Ben kullanılmış bir araba satın alma gücüne sahip değilim.I cannot afford buying a used car.
Kullanılmış bir araba almam çok zor.I cannot afford buying a used car.
Kullanılmış bir araba satın alamam.I cannot afford buying a used car.
O bir araba sürecek kadar yaşlı.He's old enough to drive a car.
Bu hafta sonu bir araba almak zorundayım.I have to buy a car this weekend.
Gelecek ay yeni bir araba alıyoruz.We're getting a new car next month.
Dün Derry'de bir araba aldım.I bought a car in Derry yesterday.
Bu dün Deri'de satın aldığım bir araba.It's a car that I bought in Derry yesterday.
Bu benim aldığım bir araba.It's a car that I bought.
Bir araba ödünç aldım.I've borrowed a car.
Test sürüşünü geçtikten sonra bir araba aldı.After she had passed her driving test, she bought a car.
Kilisenin önünde bir araba var.There is a car in front of the church.
Ona ona kullanılmış bir araba almamasını tavsiye etti.She advised him not to buy a used car.
Ona bir araba satın aldı.She bought him a car.
Kendisine yeni bir araba satın alması için onu ikna edemedi.She couldn't convince him to buy her a new car.
O, onun tarafından sürülen bir arabada asla bulunmadı.She has never been in a car driven by him.
Sanırım makul bir araba almamın zamanıdır.I think it's time for me to buy a decent car.
Sanırım yeni bir araba almamın zamanıdır.I think it's time for me to buy a new car.
Sanırım oğluma bir araba almamın zamanıdır.I think it's time for me to buy my son a car.
Almaya gücüm yeter yetmez yeni bir araba almayı planlıyorum.I plan to buy a new car as soon as I can afford one.
Ben yeni bir araba satın almak istiyorum.I want to buy a new car.
Ben güneş enerjisi ile çalışan bir araba istiyorum.I want a car that runs on solar power.
Tom ne tür bir araba sürer?What kind of car does Tom drive?
Tom neredeyse bir araba tarafından çarpılacaktı.Tom was almost hit by a car.
Tom zengin olmalı. O çok güzel bir araba sürüyor.Tom must be well off. He drives a very nice car.
Tom gelecek hafta yeni bir araba satın alacak.Tom is going to buy a new car next weekend.
Sanırım Tom ithal bir araba sürer.Tom drives an imported car I think.
Tom siyah bir araba sürer, değil mi?Tom drives a black car, doesn't he?
Tom dün yeni bir araba satın almadı, değil mi?Tom didn't buy a new car yesterday, did he?
Tom henüz bir araba süremiyor.Tom can't drive a car yet.
Tom bir araba süremez bu yüzden her zaman bir bisiklete biner.Tom can't drive a car so he always rides a bicycle.
Tom yeni bir araba aldı.Tom bought a new car.
Tom'un daha küçük bir araba almayı düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom has ever considered buying a smaller car.
Tom'un şimdiye kadar böyle küçük bir araba sürmeyi düşüneceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider driving such a small car.
Mary böylesine küçük bir araba aldığı için Tom şaşırmıştı.Tom was surprised that Mary bought such a small car.
Profesyonel bir hırsız bir araba kapısını bir levye ile zaman kaybetmeden açabilir.A professional thief can jimmy a car door in no time.
O bir araba alamaz.He isn't able to buy a car.
Tom, bir araba kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a car accident.
Tom bir araba satın almak için yeterli parayı tasarruf etmek istedi.Tom wanted save up enough money to buy a car.
Tom Mary'nin bir araba sürmediğini düşündü.Tom thought that Mary didn't drive a car.
Tom Mary'nin böyle küçük bir araba satın almak istemeyeceğini düşündü.Tom thought Mary wouldn't want to buy such a small car.
Tom Mary'nin sahip olduğu araba gibi bir arabada asla bulunmadı.Tom has never been in a car like the one Mary owns.
Tom kesinlikle hoş bir araba sürer.Tom certainly drives a nice car.
Polisler park yakınında terkedilmiş bir arabada bir ceset buldu.The police found a dead body in an abandoned car near the park.
Biz hepimiz yeni bir araba ya da yeni bir telefon istiyoruz.We all want a new car or a new phone.
O nasıl bir araba süreceğini öğrenmeyi başardı.She managed to learn how to drive a car.
Tom hafta sonu için bir araba kiraladı.Tom rented a car for the weekend.
Sanırım yeni bir araba satın alacağım.I think I'll buy a new car.
Kullanılmış bir araba bile almaya gücüm yetmez.I can't even afford to buy a used car.
Asla bir arabam olmadı.I never had a car.
Eğer yeni bir araba alırsan, eskisini ne yapacaksın?If you buy a new car, what will you do with the old one?
O, ona yeni bir araba alması için onu ikna edemiyor.She cannot persuade him to buy her a new car.
Geçen hafta yeni bir araba satın aldım.I bought a new car last week.
Manuel şanzımanlı bir araba sürebilir misin?Can you drive a car with manual transmission?
Gerçekten yeni bir araba almalıyız, değil mi?We really should buy a new car, shouldn't we?
Onun işinde o bir araba olmadan yapamaz.In his business, he can't do without a car.
O bir araba satın aldı.He bought a car.
Tom bir araba kullanabilir.Tom is able to drive a car.
Irmağın kenarında terkedilmiş bir araba vardı.There was an abandoned car by the river.
Tom bir araba süremeyecek kadar çok genç.Tom is too young to drive a car.