Bir de n+3 kenarlı bir Q çokgeni verilsin.Otrzymujemy więc zbiór n-elementowy koni.
Ödül alan kişi ve kurumlar hakkında bir de armağan kitabı yayınlanmaktadır.Laureat – jeżeli jest to możliwe – wygłasza wykład dotyczący nagrodzonej działalności.
Millî forma altında 55 maça çıktı ve bir de golü bulunmaktadır.W czasie MŚ 54 wystąpił w pięciu meczach, w tym w finale.
Bu yetmezmiş gibi bir de gangsterlerin saldırısına uğrar.Ale w przeciwieństwie do niego, zabija gangsterów.
Bir de oğlu vardır, Tommaso, 29 Nisan 1991 doğumlu.Mają syna - Pablo - urodzonego 28 września 2007 roku.
Kentte bir de seri katil kol gezmektedir.W Nowym Jorku grasuje seryjny morderca.
Roshon'un bir de kız kardeşi vardır.Devon ma również siostrę.
Ayrıca bir de anayasa mahkemesi bulunacaktı.Równocześnie jest także stanowym sądem konstytucyjnym.
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.Ogarniała go radość i głęboki smutek.
Ayrıca bir de ev sahibinin oğluyla da ilişkisi vardır.Równocześnie przedstawiona jest relacja chłopca z rodziną.
Orada bir de müze bulunmaktadır.Znajduje się w niej również muzeum.
PGP'de her kullanıcının bir açık anahtarı bir de özel anahtarı vardır.Każdy użytkownik lub grupa użytkowników otrzymuje specjalny klucz deszyfrujący.
Ayrıca Şükrî’den bir de "Süleyman-nâme" yazması istenmiş fakat bunu gerçekleştirememiştir.Wtedy na jej twarzy pojawił się ułożony z pryszczy napis „DONOSICIEL”, którego nie dało się usunąć.
Köyde, bir de liman vardır.We wsi znajduje się przystań.
Köyde bir de kilise vardır.W wieś znajduje się kościół.
Bir de gol kaydetti.I tak nagrano płytę.
Ayrıca bir de Demir Çağı mezarları açılmıştır.W początkowym okresie epoki żelaza tworzono tutaj zbiorowe groby.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.Rozpoczął tworzyć reklamówki i bardzo szybko wyrobił sobie tym nazwisko.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.P. patula ma także większe szyszki.
Eleme maçlarında bir de gol attı.Równocześnie zakazał mu gry w jej meczach.
Ayrıca kasabada bir de yatır vardır.W miastach również odpadki.
Bata'nın bir de ayakkabı müzesi mevcuttur.W Pello znajduje się też muzeum sportowca.
Keşf'üt Tenzil isimli bir de tefsiri bulunan Haddâdî, 1397 (h.W tym czasie wieś występuje pod nazwą Oporovo podobnie jak 1397.
Ayrıca küçük bir de liman bulunmaktadır.W miejscowości znajduje się również niewielki port.
Fırtına sırasında şehirde bir de ölüm gerçekleşti.Podczas wojny ucierpiało także samo miasto.
Ayrıca HBB FM adında bir de radyo istasyonu vardı.Słuchał stacji radiowej FM Brussels.
Aynı mantıkla kurulan bir de TV kanalı PBS vardır.Zamiast telefonu może też być użyta centrala telefoniczna PBX.
"Yaptığınız ayıp sizin, bir de akraba olacaksınız.Det ni har besatt och om där råder ordning och fred kan ni behålla!".
Birkaç yıl geçer Guido ve Dora evlenir ve Giosuè (Giorgio Cantarini) adında bir de çocukları olur.Guido och Dora blir med tiden ett par och får en son, Giosuè (Giorgio Cantarini).
Bir de ne görseler iyi!Ni skall få se vem som har rätt!
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!O Syndare! kom hit och se.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Men en morgon när han vaknade så såg han att pappan också var försvunnen.
Bir de tasavvufi yanı var.Där finns även tallskog.
Bir de Amasya çöreği vardır.Amity har ett problem.
Bir de gol kaçırdım.En fana gick också förlorad.
Sitenin bir de Twitter hesabı açıldı.Även Zamans tidigare Twitter-konto omdirigerades dit.
Ayrıca bir de kilit sistemine sahiptir.Den har även en registersvällare.
Ancak bunun bir de bedeli vardı.Även här var priset en guldring.
Buna göre bir dede öldüğünde yerine oğlu geçmektedir.Han dör och så även sonen.
RSA için bir ortak anahtar bir de özel anahtar gerekir.RSA använder två nycklar, en offentlig nyckel och en hemlig nyckel.
Pilatus bir de yafta yazıp çarmıhın üzerine astırdı.Petrus hängde upp och ner, fastspikad på sitt kors.
Aynı zamanda filmin yapımcılarından biri olan yönetmenin filmde bir de küçük rolü vardır.Men då kommer en av filmbolagets chefer på en idé...
Burada bir de dış antre bulunmaktadır.Även en Amiral förekommer.
Bir de asist yaptı.Han gjorde en assist.
Ayrıca 31 Mayıs 1943 yılında bir de gözcü balonu düşürmüştür.Även en tysk observationsballong blev offer för hennes kulor 31 maj 1943.
Linda Martin yorumlu "Terminal 3" şarkısıyla bir de ikinciliği var.Han medverkade även 1984 med låten "Terminal 3", som framfördes av Linda Martin.
Bir de bilgisayarı vardır.Det finns dessutom en bildsten.
Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.På tomten finns även en pool.
Her amino asitin, bir karboksil ve bir de amino grubu vardır.Varje aminosyra har en amingrupp och en karboxylgrupp samt en sidokedja.
Bundan başka bir de ilerideki çalışmalar için ek potansiyel çözümler üretilir.Goda utsikter för nya arbetsmöjligheter anses också föreligga.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.För andra betydelser, se Sarrià de Ter.
Bir de Pete'nin Michael adında bir oğlu vardır.Tom hade även en yngre bror som hette Michael.
Okulda ayrıca bir de botanik serası bulunur.Till universitetet hörde även en botanisk trädgård.
Ayrıca yolcular için bir de danışma bölümü bulunmaktadır.En liknande lösning finns det för passageraren.
Ayrıca mahallede bir de hidroelektrik santrali bulunmaktadır.Utanför parken finns även några vattenkraftverk.
Bir kedi ve bir de köpekleri vardı, çocuk onları çok severdi.Han har en syster, en katt och en hund som han tycker om.
Bir de âyet okudu.Se även läst.
İstinye'de bir de itfaiye teşkilatı bulunmaktadır.I närheten finns även en brandstation.
Orada bir de müze bulunmaktadır.Det finns även ett museum.
İçinde bir de okul bulunmaktadır.Här finns också en skola.