bir kalem ile cümle

bir kalem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Afedersiniz, bir kaleminiz var mı?Excuse me, do you have a pen?
Başkanın adamları ipten alacak gücü vardı, bir kalem oynatmaya bakardı iş.The President had the power to save the men from execution at the stroke of a pen.
Tom her zaman kulağının arkasında bir kalem tutar.Tom always keeps a pencil behind his ear.
Tom bir kalem istedi.Tom asked for a pen.
Tom elinde bir kalem tutuyordu.Tom held a pen in his hand.
Araç sigorta belgelerini imzalamak için bir kaleme ihtiyacım var.I need a pen to sign the car insurance documents.
O bana bir kalem verdi.He gave me a pencil.
Tom sınıfındaki her öğrenciye bir kalem verdi.Tom gave each student in his class a pencil.
Bir kalem aldım ve yazmaya başladım.I picked up a pencil and started to write.
Bunu bir kalemle yaz.Write it with a pen.
Tom'un elinde bir kalem vardı.Tom had a pen in his hand.
Kırmızı bir kaleme ihtiyacım var.I need a red pencil.
Başka bir kalemin var mı?Do you have another pen?
Tom Mary'den bir kalem ödünç aldı.Tom borrowed a pencil from Mary.
Tom'un bir kalemi var, ama hiç kağıdı yok.Tom has a pen, but he doesn't have any paper.
Tom'un bir kalemi vardı, ama hiç kağıdı yoktu.Tom had a pen, but he didn't have any paper.
Tom bir kalem buldu.Tom found a pen.
"Bana bir kalem ödünç verecek misin?" "Hiç yok ki bende.""Will you lend me a pen?" "I don't have any."
Bana bir kalem verdi.He gave me a pen.
Kivi meyvesi Yeni Zelanda tarım üretiminde önemli bir kalemdir.Kiwifruit is a significant part of New Zealand agricultural production.
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.Grab a quarter out of your pocket.
Kulağının arkasında bir kalem takılıdır.Behind his ear is a quill-pen.
Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı.A survey and an edited book reveal some of these efforts.
Afganistan'da okuma yazma biliyorsanız genellikle cebinizde bir kalem bulundurursunuz.When you can read and write in Afghanistan, you will typically put a pen in your pocket.
Bayan ve bir kalem, mürekkep ve bazı kağıt için Medlock soralım. "Let's ask Mrs. Medlock for a pen and ink and some paper."
Daha büyük bir kalemle denememe izin verin.Let me try with the larger pen.
Masanızın üzerine bakıyorsunuz ve sarı bir kalem görüyorsunuz.You look down and see a yellow pencil lying on your desk.
Bir kalem yalnızca bir kalem değildir.A pencil is not just a pencil.
Buna uygun parlak renkli bir kalemle yazıyorum.I'll do it in a suitably bright color.
Ödünç alabileceğin bir kalemim var.I got a pencil you can borrow.
Jüri üyelerinden biri squeaked bir kalem vardı.One of the jurors had a pencil that squeaked.
Pekala, ya masanızda duran sarı bir kaleminiz olsaydı?So, what if you had a yellow pencil sitting on your desk?
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.A second item on my checklist is climate change.
İşte bir icat, yenilikçi bir dizayn. Bu bir kalem.Here is an innovation, a design innovation.
Bir başka deneme olarak, üç boyutlu çizebilen bir kalem yapmayı düşündüm.In another exploration, I thought of making a pen that can draw in three dimensions.
Şimdi, gerçek bir kalem kullanabilirim.And now I can use Use a real pen.
UIUC deki Lewis laboratuvarlarından iletken bir kalem.A conductive pen from the Lewis lab at UlUC.
Ağırlığı bir kalem pilden daha az.It weighs less than one AA battery.
Bir kalem kullanıyorum, ama bütün aileyi alıyor.MARCEL: I use a pen but it takes the whole family.
Eve gittim, bir kalem aldım ve elimin titremesine izin vermeye başladım.I went home, I grabbed a pencil, and I just started letting my hand shake and shake.
Bankacılar bir kalem hareketi ile para üretebilirsiniz çok tatsız olur.The idea that bankers can manufacture money with the flick of a pen is just too unpalatable.
Mesela, bir kaleme dokunduğunuzda, mikrobiyal bir degiş-tokuş olur.So, for example, when you touch a pencil, microbial exchange happens.
Ve sonra bir kalem alıp Mısır'ın bu evresinde ihtiyacı olan bir makine tasarladım.So I took a pen and designed a machine Egypt needs in this phase
Bu konsept, bir sanatçı tarafından izlenim olarak çabucak çizilen bir kalem eskizine benzetilir.Note the similarity in concept to a pencil sketch drawn quickly by an artist as an impression.
Aksarayî eserinde bu konu hakkında "Ben de o divanda bir kalem sahibi idim.I want you to sit beside me.” „Ich habe eine Bombe in meiner Aktentasche.
Sınavınız için bir kalem getirin, lütfen.Apportez un stylo à votre examen, s'il vous plaît.
Masanın üzerinde bir kitap, bir kalem ve bir kağıt var.Il y a un livre, un crayon et une feuille de papier sur la table.
Saat tokasında küçük bir kalem saklanabilir.On retrouve également une minuscule carte mémoire dans sa montre.
O bana bir kalem verdi.Me dio un lápiz.
Bir kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç vereyim.Si necesitas un bolígrafo te dejo uno.
Lütfen bana bir kalem bırak.Por favor, déjame una pluma.
Tom'a bir kalem alacağım.Voy a comprarle un bolígrafo a Tom.
"Zevalsiz Bir Kalemin Gözyaşı".Figlio di una matita e di una mano.»
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.Porta nel taschino una penna stilografica d'oro.
Saat tokasında küçük bir kalem saklanabilir.Su una lesena è posto un orologio.
Bir kaleme ihtiyacım var.Мне нужен карандаш.
Bir kalemtraşa ihtiyacım var.Мне нужна точилка для карандашей.
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.При этом из его кармана выпал клочок бумаги.
Bana bir kalem ve birkaç kâğıt verir misiniz lütfen?من فضلك أعطني قلماً و بضعة أوراق.
Dîvân-ı hümâyûn kalemlerinin şeflerine Hâcegân ve bir kalemin en kıdemli memuruna Halîfe denirdi.Nele o arca de Deucalião (o mais justo dos homens) e Pirra (a mais virtuosa das mulheres) encontrou refúgio.
İlgili Sayfalar