bir kere ile cümle
bir kere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir kere otuz üç, otuz üç.Una vez 33 es 33.
Bir kere otuz üç, otuz üç.ひき算をします.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Ich habe keine Chance, irgend eine Richtlinie festzulegen, wenn sie mal zu spielen angefangen haben.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Ik heb geen enkele invloed op wat voor beleid dan ook wanneer ze beginnen te spelen.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Jag har ingen chans att göra politiska beslut när de väl börjar spela.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Jeg har ingen chance til at lave nogen form for politik så snart de begynder at spille.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Je n'ai pas l'occasion d'intervenir d'une façon quelconque une fois qu'ils ont commencé.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Len čo začnú hrať, nemám šancu vytvárať akýkoľvek postup.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Não tenho hipótese de ditar qualquer tipo de política a partir do momento em que começam a jogar.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Nemám vůbec šanci vytvořit jakákoli pravidla, jak jednou začnou hrát.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Nie mam wpływu na strategię od początku gry.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Nincs lehetőségem törvényeket hozni, ha egyszer elkezdenek játszani.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Non posso in alcun modo impostare una politica quando iniziano a giocare.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Oricum n-am nicio şansă să modific vreun regulament odată ce au început jocul.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Saya tidak boleh membuat kebijakan atau semacamnya sejak mereka mulai bermain.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Tôi không có cơ hội để tạo ra bất kỳ chính sách nào một khi chúng bắt đầu chơi
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Una vez que empieza el juego, yo no puedo introducir ninguna política.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Δεν έχω καμία ελπίδα να περάσω οποιαδήποτε πολιτική αφού έχουν αρχίσει το παιχνίδι.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.Аз нямам никакъв шанс да наложа каквато и да било политика, щом ведъж започнат да играят.
Bir kere oynamaya başladıklarında Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.У меня нет никакой возможности влиять на политику, как только они начинают игру.
Bir kere oynamaya başladıklarında아이들이 게임을 시작하면, 제게는 어떤 방침을 정할
Bir kere oynamaya başladıklarındaאין לי שום סיכוי, לחלוטין, לקבוע איזושהי מדיניות
Bir kere oynamaya başladıklarındaو ليس لدي أي فرصة لفرض أي قانون
Bir kere oynamaya başladıklarında口出しできません
Bir kere.Raz.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Depois de as suas raízes se estabelecerem na cidade, muito raramente se deslocam.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Jakmile potraviny jednou někde zakoření, jen zřídka se stěhují jinam.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.일단 도시 내 거점이 형성되면, 좀처럼 이동하지 않는다는 것입니다.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Odată ce rutele în oraş s-au înrădăcinat, foarte rar se întămplă să se mai modifice.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Så snart madens veje ind til byen er blevet etableret, så flytter de sig sjældent.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Setelah memiliki tempat perdagangan tertentu di kota tempat ini jarang berpindah.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Une fois ses racines dans la ville établies, elles bougent rarement.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Wenn die Wurzeln an einer Stelle einmal geschlagen sind, bewegen sie sich kaum noch.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Zodra dit eenmaal in de stad geworteld is, verandert het ook nauwelijks.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Μόλις ριζώσουν στην πόλη, σπάνια μετακινούνται.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Как только установятся маршруты ее транспортировки в города, они очень редко меняются.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.Щом веднъж корените й в града се установят, те много рядко се местят.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.מה קרה שם לפני 300 שנה. אותו הדבר תקף לגבי דגים.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.ما إن يتم إنشاء جذورها في المدينة, فإنها نادراً ما تنتقل.
Bir kere şehrin içine doğru köklerini saldığında, bir daha yer değiştirmesi ender görülür.その場所が移動することは ほとんどありません 食肉については 状況が全く異なります
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Als sie einmal mit dem Auto fuhr, das heißt, natürlich fuhr ihr Ehemann, teilte sich die Straße in vier Teile.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Egy másik alkalommal, mikor vezetett, illetve a férje vezetett, az út négyfelé vált.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Engang, imens hun kørte, eller rettere, hendes mand kørte, delte vejen sig i fire.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Inokedy, keď šoférovala, vlastne jej manžel šoféroval, sa cesta rozdelila na štyri.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Jindy, když řídila, vlastně její manžel řídil, se cesta rozdělila na čtyři.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Kerran hänen ajaessaan autolla tai paremminkin hänen miehensä ajaessa, tie jakautui neljäksi.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.한 번은 운전을 하고 있는데 정확히는 그녀의 남편이 운전을 하고 있는데, 길이 네 갈래로 갈라져서
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Một lần, khi đang lái xe, đúng hơn là, lúc đó chồng của bà ấy đang lái xe, con đường chia làm bốn.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Op een keer, terwijl ze aan het rijden was, of eerder, haar man was aan het rijden, splitste de weg in vieren.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Uma vez, enquanto guiava, ou melhor, o seu marido guiava, a estrada dividiu-se em quatro.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Una volta, mentre stava guidando, o meglio, suo marito stava guidando, la strada si era divisa in quattro.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Une fois alors qu'elle conduisait, ou plutôt que son mari était au volant, la route se divisa en quatre.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.В другой раз, когда она была за рулем или даже ее муж был за рулем - дорога разделилась на четыре.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Веднъж, докато шофирала, или по-скоро съпругът й шофирал, пътят се разделил на четири.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.פעם, כשהיא נהגה, או בעצם, כשבעלה נהג,
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.و في مرة، و هي تقود.. أو بالأحرى ،و زوجها يقود السيارة إنقسم الطريق الى أربعة..
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.車に乗っていたら 道が4つに分かれました そして彼女も4つに分かれて進む感覚を覚えました
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Azt mondta nekem egyszer -- elég szomorúan; hogy sokat aggódik a tehetősek és a csórók miatt.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Él una vez me dijo -- se veía un tanto triste; se preocupa mucho de la diferencia entre ricos y pobres.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.En gång sa han till mig, han så sorgsen ut: han oroar sig mycket över att ha och inte ha.