Arkasından ona dayanan bir de genç.肥えて上背のある女の子。
Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.プールなどがあった。
Bir de bakmışlar ki!〜私は見た!
Ayrıca bir de asist yaptı.一方では彼らのアシスト役も務めた。
Aramızda mutlu olanlar varsa zekalarından şüphe ederim, bir de gözlerinden.自分になびかない男はみなホモだと思っており、景宗と鈴之介の仲を怪しむ。
Yahudi soykırımına bir de Macar Yahudilerinin gözüyle baktırıyor.私は戦うユダヤ人の雄姿をこの目で見たのだ。
Bir de Şükran’ın İlhan’la gezmeye gittiğini söyler.くにおはひろしに「よしひろが大阪を案内してくれるって。
Ayrica bir de "Bey(bâ) gecesi" vardIr.これを昼夜平分時(ちゅうやへいぶんじ)という。
Köyün bir de efsanesi de vardır.この一族にはある伝説があった。
Tutmak için bir de sapları bulunur.引っ張るための紐を付けられるものもある。
Bu iki oyunda da bir beyaz top, bir sarı top ve bir de kırmızı top vardır.ボールは、1プレイヤーは白、2プレイヤーは赤。
Beyaz tüyleri olan kırmızı bir cüppe giymekte aynı görüntüde bir de kukuleta takmaktadır.ちょうどブラックライトの下で白いTシャツが青白く光るのと同じことを防いでいる。
Cream'in bir de annesi vardır.浩さんにも御母さんがある。
Ayrıca kampüs içinde bir de Starbucks Cafe bulunmaktadır.スターバックスに似たコーヒー屋もある。
Arkadaşları bir de hediye göndermesini salık verirler.彼は友人たちに贈り物をする。
Bir kişi ikinci kez bir el kaybederse adının yanına bir de "Ş" eklenir ve "EŞ" oluşur.2度目の離婚後は新しく戸籍を取得し、元夫の姓を名乗り、元夫とは「交際中」である。
Aynı mantıkla kurulan bir de TV kanalı PBS vardır.等身大のラブソング PVも存在。
Şarkıya bir de klip çekilmiştir.私たちはこの曲をひっかき回した。
Pek çok Linux veya Unix tabanlı işletim dizgelerinde bir de /root (Türkçesi: kök) dizini bulunur.多くのUNIXには、/rootと名付けられたディレクトリも存在する。
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.また、火であぶってそのまま食べるのも素朴な酒の肴の一つとして挙げられる。
Gündeme ilişkin yazılarının yanında bir de kitap yazmıştır.また父と同じく犯罪に関する本を執筆している。
Bir de bilgisayarı vardır.うちにはコンピュータがある。
Elimize ulaşmayan bir de ders notları niteliğindeki eseri bulunmaktadır.諱を信輝としている軍記物もあるが、信頼できる同時代史料には見当たらない。
Bir de küçük bir sahne.一幕もの。
Bir de Apple 2010 yılında iPad cihazlarını tanıttı.2010年1月にアップルがiPadを発表。
Bey'in The Chronicles of Qamar: Crowstone adlı bir de romanı bulunmaktadır.かれはまた、少なくとも1冊の小説 - 『カマール年代記 ― 鴉石』 The Chronicles of Qamar: Crowstone - を発表している。
İlk Kötü ile "Conversations with Dead People" bölümünde karşılaşıldı bir de.ホック自身のデビュー作でもある「死者の村」で初登場。
Oyunda bir de anlatıcı vardır.また、間奏では台詞がある。
Bir de sarı kart aldı.また、彼が黄色を使う案もあった。
Kentte bir de seri katil kol gezmektedir.町では折しも有力者の殺人事件が発生。
Adada bir de sönmüş bir yanardağ bulunmaktadır.だが、島には不穏な空気が漂っていた。
Belirtinin bir geçmişi, bir de geleceği vardır da diyebiliriz.アランの過去を知っており、何か含むものがあるようである。
Dodo cebinde başka ne olduğunu sorar ve Alice'in cebinden bir de yüksük çıkar.何でも入るとても不思議なハンドバッグで、ポーのスクーターでさえ入る。
Ayrıca Şükrî’den bir de "Süleyman-nâme" yazması istenmiş fakat bunu gerçekleştirememiştir.同時に蒼樹にも声をかけていたが叶わなかった。
Ayrıca bir de anayasa mahkemesi bulunacaktı.憲法裁判所も存在する。
Bu maçta bir de gol atma başarısı gösterdi.この試合では自ら得点も挙げた。
Bir de sabah namazını kıl...." denmektedir.明晨询问,果知其应也。
De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır.振曰:「二人皆挾鄉故,抵命太重,因公太輕,宜對品降調。
Bir de köpeği vardır.有養一隻狗。
Üstelik bir de gözlük takıyordu.也因此她戴著眼鏡。
Ayrıca Şükrî’den bir de "Süleyman-nâme" yazması istenmiş fakat bunu gerçekleştirememiştir.曾上書嗣德帝,要求復古變革,但未獲禮部認可,未能實行。
Bir de; olumsuz eleştiri mutlaka olacaktır, olmalıdır.此事如果屬實,曹操就太不厚道了。
Bir de sana itaat edenleri hoş tut.貴人以下,則待恩賜方准用。
Bedel olarak da bir tay bir de delikli altın almışlar.以万金之资,付之一啄。
Bir de üzerine dava açıyor” diye konuştu.我也要求被指控”。
Ayrıca bir de özel kolej bulunmaktadır.此外,還有一所私立大學。
İçinde bir de okul bulunmaktadır.内有教学楼一幢。
Bir de tırsıyoruz, hiçbir toplumsal şemsiyemiz yok.主張不帶雨傘。
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."常常悄悄地盯著人。
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.但是約櫃並沒有保護他們,使他們不致遭受他們肆意違反耶和華的律法所招致的惡果。
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.另外也有不少咖啡店。
Ortasından bir de nehir geçiyordu.河流整體蜿蜒蛇行。
Mahallede "Başpınar" adıyla bilinen bir de pınar bulunmaktadır.此外,“圣地”附近有居民对《你的名字。
Bir de bakmışlar ki!((讓我)看看吧!
Bir de ne görsün; yarı belinden yukarısı çıplak, kocaman bir dev.望之儼然,即之也溫,累刃豈測,萬頃非量。
Ayrıca bir de asist yaptı.她還是一位KDE貢獻者。
Bir de insanın kendi iradesi ile seçtiği eylemlerin yaratılmasıdır.神願意我們是出自於個人的選擇來愛祂。
Kısa süren bir de evliliği olmuştur.和久也過去有過一段戀情。
Bu bölümlerle birlikte bir de küçük bir hastanesi bulunmakta idi.除这两个医院外还有一个儿童医院。
Ayrıca mahallede bir de hidroelektrik santrali bulunmaktadır.政府又研究在社區內採用太陽能發電。