Onun gözünün takıldığı ilk şey camdaki bir parmak iziydi.The first thing that caught his eye was a fingerprint on the glass.
Tom bir parmak kaldırdı.Tom held up a finger.
Tom bir parmak kaybetti.Tom lost a finger.
Polis departmanının bile bir parmak izi kiti yoktu.The police department didn't even have a fingerprint kit.
Tom bir parmakarası terlik ve bir Hawaii gömleği giyiyordu.Tom was wearing flip-flops and a Hawaiian shirt.
Polis herhangi bir parmak izi buldu mu?Did the police find any fingerprints?
Ekmeği diyagonal dilimler halinde bir parmak genişliğinde kes.Cut the bread into diagonal slices the width of a finger.
Bir "Parmak İzi Kimliği" versiyonu da açıklandı ancak sadece siyah renkte mevcut.A "Fingerprint ID" version was also announced but is only available in the color black.
4S-de, arkadan monte bir parmak izi okuyucu bulunuyor.The 4S includes a rear-mounted fingerprint reader.
Bing Araştırma şarkıları tanımlamak için bir parmak izi algoritması geliştirdi..Bing Research developed a fingerprinting algorithm to identify songs.
Satın alma, yorumcuların bir parmak izi okuma özelliğini beklemesine yol açtı.The acquisition led commentators to expect a fingerprint reading feature.
Zune Pad, kapasitif bir dokunmatik yüzeydir ve bu nedenle algılama bir parmak kullanmaya bağlıdır.The Zune Pad is a capacitive touchpad and therefore detection is dependent upon using a finger.
Bir parmak.One finger.
"Something gibi hissettim bir parmak ve başparmak tam burnumu kopardılar.""Something--exactly like a finger and thumb it felt--nipped my nose."
Thomas Marvel kazılmış olan garip bir duygu dedi. bir parmak, göğüs."Well?" said Mr. Thomas Marvel, with a strange feeling of having been dug in the chest by a finger.
Şimdi onu bir parmak genişletelim ve 1 boyutlu bir çizgi parçamız olsun.Now we extend it out one inch and we have a one-dimensional line segment.
Bu çizgi parçasının bütününü, bir parmak genişletelim ve 2 boyutlu bir karemiz olsun.Extend the whole line segment by an inch, and we get a 2D square.
Karenin bütününü alıp, bir parmak genişletince de elimizde 3 boyutlu küp olur.Take the whole square and extend it out one inch, and we get a 3D cube.
Daha silik bir parmak izi, harf sıklıklarının dağılımını düzleştirmeyle olur.To make a lighter fingerprint is to flatten this distribution of letter frequencies.
Unutmayın, şifre kırıcılar sızmış bilgi ararlar, Tıpkı yarım bir parmak izi bulmakta olduğu gibi.Remember, codebreakers look for information leaked, the same as finding a partial fingerprint.
Her bir gen bize bir parmak izi veriyor.And each gene gives us a fingerprint.
Şimdi bir parmaklarını işaret edip oynatmalarını isteyinNow point to one of their fingers and ask them to move it.
O zaman her virüs için bir imza, bir parmak izi elde ediyoruz.And so we're getting unique signatures, a fingerprint for each virus.
Böylece ihtiyacımız olan tek şey bir parmak.So all we need is one finger.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- you could see that you could stop an orchestra with a finger.
Seçili tuş bir parmak tuşu değil.The selected key is not a finger key.
Bunlardan biri olan Beg Marley, şöyle diyor blogunda: "Gerçek, göze sokulan bir parmak gibi."The truth is like a finger in the eye.
Bu teknik dedektörün önünde menfez desenli yassı bir parmaklık kullanır.This technique uses a flat aperture patterned grille in front of the detector.
Kırık bir parmakla kaçar. . . [1]He escapes with a broken finger...[1]
M3 Note'da bu düğmenin işlevi mTouch adında bir parmak izi okuyucuyla daha da geliştirilmektedir.The M3 Note further extends this button by a fingerprint sensor called mTouch.
Tarabuka veya dumbek, kum saati şeklinde bir parmak davulu.The tarabuka or dumbek, an hourglass-shaped finger-drum.
MX4 Pro'da, bu düğmenin işlevi mTouch adında bir parmak izi okuyucuyla daha da geliştirilmiştir.The MX4 Pro further extends this button by a fingerprint sensor called mTouch.
M3S'te bu düğmenin işlevi, mTouch adındaki bir parmak izi sensörü ile daha da genişletilmiştir.The M3S further extends this button by a fingerprint sensor called mTouch.
M3E'de bu düğmenin işlevi, mTouch adında bir parmak izi okuyucuyla daha da geliştirilmektedir.The M3E further extends this button by a fingerprint sensor called mTouch.
Bir parmak kalınlığında yuvarlak dilimler halinde kesilir.Dedo empujado hacia abajo en un clavo.
Bu kas bir parmak hareketinin daha ince kontrol edilmesini sağlar.Detta för att få bättre kontroll över dessa muskler.
Sensör, kullanıcının derisinden bir "parmak izi haritası" oluşturmak için parmağında küçük bir akım geçer.Snímač pouští trochu slabého proudu do prstu, aby si vytvořil dermální "mapu otisku" uživatele.
Ateşin parmaklığı yakması üzerine yerine demir bir parmaklık, altına da bir mumluk konuldu.Věž byla navýšena o zděné zvonicové patro, na jehož vrcholu byl zbudován ochoz, a zastřešena zděným jehlanem.
Vücuttaki her bir parmak simetrik biçimde dizilidir.Jokainen solu sen ruumiissa on magneettinen.
Vücuttaki her bir parmak simetrik biçimde dizilidir.Tinh thể của mỗi chất có hình dạng đặc trưng xác định.
Ateşin parmaklığı yakması üzerine yerine demir bir parmaklık, altına da bir mumluk konuldu.八戒の火豚の術の炎が毛に燃え移り、黒く焦げて絶命した。
Ateşin parmaklığı yakması üzerine yerine demir bir parmaklık, altına da bir mumluk konuldu.火旋殺:以火焰之刃,由下向上劈斬。
Sensör, kullanıcının derisinden bir "parmak izi haritası" oluşturmak için parmağında küçük bir akım geçer.החיישן מעביר זרם קטן באצבע כדי ליצור "מפת טביעת אצבע" של עור המשתמש.
Numuneye dayalı akustik bir parmak izi oluşturur ve bir maç için merkezi bir veritabanıyla karşılaştırır.See loob valimis põhineva akustilise sõrmejälje ja võrdleb seda mängu keskandmebaasi vastu.
Ama--(Kahkaha) --bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.Pero...(Risas) han podido ver que se puede parar a una orquesta con un dedo.
Ama--(Kahkaha) --bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.Però... (Risate) ...avete visto che si può fermare un'orchestra con un dito.
Ama--(Kahkaha) --bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.Но... (Смях) ...виждате, че бих могъл да спра оркестър с един пръст.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- Anda bisa lihat bahwa anda bisa menghentikan sebuah orkestra dengan satu jari.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- ați putut vedea că poți opri o orchestră cu un deget.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- jullie zagen dat je met een vinger een orkest kunt laten stoppen.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.손가락 하나로도 오케스트라를 멈출 수 있습니다.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.láthatták, hogy egy ujjal meg lehet állítani egy zenekart.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- mohli jste si všimnout, že se dá zastavit orchestr pomocí prstu.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.Ni såg att man kan stoppa en orkester med ett finger.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- Sie konnten sehen, dass man ein Orchester mit einem Finger stoppen kann.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- vous avez pu voir qu'on peut arrêter un orchestre d'un doigt.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- widzieliście, że można zatrzymać orkiestrę jednym palcem.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.-- είδατε ότι θα μπορούσατε να σταματήσετε μια ορχήστρα με ένα δάχτυλο.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.- אתם רואים שאפשר לעצור תזמורת עם אצבע.
--bir orkestranın bir parmakla durdurabileceğinizi gördünüz.يمكنك رؤية بانه يمكنك إيقاف الأوركسترا بإصبع ...