Dünyada bir sürü sahtekar insan var.Есть много нечестных людей в мире.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Bir sürü siyasi açıklama yaptım.Я сделала много политических заявлений.
Zott her yıl bu girişimi ayrı bir kamyon ve bir sürücü ile desteklemektedir.Каждый год Zott поддерживает эту инициативу в сотрудничестве с отдельным грузовиками и водителями.
Biliyorsunuz ki bu endüstride bir sürü insanla yattım ama hiçbiri albüm kontratlarımda yardımcı olmadı.Я спала со многими парнями из музыкальной индустрии, но никто не помог мне с моими сделками и записями.
Şehrin içinde bir sürü park bulunmaktadır.В городе имеется множество парков.
Raw 1000 şovunda Kane ringdeyken bir anda etrafı bir sürü adamla sarıldı.На 1000 выпуске RAW Кейн был атакован несколькими рестлерами.
Toprağın altına gömülmüş bir sürü insan cesedi bulmuştur.На одном из этажей они находят множество трупов.
Ama aslında içinde bir sürü kırmızılar var.Параллельно им шла многочисленная Красная конница.
Bir sürü siyasi açıklama yaptım.وله العديد من التصريحات السياسية.
Bana bir sürü köpek dışkısı gönderdiler - plastik köpek dışkısı.استُمدت العديد من الأنواع وطورت من سلالة القط الفارسي من بينها قط الدخيل.
İkincilik başka bir sürücüye verilmedi.2 - إعلام سائق آخر أنه سيتفاداه.
Film çekimlerinde kitaptaki bir sürü ayrıntıyı hiçe saymak zorunda kalmıştık.فقدمت أثناء تغطيتها للموقع الكثير من محتويات الكتاب.
Bu nedenle bölgede bir sürü kanal, küçük ada ve bataklık bulunur.لهذا السبب، توجد بها العديد من البحيرات الصغيرة والمستنقعات والأنهار.
Yapmak istediğim bir sürü başka şeyler var.لدي الكثير من الأشياء الأخرى أريد القيام بها.
Bir sürü siyasi açıklama yaptım.Eu fiz várias declarações políticas.
Normal bir vajina bir sürü bakteri florasına sahiptir.Possui uma rica flora bacteriana.
Karakter ilk defa tanıtıldığında akıllarda bir sürü soru işareti kaldı.Quando foi anunciado pela primeira vez, poucos detalhes foram revelados.
Storm bir sürü televizyon yapmında rol aldı.Hauer aprendeu a atuar em televisão rápido o bastante.
Daha bir sürü ayarlar yapılabilmektedir.Existem várias coisas que você pode fazer.
Evrende bir sürü galaksi vardır.No Universo há muitas galáxias.
Londraya giderken Bay Higgins Tom ve Susie'ye bir sürü ilginç şeyler söyledi.A caminho de Londres, o senhor Higgins disse muitas coisas interessantes para Tom e Susie.
Burada bir sürü suç işlemiştir.Er heerst veel criminaliteit.