bir bir ile cümle

bir bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer şansını yakalarsak, başka bir vesile ile bir araya gelelim.If we have the chance, let's get together on another occasion.
Bir gün daha geçti.Another day passed.
İlk olarak, o tembel bir oğlan.In the first place, he's a lazy boy.
Öncelikle, o tembel bir çocuk.In the first place, he's a lazy boy.
Öncelikle,devlet tahvilleri bir bakkal dükkânı çalıştırmak için yeterli değiller.To begin with, the funds are not sufficient for running a grocery store.
Sanırım bir şişe birayla başlayacağım.I think I'll start with a bottle of beer.
Önce nereye gideceğimize birlikte karar verelim.Let's decide together where to go first.
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
Kötü bir gün için tedarikli olmalısın.You must provide for a rainy day.
O kötü bir gün için kendini sigortalattı.He insured himself for a rainy day.
Kötü bir gün için tasarruf yapın.Save for a rainy day.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Kötü bir gün için bir kenara bir şey koymalısın.You should lay by something against a rainy day.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Acil bir durumda birikimlerine baş vurabilirsin.In an emergency you can fall back on your savings.
Acil bir durumda tasarruflarınıza baş vurabilirsiniz.In an emergency you can fall back on your savings.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.Macbeth raised an army to attack his enemy.
5 büyüklüğünde bir deprem Tokyo'yu salladı.An earthquake of magnitude 5 shook Tokyo.
Dağ bisikleti yarışları son birkaç yıldır genç Japonlarla tutuldu.Mountain bike racing has caught on with young Japanese in the past few years.
Michael geçim yapmak için zor bir süreç geçirdi.Michael had a hard time making ends meet.
Michael iki yakasını bir araya getirmekte zorlanıyordu.Michael had a hard time making ends meet.
Ben bir Microsoft Excel dosyası yükledim.I have attached a Microsoft Excel file.
Mike'ın güzel bir raketi var.Mike has a nice racket.
Mike öfkeli bir görüntü takındı.Mike wore an indignant look.
Mike erkek kardeşine kötü bir oyun oynadı.Mike played a bad trick on his brother.
Mike sabahtan beri bir model uçak yapıyor.Mike has been making a model plane since breakfast.
Mike yüzme kulübünün bir üyesi midir?Is Mike a member of the swimming club?
Mike gerçekten kız kardeşinin başka bir şey olduğunu düşünüyordu.Mike really thought your sister was something else.
Mike öneri şeklinde birkaç kelime söyledi.Mike said a few words by way of suggestion.
Mike voleybol takımının bir üyesi değildir.Mike is not a member of the volleyball team.
Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.Mike is always nagging his father to buy him a car.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Mike bir yıldır işşiz.Mike has been out of work for a year.
Mike günlüklerinden kaba bir tablo yaptı.Mike made a rude table from the logs.
Mike'ın annesi evlenmeden önce büyük bir şehirde yaşadı.Mike's mother lived in a big city before she married.
Mike'a göre, Mac yeni bir araba aldı.According to Mike, Mac bought a new car.
Mike'ın Florida'da birkaç arkadaşı var.Mike has a few friends in Florida.
Mike böyle bir şey yapmış olamaz.Mike cannot have done such a thing.
Bir barış adamı olan Martin Luther King Jr, bir suikastçinin mermisiyle öldürüldü.Martin Luther King, Jr., a man of peace, was killed by an assassin's bullet.
Martin Luther King siyah bir papazın oğluydu.Martin Luther King, Jr., was the son of a black minister.
Bayan March bana İngilizce bir sözlük verdi.Miss March gave me an English dictionary.
Otur ve bir süre dinlen.Sit down and take it easy for a while.
Martha, mükemmel bir piyanist.Martha is an excellent pianist.
Ne sevimli bir bebek! Onu tutabilir miyim?What a cute baby! May I hold her?
Margaret'in müzik için bir yeteneği var.Margaret has a talent for music.
Margeret, geçen cumartesi babası ile tanıştın, çok iyi bir tenis oyuncusu.Margaret, whose father you met last Sunday, is a very good tennis player.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Bir bakıma onu seviyorum.I sort of like him.
Sanırım bu bir Picasso'ya çok benziyor.I think it's very like a Picasso.
Tanrım, ne kirli bir müşteri!Gosh, what a dirty customer!
Ona biraz fikir vereceğim.I'll give it some thought.
Hong Myong Bo büyük bir oyuncu.Hong Myong Bo is a great player.
Bay Hopkins öyle bir yüksek sesle konuştu ki onu üst kattan duyabiliyordum.Mr Hopkins spoke in such a loud voice that I could hear him upstairs.
Ben sadece bir dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by only one minute.
Sadece birkaç öğrenci konuyu anladı.Only a few students understood the matter.
O şakadan başka bir şey değil.It is nothing but a joke.
Sadece bir avuç dolusu insan gerçeği biliyor.Only a handful of people know the fact.
Benim biraz şekere ihtiyacım var.I need a bit of sugar.

İlgili Sayfalar