Onlar bir araba kazasında yaralandılar.They were injured in a car accident.
Ücretsiz bir araba kazandım.I won a free car.
Ücretsiz bir araba kazandın, değil mi?You won a free car, didn't you?
Bedava bir araba kazandı.He won a free car.
O ücretsiz bir araba kazandı.She won a free car.
Mary ücretsiz bir araba kazandı.Mary won a free car.
Biz ücretsiz bir araba kazandık.We won a free car.
Onlar ücretsiz bir araba kazandı.They won a free car.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorum.I am making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorsunuz, değil mi?You are making spare parts in a car factory, aren't you?
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.He is making spare parts in a car factory.
Mary bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.Mary is making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyoruz.We are making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorlar.They are making spare parts in a car factory.
O, ekonomi sınıfı bir araba istedi.He wanted an economy car.
Mary ekonomi sınıfı bir araba istedi.Mary wanted an economy car.
Biz ekonomik bir araba istedik.We wanted an economy car.
Onlar ekonomik bir araba istediler.They wanted an economy car.
Onlar ekonomi sınıfı bir araba istediler.They wanted an economy car.
Tom'un bir araba satın almak için yeterinden fazla parası var.Tom has more than enough money to buy a car.
Küçük bir araba büyük olandan daha ucuzdur.A small car is cheaper than a big one.
Ben bir araba sürüyorum.I'm driving a car.
O da bir araba kiralayabilirdi.She could also hire a car.
Ayrıca bir araba kiralayabilirsin.You could also hire a car.
Tom bir araba kiralamak istedi.Tom wanted to rent a car.
Tom'un bir araba kiralamak için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to rent a car.
Tom havaalanında bir araba kiraladı ve onu Mary'nin evine sürdü.Tom rented a car at the airport and drove it to Mary's house.
İyi bir araba almam gerektiğini düşünüyorum.I think that I should buy a good car.
Noele kadar bir araba almak için yeterli para biriktirmeliydim.I ought to have enough money saved up to buy a car by Christmas.
O, yabancı bir araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy a foreign car.
Tom korkunç bir araba kazasındaydı.Tom was in a terrible car accident.
Geçen yıl yeni bir araba satın aldım.I purchased a new car last year.
Paul Walker bir araba kazasında öldüğü için çok üzgünüm.I'm so sorry that Paul Walker died in a car crash.
Bu ne? Bu bir araba.What is this? This is a car.
Bir araba kullanmak için, bir sürücü belgesi almak zorundasın.To drive a car, you have to get a driver license.
O yeni kırmızı üstü açılabilir bir araba sürüyordu.He was driving a new red convertible.
Tom'un yeni bir araba aldığını biliyor muydun?Did you know that Tom bought a new car?
Tom'un çok parası olsa muhtemelen kendine pahalı bir araba alır.If Tom had a lot of money, he'd probably buy himself an expensive car.
Bu bir araba için gerçekten kırmızının garip bir tonu.That's a really weird shade of red for a car.
Tom'un yeni bir araba satın almaya gücü yetmez.Tom can't afford to buy a new car.
Tom bir araba satın alamaz.Tom can't buy a car.
Tom kiralık bir araba kullanıyor.Tom is driving a rental car.
Tom, hareket eden bir arabadan atladı.Tom jumped out of a moving car.
O, kiralık bir araba.It's a rented car.
Tom birikimlerini kullanarak bir araba aldı.Tom bought a car using his savings.
Tom geçen yıl Boston'da bir araba kazasında öldürüldü.Tom was killed in a car crash last year in Boston.
Tom Boston'da bir araba kazası geçirdi.Tom had a car accident in Boston.
Bu bir araba ve şu bir otobüstür.This is a car and that is a bus.
Kırmızı bir arabam var.I have a red car.
Tom bir araba bayiliğine sahiptir.Tom owns a car dealership.
Yeni bir araba aldığın doğru mu?Is it true that you got a new car?
Tom dün gece bir araba kazasında öldü.Tom was killed in a car accident last night.
Kuadriga dört at tarafından çekilen bir arabadır.A quadriga is a chariot drawn by four horses.
Dedem yirminci doğum günüm için bana bir araba verdi.My grandfather gave me a car for my twentieth birthday.
Büyükbabam yirminci doğum günüm için bana bir araba hediye etti.My grandfather gave me a car for my twentieth birthday.
Tanıdığım kimse bir araba için hiç etiket fiyatını ödemedi.Nobody I know ever paid sticker price for a car.
Gerçekten yeni bir araba almalısın.You really should buy a new car.
Tom eski bir araba aldığını söyledi.Tom said that he bought an old car.
Tom'da az önce bir araba satın aldı.Tom just bought a car, too.
Tom, Mary'ye neden yeni bir araba satın almaya ihtiyacı olduğunu açıkladı.Tom explained to Mary why he needed to buy a new car.