bir arada ile cümle

bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, dein Vater ist nicht mehr unter uns.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, tatal tau nu mai este printre noi.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, ton père n'est plus parmi nous.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, tvůj otec už není mezi námi.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, twojego ojca już nie ma wśród nas.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarice, ο πατέρας σου δεν είναι πια ανάμεσά μας.
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Clarissa, tuo papà non è più tra noi
Clarice, uzun bir aradan sonra Baban artık aramızda.Кларис, твоего отца больше нет с нами.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Bạn cho chúng gần nhau dần dần đến một mức nào đó lực mạnh đó sẽ tóm chúng lại với nhau.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Egyre közelebb és közelebb kerülnek egymáshoz és egy bizonyos ponton az erős kölcsönhatás összetapasztja őket.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.E li si spinge sempre più vicini, e ad un certo punto l'interazione forte li trascina assieme.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Jij brengt ze dichter en dichter bij elkaar tot het punt waarop de sterke kracht ze samenvoegt.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.둘을 매우 가깝게 밀착시키면 어느 위치에서 강한 핵력이 작용해서 둘은 서로 당기게 됩니다.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.l'interaction forte finit par les faire fusionner.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Man bringt sie einander näher und näher, und irgendwann reißt die starke Kernkraft sie zusammen.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Můžete je přibližovat a přibližovat až do okamžiku, kdy je silná jaderná síla stiskne dohromady.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Ne saadaan yhä lähemmäs toisiaan, kunnes jossain vaiheessa vahva voima vetää ne yhteen.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Pe măsură ce îi apropii tot mai mult, la un anumit punct, forța puternică îi prinde și îi unește.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Saat anda mendekatkan keduanya pada suatu titik
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Se os aproximamos cada vez mais, a certa altura a força forte junta-os.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Y al ponerlos más cerca y más cerca y más cerca en algún momento la fuerza fuerte los amarra juntos.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.Можете да ги приближите все по-близо, и по-близо, и след това в някакъв момент мощната сила ги събира заедно.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.אתה מקרב אותם יותר ויותר ויותר ואז בנקודה מסויימת הכוח החזק מחזיק אותם יחד.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.حينما تقربهما أكثر وأكثر وأكثر عندها في نقطة معينة تقوم القوة الخارقة بسحبهم سوياً.
Daha ve daha da yakınlaştırırsanız bir noktaya geldiğinizde yüksek bir güç onları bir arada kavrar.強い力が2つを捕まえるのです そしてそれはヘリウム5という物質になります
Derinlik ve mahremiyet bir arada.Όχι, γιατί; Κάποτε ένιωσα έτσι.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.번역 시스템에서 언어가 스스로 번역할 수 없었던 것이 타도에바에서는 서로 연결되어 있어 가능합니다.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Linguages que nunca estariam juntas em um sistema tradicional podem estar conectadas no Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti. Muhteşem, değil mi?Dar de unde ne luăm propoziţiile şi cum le traducem?
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Sprachen, die einander in einem traditionellen System nie begegnen würden, können in Tatoeba verbunden werden.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Sprog, der aldrig ville have været fundet sammen i et traditionelt system, kan forbindes i Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Talen, die nooit samen zouden zijn opgenomen in een traditioneel systeem, komen elkaar nu tegen op Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Езици, които никога не са се срещали заедно в обичайни системи, могат да бъдат свързани в Tatoeba.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.Языки, которые никогда не нашли бы друг друга в традиционных системах, могут соприкоснуться в Tatoeba,
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.,שפות שלעולם לא היו מוצאות את עצמן ביחד במערכת מסורתית ,יכולות להתחבר בטטואבה
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.اللغات التي لم تتفاعل فيما بينها عبر نشاط لغوي تقليدي بإمكانها أن تحدث ذلك التفاعل في تاتويبا.
Diller kendilerini geleneksel sistemdeki gibi hiç bir arada görmemişti.タトエバでは結びつくことになります。 ね、素敵でしょう?
Diyelim ki, güncel petrol fiyatı ve yükseltilmiş rakamlar bir arada açıkça yürütülüyor.Então, digamos que o preço do petróleo atual é eu até manipulei um pouco os números, para ser mais simples
Diyelim ki, güncel petrol fiyatı ve yükseltilmiş rakamlar bir arada açıkça yürütülüyor.Значи, да кажем, че настоящата цена на нефта и някак си ще наглася числата, за да пресметна честно
Diyelim ki, güncel petrol fiyatı ve yükseltilmiş rakamlar bir arada açıkça yürütülüyor.Скажімо, поточна ціна нафти я припускаю цифри, але це досить добре працює
Dünya üzerindeki tüm levhaların bir arada olduğu bir süper-kıta hayal edebiliriz.the entire all of the contenants in the world merge in to one super continent
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.Itt látjuk:
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.미시건에서 누군가 끄적인 말입니다.
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz."Sinto que não me vou divertir se não formos os dois".
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.Vediamo: "Sento che non sarà divertente se non lo sarà per entrambi".
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.We zien: "Ik voel dat ik me niet ga vermaken als we het niet allebei doen."
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.Widzimy tu: "Czuję, że nie będę się dobrze bawić, jeśli nie będziemy razem".
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.Βλέπουμε εδώ "Νιώθω πως δεν θα διασκεδάσω καθόλου αν δεν είμαστε κ οι δυο".
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.ניתן לראות, "אני פשוט מרגיש שאני לא אהנה
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.نشاهد، " أشعر بأنني لن أستمتع
"Eğer ikimiz bir arada olmazsak eğlenecekmişim gibi hissetmiyorum" ifadesi görüyoruz.これはミシガン州の誰かによるものです
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Eu não acredito em articulações mas elas mantêm o nosso corpo unido.'" --
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Ich glaube nicht alle Verbindungen, aber sie halten den Körper zusammen." -
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Ik geloof niet in banden, maar ze houden je lichaam wel samen."
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Jag tror inte på leder, men de håller ju ihop kroppen'" --
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Je ne crois pas dans les articulations, mais c'est ce qui assure la cohésion du corps. "
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --"'나도 합작(joints)을 좋아하진 않아, 하지만 "관절(joints)들이 몸을 연결해주잖아.'"--
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Nem hiszek az ízületekben, de tényleg összetartják a tested.'" --
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Nevěřím na klouby, ale drží naše tělo pohromadě." -
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --Nie wierzę w stawy, ale utrzymują one nasze ciało w jednym kawałku"

İlgili Sayfalar