Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Per gli ingegneri tra voi, c'è anche un condensatore collegato.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Pour les ingénieurs dans la salle, un condensateur y est aussi attaché.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Voor degenen die ingenieurs zijn, er is ook een condensator aan vastgemaakt.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Για όσους είστε μηχανικοί, υπάρχει κι ένας πυκνωτής πάνω του.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Для инженеров добавлю, что к ней прикреплен конденсатор.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.За инженерите сред вас, към нея е прикрепен и кондензатор.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.יש גם קבל מחובר אליו.
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.مشبوكة بمكثف كهربائي كذلك
Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.そのコイルを共鳴させることができたなら
Arazi tanıdık gelse de biraz daha yeni görünüyor. Ah, bir de tepeler daha düzleşmiş.La segunda montaña está inclinada y podréis llegar más rápido a la cima.
Ardından, bir de süper hızlı bir yöntem göstereceğim.ثم بعد ذلك، سوف اوضح لكم طريقة سريعة جداً
Artık bir de oğlum vardı.A ce moment-là, j'avais aussi un fils.
Artık bir de oğlum vardı.Akkor már volt egy fiam is.
Artık bir de oğlum vardı.A quel punto avevo anche un figlio.
Artık bir de oğlum vardı.Ik had toen ook een zoon.
Artık bir de oğlum vardı.În acel moment aveam și un fiu.
Artık bir de oğlum vardı.그 시점에 저는 아들도 있었습니다.
Artık bir de oğlum vardı.Nessa altura, eu também já tinha um filho.
Artık bir de oğlum vardı. O sadece üç yaşındaydı.En ese momento, también tenía un hijo de solo 3 años.
Artık bir de oğlum vardı. O sadece üç yaşındaydı.Saat itu saya juga memiliki seorang putra yang baru berumur 3 tahun.
Artık bir de oğlum vardı. O sadece üç yaşındaydı.V té době jsem už měl také syna, kterému byly pouze 3 roky.
Artık bir de oğlum vardı. O sadece üç yaşındaydı.Тоді я вже мав і сина, якому було тільки три роки.
Artık bir de oğlum vardı.På det tidspunkt havde jeg også en søn.
Artık bir de oğlum vardı.Tại thời điểm đó tôi cũng có một cậu con trai.
Artık bir de oğlum vardı.Takrat sem tudi že imel sina.
Artık bir de oğlum vardı.Tuolloin minulla oli myös poika.
Artık bir de oğlum vardı.Vid den tiden hade jag fått en son.
Artık bir de oğlum vardı.Vtedy som už mal aj syna.
Artık bir de oğlum vardı.Zu jenem Zeitpunkt hatte ich ebenfalls einen Sohn.
Artık bir de oğlum vardı.Τότε είχα επίσης κι ένα γιο.
Artık bir de oğlum vardı.Но ситуация была другая, поскольку на тот момент у меня уже был сын.
Artık bir de oğlum vardı.Тогава имах и син.
Artık bir de oğlum vardı.באותו זמן כבר היה לי בן.
Artık bir de oğlum vardı.في تلك المرحلة كان لدي أيضا إبن .
Artık bir de oğlum vardı.息子は当時3歳
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varAquí, además de fósiles, Tenemos genética para ayudarnos a encontrar nuestro kin prehistóricos.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varHere, in addition to fossils, we have genetics to help us find our prehistoric kin.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varHier helpt, naast de fossielen, de genetica bij het vinden van onze prehistorische verwanten.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller var화석 뿐만 아니라, 유전자를 통해 선사시대의 동족을 찾을 수 있습니다
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varKromě fosilí nám se zkoumáním prehistorie pomáhá genetika.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varỞ đây, ngoài hoá thạch, chúng ta còn có di truyền học giúp chúng ta tìm ra họ hàng thời tiền sử của con người.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varWracając do skamielin - dzięki nim genetycy są w stanie wyśledzić naszych prehistorycznych krewnych.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varНа додачу до інформації з викопних решток, нам допомагає генетика, аби відшукати наших доісторичних родичів.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varТук,освен фосилите, генетиката също може да ни помогне да намерим праисторическите си родственици.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller varهنا,بالإضافة للحفريات, لدينا علم الوراثة ليساعدنا لنجد أقاربنا في عصر ما قبل التاريخ.
Artık, tarih öncesini öğrenmek için elimizde fosillere ek olarak bir de genetik deliller var今日の人類はみな、DNAを アフリカの小さな集団から受け継いでいます。
Arz, talep, büyük fırsat. Bu tulumlar için bir de marka yarattım; böylece maliyetin beş katına sattım.Coloquei-lhes uma marca, e vendia-os por cinco vezes o custo normal.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Be', io dico sempre che è importante essere bravi, ma ogni tanto è bello essere fortunati.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Ich sage immer, es ist wichtig, intelligent zu sein, aber hin und wieder ist es auch gut, Glück zu haben.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Ik zeg altijd dat het belangrijk is om slim te zijn, maar af en toe is het goed om geluk te hebben.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Inteligencja jest ważna, ale czasami przydaje się szczęście.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Întotdeauna am spus că este important să fii isteţ, dar din când în când e bine să fii şi norocos.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.제가 늘 하는 말이지만, 똑똑한 것이 중요해도 때때로 운이 좋은 것도 좋습니다.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Mindig azt mondom, hogy nem rossz, ha okosak vagyunk, de néha nem árt egy kis szerencse sem.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Vâng, tôi luôn cho rằng quan trọng nhất là bạn phải thông minh, nhưng đôi khi may mắn cũng là điều hay.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Vždycky říkávám, že je důležité být chytrý, ale občas se hodí mít i štěstí.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Е, аз винаги казвам, че е важно да си умен, но от време на време е хубаво и да си късметлия.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Я всегда говорю, важно быть умным, но в какой-то момент хорошо оказаться удачливым.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.אני תמיד אומר שחשוב להיות חכם, אבל מידי פעם טוב שיש מזל.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.حسنا، أنا دائماً أقول أنه من المهم أن تكون ذكياً و لكن من المفيد من وقت لآخر أن تكون محظوظاً أيضاً