bir kalem ile cümle
bir kalem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.Ele arranca o pilão do bolso.
Saat tokasında küçük bir kalem saklanabilir.In die gaten kan een StackMat Timer bevestigd worden.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.Achter het oor zit een oranje vlek.
Bu da küçük bir kalem ucu kadardır.Het geheel lijkt op een groot aangescherpt potlood.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Als je een pen nodig hebt, zal ik je er een uitlenen.
Kırmızı bir kalemin var mı?Heb je een rood potlood?
O bana bir kalem verdi.Він дав мені олівець.
O bana bir kalem verdi.Він мені дав олівець.
O bana bir kalem verdi.Вона дала мені олівець.
Kendisi daha çok fincan çay anlamına gelen bir kalem adı Issa (一 茶) olarak tanınmaktadır.O širším spektru nápojů označovaných jako „čaj“ pojednává článek čaj (nápoj).
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.Scoate volumul din buzunar și citește din el.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.O țigară neaprinsă a fost găsită după o ureche.
Tom sağ elinde bir kalem tutuyordu.Tom ținea un stilou în mâna dreaptă.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.Ha toll kell, tudok kölcsönadni neked egyet.
Cebinden bir kalem sarkıyor.A zsebedből kilóg egy toll.
Sadece bir kalemim var.Csak egy tollam van.
Bu uzun bir kalem.Dette er en lang blyant.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.Tanda-tanda bengkak terlihat di belakang telinga.
"Zevalsiz Bir Kalemin Gözyaşı".我沒有流下一滴眼淚。
Kivi meyvesi Yeni Zelanda tarım üretiminde önemli bir kalemdir.우유는 뉴저지 주에서 농장 소득의 귀중한 근본이다.
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.그리고는 안주머니에서 봉투 한 장을 내어 그에게 주었다.
Albümün kapağında Miller, elinde bir kalem tutarken, etrafı kalemle çizilmiş bir şekilde görülüyor.תמונת האלבום היא תמונה של מילר יושבת ומחזיקה עיפרון של Sharpie עם סימני קשקוש מסביבה.
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.От скрина вади торбичка с пари.
Mesela, bu bir kalem.Това например е един молив.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.Mikrofón je umiestnený za uchom.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Als je in Afghanistan kunt lezen en schrijven, steek je meestal een pen in je zak.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Dacă știi să scrii și să citești în Afganistan, de obicei îți pui un stilou în buzunar.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.En Afganistán cuando alguien sabe leer y escribir, es costumbre cargar un bolígrafo consigo.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Khi bạn có thể đọc và viết ở Afghanistan, bạn cơ bản sẽ để cây viết vào trong túi mình.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.여러분이 아프가니스탄 언어를 읽고 쓰실 수 있을 때 여러분은 분명 펜을 주머니에 집어 넣으실 겁니다.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Lorsque vous pouvez lire et écrire en Afghanistan, généralement, vous mettrez un stylo dans votre poche.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Quando sai leggere e scrivere in Afganistan, metti solitamente una penna in tasca.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.W Afganistanie, kiedy potrafisz czytać i pisać, nosisz w kieszeni długopis.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Wer in Afghanistan lesen und schreiben kann, trägt einen Stift in der Tasche als Zeichen seiner Fähigkeiten.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Όταν μπορείς να διαβάζεις και να γράφεις στο Αφγανιστάν, βάζεις συνήθως ένα στυλό στην τσέπη σου.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.А в Афганистане, когда ты умеешь читать и писать, обычно ты кладёшь ручку в карман.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Когато можете да четете и да пишете в Афганистан, обикновено слагате химикалка в джоба си.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.Якщо афганець вміє читати та писати, то він кладе до кишені ручку.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.ברגע שאתם יכולים לקרוא ולכתוב באפגניסטאן, אתם לרוב תשימו עט בכיסכם.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.عندما يكون بمقدورك القراءة والكتابة فى أفغانستان، فأنك سوف تضع قلما فى جيبك.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.ポケットにペンを挿すのが 普通です だから修了式では
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.AA 배터리 하나보다 더 가볍고
Ağırlığı bir kalem pilden daha az. Bitki özü ile beslenmiyor.Könnyebb, mint egy AA ceruzaelem, és nem eszik nektárt.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Cântăreşte mai puţin decât o baterie AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Er wiegt weniger als eine AA-Batterie.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Hij weegt minder dan een AA-batterij.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Je lehčí než jedna baterie typu AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Pesa menos do que uma bateria AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Pesa menos que una batería AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Он весит меньше, чем батарейка АА.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.Тежи по-малко от АА батерия.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.הוא שוקל פחות מסוללת AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.ووزنها أقل من بطارية من طراز AA.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.蜜を吸いません
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.2^3*2^5
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.En realidad, permítanme utilizar un lápiz más delgado porque eso se ve mal.
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.In realtà, fammi usare una penna piu' fine perché cosi' e' brutto.
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.좀 얇은 펜을 사용하겠습니다 보기 불편하니까요
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.Na verdade, deixe-me usar um lápis mais fino, porque isso parece ruim.
Aslında, daha ince bir kalem kullanmalıyım çünkü bu kötü gözüküyor.Přece jenom použiju tenčí písmo, tohle nevypadá dobře.