Çoğu evde bir banyonun yanı sıra bir de tuvalet bulunur.In veel huizen is de (enige) wc in de badkamer ingebouwd.
Ayrıca aynı maçta bir de asist yaptı.Ook gaf hij in diezelfde wedstrijd een assist.
Bir de bunun üzerine Christie ağır bir şekilde hastalanır.Later blijkt Willy zwaar ziek te zijn.
Karakterler kitabı kullanarak bir okçu bir de piyade necronomicon savaşçılarını diriltebilirler.Met wat hulp van een goudarend kunnen ze de zwarte cactus terug pakken.
Bir de Apple 2010 yılında iPad cihazlarını tanıttı.In 2010 introduceerde Apple de iPad.
Derginin aynı isimde bir de yayınevi bulunmaktadır.In Groot-Brittannië bestaat er ook een tijdschrift met dezelfde naam.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.In de jaren dat hij voor zichzelf werkt heeft hij een zeer goede naam opgebouwd.
Buraya bir cami ve bir de çeşme inşa ettirdiler.Ze lieten hier een villa of een datsja bouwen.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Het meisje wordt voor zonsondergang wakker en ziet dat de vijver leeg is.
Günümüzde kalıntıların doğusunda aynı isimde bir de belde vardır.Vandaag de dag ligt er een tuin onder dezelfde noemer.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Mee toezien op deze sancties. e.
Buna göre bir dede öldüğünde yerine oğlu geçmektedir.Hij bad daarom om in plaats van zijn zoon te mogen sterven.
"Les Films 13" adında kendine ait bir de yapım şirketi vardır.Zijn productiemaatschappij, Les Films 13, produceert ook films van andere regisseurs.
Sharon'un Robert Westerholt'tan bir kızı, bir de oğlu var.Sharon den Adel en Robert Westerholt hebben een dochter en twee zoons.
Beyşehir adının bir de efsanevi hikayesi vardır.De naam hangt samen met een legende.
Fakat, bu şartların görülmesi de illâ ki bir deadlock anlamına gelmeyebilir.Ook als dat werkelijk zo was, hoeft dat niet te betekenen dat ze doof waren.
Mavi bir ışına sahiptir. ve mor bir de gölgesi vardır.De staart is licht gevorkt en is ook zwart met een blauwgroene glans.
Bata'nın bir de ayakkabı müzesi mevcuttur.Ook is er een Goors klompenmuseum.
Bir de gol kaçırdım.Daarnaast is hij Wilson kwijtgeraakt.
Rekabet bir de bu şekliyle alevlenmişti.Dat bleek in de race ook zo te zijn.
Ayrıca bir de türbe bulunmaktadır.Er bestaan zelfs toernooien voor.
Mahallede bir bakkal ve bir de kahvehane vardır.Voorts heeft het dorp ook een bakkerij en een café.
Manastırın kuruluşu ile ilgili bir de efsane vardır.Het ontbreekt aan zekerheden over de stichting van het klooster.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.Ook kunnen zij insulten krijgen.
Hatta Cumhuriyetin anısına bir de yazılmış "Cumhuriyet Taşı" bulunmaktadır.Overigens komt het woord republiek in de grondwet niet voor.
İlya Ulyanov'un üç kız ve bir de erkek kardeşi vardı.Federico Elizalde had drie broers en een zus.
Kısa süren bir de evliliği olmuştur.Het werd een gelukkig, maar kort huwelijk.
Ayrica bir de "Bey(bâ) gecesi" vardIr.Noc Mocy (Przeznaczenia) (arab.
Ayrıca, MTV Ultimate Mash-Ups konserinden beş sahnenin yanı sıra, bir de fotoğraf galerisi yer aldı.Dołączono także pięć fragmentów koncertu pokazywanych w programie MTV Ultimate Mash-Ups i galerię zdjęć.
"Les Films 13" adında kendine ait bir de yapım şirketi vardır.Założył własną firmę Les films 13.
Bir de sarı kart aldı.Dostał również żółtą kartkę.
Bu istasyonun yanında bir de Landsberg am Lech Schule adlı durak vardır.Obok stacji istnieje jeszcze przystanek osobowy Landsberg am Lech Schule.
Bir de köpeği vardır.Mamy pieska!
Köyün bir de efsanesi de vardır.Zieluń ma także swoje legendy.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Gdy służki obudziły się rano, dostrzegły, że dziecko zniknęło.
Ayrıca 31 Mayıs 1943 yılında bir de gözcü balonu düşürmüştür.Zestrzeliła ponadto balon obserwacyjny (31 maja 1943).
Mundıbaş adıyla bir de akarsu bulunmaktadır: Mundıbaş.Dawna nazwa (zniesiona na wniosek mieszkańców): Dziadowo.
Lea'nın bir de kızı oldu ve ona da Dina adını verdi.Ponadto Lea urodziła mu jedyną córkę – Dinę.
Morphy Avrupa'dan ayrılmadan önce onuruna şatafatlı bir de ziyafet verildi.Podczas pobytu w Europie Morphy zyskał wielką sławę.
Aynı zamanda bir de mezarlık inşa edilmiştir.Założono także cmentarz.
Bir de baktı ki, büyüleri sâyesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.Pas za okiem (słabo widoczny), tylna część pokryw usznych oraz boki szyi jasnoszare.
Gemide bir de sıhhiye grubu vardı.Na pokładzie znajdowało się też jedno dziecko.
Cream'in bir de annesi vardır.Okazuje się, że Cream tęskni za jej mamą.
Anıtta ilk zamanlarda şu anda olmayan bir de çeşme vardı.Pierwotnie otoczony był cmentarzem, który obecnie nie istnieje.
Şarkının "Una Noche Más" adında bir de İspanyolca versiyonu bulunmaktadır.Istnieje też hiszpańska wersja singla „Una Noche Mãs” („Jeszcze Jedna Noc”).
Ayrıca bir de kilit sistemine sahiptir.Ponadto zawiera zintegrowaną zaporę sieciową.
Assab büyük marketleri, sahilleri ve gece yaşamıyla bilinir ve bir de hava meydanı vardır.Miasto jest znane z dużego targowiska, plaż i życia nocnego, posiada również lotnisko.
Üniversitenin, kendi ürettiği bir de şarap markası vardır.Grupa oferuje także własne marki wina.
Bu kayaların olduğu yerde bir de Mağara mevcuttur.W skałach tych znajdują się także jaskinie.
Bunların dışında kendi adını taşıyan bir de solo albümü bulunmaktadır.(Jako — Talio) Synonim nie jest inną nazwą desygnatu, jest wyrazem bliskoznacznym.
Ayrıca bir de kadın takımı kurulmuştur.Z czasem powołano również zespół żeński.
Ayrıca bir kütüphane ve bir de hastane adadılar.Prowadziły również aptekę i szpital.
Bulvarda ayrıca I. Dünya Savaşı'nda ölenlerin anısına bir de anıt bulunmaktadır.Eberle jest także autorem pomników upamiętniających poległych w czasie pierwszej wojny światowej.
Ayrıca eskiden bir de Counter-Strike takımı vardı.Do niedawna istniała również Orkiestra Dęta.
Şehirde bir de Amerikan Üniversitesi kurulmuştur (American University in Bulgaria).Znajduje się tutaj American University of Malta (Amerykański Uniwersytet Malty).
Ünitelerin sonunda öğrencilere bir de son test verilmektedir.W ostatnim odcinku zdają już oni egzaminy końcowe.
Ülkedeki Yahudi cemaati 2000 yılında bir sinagog bir de kültür merkezi açmıştır.Synagoga została zbudowana w 2000 roku wraz z żydowskim centrum kulturalnym.
Metro 2033'ün aynı adla uyarlanmış bir de oyunu vardır.Jest kontynuacją gry Metro 2033 powstałej na podstawie książki o tym samym tytule.
Tabi bir de ona yardımcı olmak için iyilik meleği..Ale pomaga mu anioł stróż...
Bedel olarak da bir tay bir de delikli altın almışlar.Przybierały postać palmy lub krzewu winnego.