bir kere ile cümle
bir kere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir keresinde, bir elmasa baktım. Güneş yanığı oldum.Una volta ho guardato un diamante e mi è venuta una scottatura
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Egyszer abban az örömben volt részem, hogy egy Apple call centerben ülhettem egy napig.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Ich hatte mal das seltene Privileg, einen Tag in einem Apple-Callcenter zu verbringen.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Ik had een keer het voorrecht om een dag in het callcenter van Apple zitten.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.J'ai eu une fois le privilège de rester au centre d'appel d'Apple toute une journée.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.하루는 애플 콜센터 직원체험을 할 특권이 주어진 적이 있습니다
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.La un moment dat am avut distinctul privilegiu de a sta la centrul de apelari Apple pentru o zi
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Miałem raz wybitny zaszczyt zasiadania przez dzień w centrum obsługi telefonicznej Apple'a.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Tôi từng được một ưu ái đặc biệt là ngồi ở trung tâm chăm sóc khách hàng của Apple trong vòng một ngày.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Uma vez, tive o distinto privilégio de visitar o centro de apoio ao cliente da Apple durante um dia.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Una vez, tuve el privilegio de visitar el centro de atención al cliente de Apple por un día.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Una volta ho avuto l'immenso privilegio di sedere al call center della Apple per un giorno.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Μία φορά είχα το ξεχωριστό προνόμιο να κάτσω στο τηλεφωνικό κέντρο της Apple για μία μέρα.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Един път имах привилегията да седя в телефонен център на Епъл цял ден.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.Однажды мне позволили провести целый день в колл-центре Apple.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.פעם הייתה לי את הזכות לשבת במרכז התמיכה של אפל ליום.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.كان لي الشرف بان استمع الى مكالمات الدعم الفني لشركة ماكنتوش ليوم واحد.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.予備のヘッドセットで 会話を聞かせてもらいました
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...Płacą mi żebym poprowadziła lekcję, żeby dzieci się nauczyły
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...Uma colega disse-me uma vez: "Eles não me pagam para gostar das crianças.
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...Una colega me dijo alguna vez,
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...Une collègue m'a dit un jour,
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...Одного разу, колега сказала мені: Мені платять не за те, щоб я любила дітей.
Bir keresinde bir iş arkadaşım bana... ...עמיתה אמרה לי פעם, "הם לא משלמים לי כדי לאהוב את הילדים.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.Đã có lần, gã tính đem nô lệ cho cá chình ăn thịt chỉ vì anh ta vô tình làm rơi dĩa thức ăn.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.Er wollte mal einen Sklaven an seine Fische verfüttern, weil dieser einen Teller fallen gelassen hatte.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.Hij probeerde eens een slaaf te voeren aan de palingen in de visvijver, enkel omdat hij een bord liet vallen.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.Kiedyś próbował nakarmić niewolnikiem węgorze w sadzawce za upuszczenie naczynia.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.그는 한번은 접시를 떨어뜨렸다는 이유로 그의 노예를 그의 물고기연못에 있는 뱀장어에게 먹이려 했습니다.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.Uma vez tentou lançar um escravo às enguias do seu lago de peixes, simplesmente por ter deixado cair um prato.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.הוא ניסה פעם לתת עבד למאכל לצלופחים בבריכת הדגים שלו פשוט כי הפיל צלחת.
Bir keresinde bir köleyi tabak düşürdü diye balık havuzundaki yılan balıklarına yem edecekti.奴隷を池の ウナギのえさにしようと したこともあるような人です 幸い 皇帝が食事の席におり
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.저는 20 페이지짜리 매뉴얼을 손목시계 하나에 받아 본 적이 있습니다.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.Alguna vez yo tuve uno de 20 páginas, para un reloj de pulsera.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.Am avut odată unul pentru un ceas de mână, 20 de pagini.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.Имах веднъж такова за един часовник, 20 страници.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.У меня была такая, однажды, для наручных часов.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.קניתי פעם שעון יד, 20 עמודים
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.لدي كتيب من عشرين صفحة خاص بساعة اليد.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende. 20 sayfa.とにかく 重要と思ったことは
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Ich hatte mal eine für eine Armbanduhr.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Ik had er ooit één voor een polshorloge.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Miałem kiedyś taką do zegarka.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Tôi có một bản như thế cho đồng hồ đeo tay.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Una volta ne avevo uno per un orologio da polso.
Bir keresinde bir kol saati için vardı bende.Είχα ένα για ρολόι χειρός.
Bir keresinde bir morga gittim ve orada otopsi yapılmış bir ceset gördüm.Είναι εδώ η Τζούλια. Και κάτι ακόμα.
Bir keresinde bir Papuan adamıyla tanıştım, ve ona bunun doğru olup olmadığını sordum.그래서 저는 파푸아 사람을 만났을때 이것이 정말 사실인지 물어보았습니다. 그는 이렇게 말했죠. "아니요.
Bir keresinde bir Papuan adamıyla tanıştım, ve ona bunun doğru olup olmadığını sordum.פגשתי פעם איש מפפואה, ושאלתי אותו האם באמת הדבר יתכן. והוא אמר לי, "או לא.
Bir keresinde bir Papuan adamıyla tanıştım, ve ona bunun doğru olup olmadığını sordum.فإني قابلت مرة مواطن غيني، وسألته هل من الممكن أن يكون هذا صحيحاً. وهو قال، "لا.
Bir keresinde bir Papuan adamıyla tanıştım, ve ona bunun doğru olup olmadığını sordum.彼は答えました 「ちがうよ 3 - 4 kmなんて大げさなだな」
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Alguém de uma ONG descreveu-me isso como jogar bowling no escuro.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Alguien en una ONG una vez me lo describió como ir de bolos en la oscuridad.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Cineva de la un ONG mi-a descris asta ca şi cum ai juca popice în întuneric.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Der var nogen fra en NGO der engang beskrev det for mig som at bowle i mørke.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Egy civil szervezet képviselője úgy jellemezte ezt, mint sötétben tekézni.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Iemand uit een NGO beschreef het mij ooit als bowlen in het donker.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Jemand aus einer NRO hat das mal mit "Bowling im Dunkeln" verglichen.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Kdosi z nevládní organizace to jednou popsal jako hrát kuželky ve tmě.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Ktoś z organizacji pozarządowej opisał to jako gra w kręgle po ciemku: